SUSURLUK RAPORU ÇETELERI ORTAYA ÇIKARMIYOR, ÇETELERI AKLIYOR!

UMUT GAZIOGLU

Aylardir beklenen Kutlu Savas’in Susurluk Raporu, CHP Genel Baskani Deniz Baykal’in deyimiyle “dag fare dogurdu”. Çünkü, Basbakanın da mensubu bulundugu fasist-çete-TC devleti, ihanet edeni ezer yok ederdi. Bosuna dememisti; ortada kellesi vardi. “Ihaneti” göze alsaydi, çeteler konusunda aydinlatacagi toplumun genis oy destegiyle tek basina iktidar yolu açiliyordu. Tekbasina iktidar tatli ama can daha tatliydi.

Demek ki, gerçekte süper müfettis Kutlu Savas’ in aylardan beri üzerinde çalistigi Susurluk raporu kelle kurtarma raporuydu. Bu, çete-devlet isbirliginin baslangici olarak 1993 yilinin alinmasindan ve sik sik TSK’nin temizliginin, çetelere bulasmadiginin gündeme getirilmesinden anlasilmiyor mu? MGK’si ve çetesiyle burjuva devleti Yilmaz’a, toplumun nefretini kazanmis ve artik ise yaramayan siyasi rakibi Çiller’i siyasetten silme izni veriyor bu tarih baslangiciyla. Böylece Refah’ in kapatilip, Erbakan’in da güres meydanindan atilmasiyla, meydanda sag güresen tek pehlivan Mesut Yilmaz kalacakti. Bu nedenle bölük pörçük açiklanmis olan raporda, bugüne kadar bilinenlerden bir dirhem bile fazlalik yoktu.

Kutlu Savas’in çete-devletin temeline inememesi, yani devletin ne zaman çetelerle isbirligi yaptigini, çeteleri kullanmaya basladigini ögrenememis olmasi mümkün degildir. Bu raporun, çeteleri ortaya çikarmak için degil, çetelerle isbirligi yapan devleti ve dolayisiyla devletle isbirligi yapmis çete elemanlarini aklamak için yazildigi anlasiliyor. F. Altayli Kutlu Savas raporu için söyle diyor:

“Yazik onca zamana. Suya sabuna dokunmamak için Yesil’in etrafinda döndürülüp dolastirilmis... Devlet sirri olabilecek seyler açikta, çete sirlari gizli. Aslinda rapor bugünkü Basbakan için ismarlama ama öyle kötü ki, ismarlayana bile yaramiyor. Hatta zarar veriyor... Ve çetenin hala is basinda oldugunu kanitliyor… ” (Hürriyet, 25.1.1998)

Rapor çetenin hala isbasinda oldugunu kanitliyor. Bunu bir iki gün sonra bizzat Devlet Bakani Eyüp Asik onayliyor. Bakin M. Sarikaya’nin “…devletin içine sizmis çetelerin faaliyeti bitti mi?”sorusunu nasil yanitliyor: “Çete faaliyeti bitmek bir yana, son günlerde daha da yogunlasti. Örnegin, her tarafta aranan kanun kaçagi ve çete üyesi Haluk Kirci, daha 20-25 gün önce Ankara’da, Emniyet Genel Müdürlügü Özel Harekat Daire Baskanligi’na gitmis. Özel Tim’de çay kahve içip sohbetler yapmis. Elini kolunu sallayip gitmis. Hiçbirsey yapilmamamis…” Bu bilgilere sahip olan bir devlet bakani neden yetkisini kullanarak onu yakalatmamis? Gücü yetmez. Çünkü çeteler devletin zirvesindeler, bakanlardan da yukarida!

Kutlu Savas’in ikinci raporu bu. Birinci raporunu, Özal’in emriyle MiT üzerine yazmisti. Çeteler üzerine üç kitap yazmis, Meclis komisyonu ve Kutlu Savas raporlarindan daha fazla kamuoyunu aydinlatmis olan gazeteci Soner Yalçin sunlari söylüyor:

“Özal arastirma görevini Kutlu Savas’a vermisti. Savas isi siki tutmadi. Birkaç kisi MiT’ten istifa ettirildi. MiT raporunda itham edilenlerin hepsi yükseldi. Sonuçta, Susurluk kazasina kadar gelindi. Susurluk meselesinden de iki kisi içeride… Bir yili askindir bu millet Susurluk’u tartisiyor…”

Suçlanip da yükselenlerin kimler oldugunu tahmin edersiniz. S.Yalçin açikliyor: “Evet, iki Mehmet. (Mehmet Eymür ile Mehmet Agar) Aradan yillar geçiyor 2. MiT raporu ve Susurluk kazasiyla yine iki Mehmet karsi karsiya! Koskoca Türkiye Cumhuriyeti iki Mehmet’e mi kalmis? iki Mehmet’in kavgasi yüzünden mi bunlari yasiyor?” Bu sonuca varip, böyle bir soru sormak, çete devlet iliskisini çok basite indirgemektir. Eminiz ki, korktugu için böyle konusuyor Yalçin. Kendisiyle Hürriyet’te (27 Ocak 1998) yapilan söylesinin sonlarina yakin söyledigi “…Bu ülkede yasamak istemiyorum. Gazeteci olarak hukuk bana lazim. Behcet Cantürk kitabini korka korka yazdim. Mesut Yilmaz’a bazi bilgileri sakladigimi söyledim. Oysa gazeteci olarak mansete çikaracagim bilgileri satir aralarina sakladim. ”sözleri bunu açikça gösteriyor.

Simdi sormak gerekir: K. Savas’in bu 2. Rapo-runda ismen suçladiklari nerelere yükselecek? Raporun hazirlandigi dönem içinde, daha dogrusu tamamlanmaya yakin Mehmet Eymür ödüllendirilerek Washington Büyükelçiligine yükseltildi. Simdilik DGM’de sözde sorusturulmasina baslanan M. Agar, aklandirilip Tansu’nun yerine DYP’nin basina getirildikten sonra, MHP ile ayni çati altina sokulursa sas-mayalim. Yani Agar’a Basbakanlik yolu bile açilabilir. Tetikçi, profesyonel katil, içkence ve ölüm makinasi, yargisiz infazci Yesil ise herhalde bir süre sonra MiT’in basina oturtulur!

TC Devletinin suçlulari, katilleri kullanarak çetelesmeye baslamasinin 70’li yillara indigini bilmeyen mi var? Bugün çeteler, siyasi ve askeri güçler arasinda denge saglayarak, devleti ayakta tutmayi basaran Demirel’in, “bana sagcilar da suç isliyor dedirtemezsiniz. Onlar devlete yardim ediyorlar” sözleri çetelesmenin ‘miladi’ degil midir? Kutlu Savas, hem bu yillari hem de Yilmaz’in bakanlik ve Basbakanlik yaptigi dönemleri görmezlikten gelmistir. Hürriyet yazari (29 Ocak 1998) Sedat Ergin, söyle yaziyor:

“Yilmaz, israrla Çatli için: ‘ Devlet tarafindan kullanilip bir kenara atilmis, saatli bomba gibi olmus’ diyordu. Yaptiklarini açikça hakli göstermektir bunu vurgulamak. Kullanmissa sahip çiksaydi ve kullanmaya devam etseydi demektir. Bunun bir bakima Çiller’in, ‘Vatan için ölen de, tetik çeken de kahramandir’ sözünden farki yoktur. Kisacasi derin devlet, yani burjuvazinin çetelesmis TC devleti, Kutlu Savas’a dikte ettirdigi bu raporla Yilmaz’a neler yapmasi ve nasil hareket etmesi gerektigini buyurmustur. Öyle hareket edecek ve çeteler temize çikacaktir. Çünkü Demirel: ‘Münferit bazi hadiselerin ne kadar önemli olsa da devlet ve devletin kurumlarina maledilmesi ve buradan yola çikilarak Türkiye’nin devlet olarak, millet olarak güçsüz gösterilmesi fevkalade yanlistir’ diyor. Çünkü Karadayi: ‘Bölünmez bir bütün olan yüce Türk milletinin güven ve huzuruna kastedecek hainlerin, Türk silahli kuvvetlerinin kararli tutumuyla yok olup gideceginden kimsenin süphesi olmamalidir’ diyor.

Susurluk çetelerinin tartisildigi ve kamu oyuna maledildigi dönemde bu sözler, Yilmaz’a buyruk ve topluma gözdagidir.