Ana Sayfaya Git  Halk meclisleri index sayfasina git...  

Halkin acil ve yakici sorunlarini çözebilmek amacina uygun gerekli bir mekanizma olan Halk Meclislerinin tarihteki yeri

Halkin Gücü: Halk Meclisleri -XII

Nisan krizinin gösterdigi olgu, ikili erkin çok uzun bir süre devam edemeyecegi, ya erkin net bir biçimde bir çizgide kalacak olan Sovyetlere geçecegi ya da Sovyetlerin giderek geçici hükümetin kuyruguna takilacagiydi. Burjuvazi bu ikinci seçenegi pekistirmek için hükümetin bagrina birkaç ‘‘huylu-ilimli’’ Sovyet temsilcisini de katmaktan yanaydi. Böylece kendi uygulayacagi isçi düsmani politikaya Sovyetleri de alet etmeyi planliyordu. Ilk seçenekten yana olan sadece Bolsevikler vardi.

M. KIZILTEPE

SUBAT-TEMMUZ 1917 DÖNEMINDE SOVYETLER, IKILI ERKIN ORTAYA ÇIKISI

Önceki yazilardan da okudugumuz gibi, Subat 1971 devriminin kendine özgü bir önemi vardir ki, o da, diger önemli sonuçlarinin yanisira, ikili erk dedigimiz siyasal durumu ortaya çikarmis olmasidir. Nereden kaynaklaniyor ikili erkin önemi? Suradan ki, halkin devrimci-demokrat siyasal temsilcileri, hakim siniflarin erkine pararel bir siyasal yapi olusturmuslar ve bu yapiyla geçici hükümetin tüm icraatini yakindan denetleyerek kendi iradelerini onlara bu sayede dayatmislardir. Geçici hükümetin bu dönemdeki islevi gerçekten çok zordu, çünkü Sovyetlerin onaylacagi bir siyaseti gütse bir türlü, gütmese bir türlüydü. Kralci, gerici siniflar ve burjuvaziden baska halkin hemen hiçbir kesimi geçici hükümeti desteklemiyordu. Oysa Sovyetler ise basta isçi sinifi ve yoksul kir emekçileri olmak üzere tüm halk katmanlarinin sözcüsü durumundaydilar.

Basta Petrograd olmak üzere birçok kentte erk aslinda Sovyet’in elindeydi. Demiryolu isçilerinden tutun da askeri birliklere kadar herkes Sovyetlerin direktiflerin göre hareket ediyordu. özellikle askersel konularda geçici hükümetin atacagi hiçbir adim Sovyetlerin isteklerinin disinda olmazdi. Oysa Sovyetlerin hükümet olmak gibi bir sorunu yoktu. Önemli olan halkin acil istemleri dogrultusunda devlet erkini zorlamak ve yaptirimda bulunmakti.

Tabii Sovyetlerin içinde bulunan çesitli siyasetlerin temsilcileri, giderek kizisan sinif savasiminin zorlamasiyla farkli farkli tutumlar aliyorlar, sinifsal yapilari daha açik bir biçimde ortaya koyuyorlardi. Örnegin Mensevikler ya da Sosyalist Devrimciler (SR’lar) olsun, o dönemde ufak bir azinligi olusturan Bolseviklerden çok farkli fikirleri savunuyorlardi. Fikir farkliliklari devrimin sinifsal niteligi, devrimde burjuvazinin rolü gibi son derece hassas ve kilit sorunlar üzerinde oldugu zaman bunun doguracagi sonuçlar da kaçinilmaz olarak o derece önemli oluyordu. 1917 Subat-Ekim devriminin bu anlamda edindigi deneyimlerden asagida yeri geldiginde söz edecegiz.

Sovyetlerle ilgili olarak isçilerin, askerlerin ve de zamanla giderek artan ölçüde tarim emekçilerinin görüsleri ise sinfsal ve son derece açikti. Sovyetleri, kendilerini tüm ezen ve sömürenlere karsi direnme, kafa tutma örgütleri olarak görüyorlardi. Yillarin ezilmisligine, horlanmaya karsi biriktirmis oldugu kin ve öfke, zaman zaman tabanda Sovyetlerin aldigi kararlari uygulamada öznel davranislarin agir basmasina da neden oluyordu. Buna tipik bir örnek olarak Mart ayinin basinda geçici hükümetin, çarlik ailesinin ülkeden kaçma planlarini destekledigi seklinde söylentilerin ortaya çikmasiyla birlikte Petrograd Sovyeti'nin tabandaki isçi ve askerleri harekete geçirip bu girisimlerin bosa çikarilmasi için gösterilen tepkiyi verebiliriz. Anlasildigi gibi, aslinda iki tarafin arasinda bu dönem süresince çok özel bir iliski vardi. Söyle ki ikisi de bir öteki olmadan isleri istedigi gibi yürütemiyordu. Bu olgunun geçici hükümet için geçerliligi gayet açiktir, çünkü bu kurumun yönetilicilik görevini sürdürebilmesi için Sovyetlerin onayi gerekliydi. Öte yandan Sovyetler için bu gereklilik ise birkaç nedenden kaynaklaniyordu:

Birinci olarak kadrolarinin hükümet olusturup ülke yönetecek duruma henüz gelmedigi söylenebilir. Ikinci olarak, ülke yönetebilecek deneyimde kadro olmasina ragmen bunu bir burjuva-liberal hükümete yaptirip isler iyi gitmediginde suçu ona yükleyip kendini temize çikarmak kaygusu olabilir. Bu iki neden çesitli tarihbilimciler tarafindan defalarca ileri sürüldü. Ancak kanimizca esas neden baskaydi: Mensevik-SR partilerinin agirlikta, Bolseviklerin ise azinlikta oldugu Sovyetlerde yönetim kadrolarinin ülkeyi yönetmek konusunda kendilerine tam güveni yoktu, oportünistlik yapip muhalefette kalmayi yegliyorlardi. Açikcasi, 1917 Subatinda baslayan devrim sürecesinde burjuvazinin liberal kanadinin devrimci bir rol oynabilecegine inaniyorlar, hükümette onu zor durumda birakmak istemiyorlardi. Ancak sinif savasimi evrensel ve acimasiz yasalariyla Rus devriminde de isiliyordu! Subat 1917’de Rus burjuvazine 1789 Fransiz devriminde burjvazinin oynadigi rolü yakistirmaya kalktiginda yasamin kendisi bunu pratikte reddediyordu! Tabii bunun kanitlanmasi için kisa da olsa bir süre geçecek, ve bir süredir ‘‘tüm iktidar Sovyetlere’’ belgisiyle kiyasiya ideolojik savasim veren Bolseviklerin görüslerine Sovyetler yavas yavas katilmaya baslayacakti.

Geçici hükümetle Sovyetler arasinda süregiden bu ikili erk iki aylik bir süreden sonra ‘‘Milyukov krizi’’ ya da ‘‘Nisan krizi’’ diye anilan olayla ilk ciddi sinavini vermek durumunda kaldi. Olayin temelinde geçici hükümetin izlemesi gereken dis siyasetin ne olacagi yatiyordu. Bilindigi gibi 1. Dünya Savasi o siralarda tüm siddetiyle sürüyor, yillardir cephede kendilerine ait olmayan bir savas ugruna milyonlarca kayip veren Rus ordulari bir an önce bir baris anlasmasinin imzalanip evlerine dönmek istiyorlardi. Savasin bir an önce sona erdirilmesi mi yoksa sürdürülmesi mi konusunda ise geçici hükümetle Sovyetler arasinda önemli görüs ayriliklari bulunuyordu. Mensevikler ve SR’ler de dahil olmak üzere Petrograd Sovyetinin büyük çogunlugu, halklarin kendi kaderlerini kendilerinin tayin etmesi ilkesi temelinde bir baris anlasmasinin imzalanmasindan yanaydilar. Ayrica bu amaç dogrultusunda da 27 Mart’ta ‘‘Tüm dünya halklarina çagri’’ baslikli bir bildiri yayinlayip tüm ülkelerin proleterlerine hükümetlerini baris konusunda görüsmelere oturmak üzere baski yapmaya çagirdilar. Bu siralarda ülkeye dönüse geçen Lenin’in ve diger Bolsevik kadrolarinin ülkedeki parti örgütlerine gönderdikleri direktifler de bu yöndeydi.

Oysa geçici hükümet ise hiç bu fikirde degildi. Özellikle de Dis isleri Bakani Milyukov hükümetin olabildigince ilhaki gerçeklestirip ondan sonra baris görüsmelerine baslamasini istiyordu. Milyukov’un 18 Nisan tarihli ve içerik olarak da zafere ulasana kadar savasin devami çagrisini yapan bir notunu basin yayinlayinca kiyamet koptu! Askerler ve isçiler arasinda huzursuzluk son derece artti. Geçici hükümeti istifaya çagiran bu gösterilere gericiler saldirmaya kalkinca kanli çatismalar oldu. Nisan krizinin patlamasiyla birlikte geçici hükümete karsi kesin bir tavir almakta tereddüt eden Petrograd Sovyetinin tutumu kaypakligini sürdürdü. Tabandan gelen, eylem koyma yönünde yogun yiginsal baskiya ragmen Petrograd Sovyeti ortaci bir tutum takinarak bir yandan askerlere kislalarina geri dönme, isçi ve emekçilere de eylemlerini durdurma çagrisinda bulunurken, öte yandan da geçici hükümetten Milyukov’un notuyla ilgili olarak açiklama yapmasi talebinde bulundu.

Nisan krizinin aslinda gösterdigi olgu, ikili erkin çok uzun bir süre devam edemeyecegi, erkin net bir biçimde bir çizgide kalacak olan Sovyetlere geçecegi, ya da Sovyetlerin giderek geçici hükümetin kuyruguna takilacagiydi. Burjuvazi bu ikinci seçenegi pekistirmek için hükümetin bagrina birkaç ‘‘huylu-ilimli’’ Sovyet temsilcisini de katmaktan yanaydi. Böylece kendi uygulayacagi isçi düsmani politikaya Sovyetleri de alet etmeyi planliyordu. Ilk seçenekten yana olan sadece Bolsevikler vardi. Ancak onlarin görüslerinin o dönemde Sovyetlerin bagrinda azinlikta olusu durumu degistirmeye yetmiyordu. Böyle olunca da, 2 Mayis günü toplanan Sovyet yürütme komitesi, 19 oya karsi 44 oyla Sovyet temlsicilerinin geçici hükümette yer almasini kararlastirdi. Kerenski Savas Bakanligina, Seretelli Ulasim Bakanligina ancak özel olarak da Sovyetlerle iliskilerin yürütülmesi sorumluluguna ve Chernov da Tarim bakanliklarina atandilar. Bu üç bakanin içinde özellikle Kerenski, hem elinde bulundurdugu bakanlikla, hem de hükümet çevrelerinin içindeki iliskileri sayesinde önemli bir rol oynamaya basladi. Açiktir ki bu yeni durumdan isçi ve emekçi yiginlarinin hiçbir çikari yoktu ve gözler giderek daha da artan bir oranda Bolseviklerin Sovyetlerlerin bagrinda izledikleri siyasete dogru dönüyordu. Lenin’in önderligindeki Bolsevikler de ta basindan beri sinifsal konumlarini tutarli biçimde yürüttükleri siyaset sayesinde dosta düsmana ilan etmislerdi. Gelecek günlerin bu türden geçici çözümler de elinin tersiyle itecegine Bolsevikler kesinlikle inaniyorlardi.