Isçinin Sesi

MEKTUPLAR


Burjuvazinin çetelere, mafyalara batmis düzenini yirtip atacak olan isçi sinifi ve emekçi halkimizin, kurtulusu, özgürlügü, yarinlara güvenle bakabilmesi için, devrimin yolunu aydinlatacak güçlü bir mesaleye ihtiyaci var. Bu mesale ISÇININ SESI’dir! Bu mesaleyi güçlendirelim, aydinligini her yere ulastiralim.

Küçüktür, büyüktür demeden her yerden, her olaydan, sorunlarimizdan, ihtiyaçlarimizdan, örnek alinmasi gereken eylemlerimizden, yayinlanir yayinlanmaz endisesine kapilmadan, ISÇININ SESI’ni bilgilendirin. Yayinlanmayan yazilarin bile büyük yarari oldugunu unutmayin!

Ne olursa olsun degismeyecek alin yazimizi yineleyin:

ISÇININ SESI ile örgüt büyür,

Örgüt ile ISÇININ SESI büyür.

Lenin’in su sözleri bize rehberdir:

“En çok gereksinim duydugumuz sey gazetedir. Onsuz, özel olarak toplumun en genis katmanlari arasinda siyasete ve sosyalizmin sorunlarina karsi ilgi uyanmisken ve genelde Sosyal-Demokrasinin (komünizmin -I.S.) en temel ve kalici görevi olan sistematik, çok yönlü propaganda ve ajitasyonu ilkesel ve tutarli biçimde yürütemeyiz.

‘‘Hiç abartmasiz su denebilir ki, bir gazetenin baskisinin (ve dagitiminin) sikligi ve düzenliligi, militan çalismalarimizin bu en önemli ve yasamsal bölü-münün ne denli iyi örgütlendiginin kesin bir ölçütüdür.

‘‘Dahasi, bir gazetenin rolü, yalnizca fikirlerin yayilmasi, siyasal egitim ve siyasal baglasiklar kazanmayla sinirli degildir. Bir gazete yalnizca kollektif propagandist ve kollektif ajitatör degil, ayni zamanda kollektif bir örgütçüdür. Bu son anlamda, insaat halindeki binanin çevresinde kurulmus, onun köselerini isaretleyen ve yapicilar arasindaki iletisimi saglayan iskeleye benzetilebilir.” (Lenin, Nereden Baslamali?)

Yillardir, her çesidinden burun bükmelere karsin israrla, inatla yineledigimiz belgimiz Lenin”in bize armagidir:

Devrimci teori olmadan

devrimci eylem olmaz...

Yine yillardir gönlerden indirmedigimiz, gerçek partilinin ayraci belgimiz vardir;

Devrimci savasim,

devrimci özveri üzerinde yükselir.

Türkiye Komünist Partisi’nin 9. kongresinden bu yana yeniden yakaladigimiz, yeniden ögrendigimiz, yeniden kiyasiya uygulayacagimiz bir belgimiz daha vardir;

Devrimci özveri de,

devrimci savasim üzerinde yükselir.

Yoldaslar! Bu dört belgi isiginda koyulmus eylem haberlerinizi, bilgilendirmelerinizi, düsüncelerinizi, sorunlarinizi, yani mektuplarinizi (E-Posta daha da iyi olur) bekliyoruz.

Halkimizi güzel günlere TKP tasiyacaktir! Öyle ya da böyle!


Dogru Özelestiri, Dogruyu Getirir:

Yalnizca ve Yalnizca Kosmaliyiz

Bugün partinin içinde bulundugu durumu herkes çok iyi biliyor. Parti, güçlenmesi gerekiyorken, kendi iç meseleleriyle ugrasiyor ve açilim gösteremiyor. Bu kötü durumu düzeltmenin tek yolu, yalnizca ve yalnizca daha fazla çalismak ve kosmaktir. Baskaca ciddi bir eksigimizin oldugunu sanmiyorum.

Gelelim asil konuya. Parti geçtigimiz aylarda büyük bir sorun yasadi. Benim gibi birçok insanin da kafasi karisti. Ben biraz konuya uzak oldugum için yanlis bir tutum aldim. Bu tutumumun uzun sürmesindeki neden, olaylara tek yanli bakmamdi. Üzücü yanlislar, bazi yoldaslarin bana olan güvenini sarsmistir. Tabii insanlar hata yapmadan dogruya ulasamazlar.

Sonra düsündügümde, yanlis yaptigimin farkina vardim. Bir tarafta asilsiz suçlamalar, diger tarafta ise tüm zorluklara ragmen mücadele eden, zorluklarini tek tek ele alan ve bunlari asma iradesi gösteren parti.

Ben de, dogruya ulasmanin sevinciyle, tüm partili yoldaslarimdan özür diliyorum. Bundan sonra yolumdan sapmayacagima ve inatçi bir sekilde mücadele edecegime, yanlislarin üzerine yürüyecegime, partime ve sosyalizm mücadelesine sonuna kadar bagli kalacagima, tüm devrim sehitleri nezdinde söz veriyorum.

Yasasin Devrim!

Yasasim partim! D. Yüce, Istanbul.


Tartisma sürecinin ortaya çikardigi gerçekler

Çözülmeyen sorunlardan insanlar bikmis. Taban, ne yapsak Genel Merkez duymaz, görmez, dolayisiyla hiçbir sey yapmayalim mantigiyla karismamis, çalismamis, atil kalmis.

Yereldeki profesyoneller despot, lümpen tavirlariyla örgütü yönetmeye kalkmis. Kollektif karar alma yerine, bireysel kararlar alarak tek adamliga oynamis. Neredeyse, en tepe noktaya bile akil verir duruma gelmis. Bir kisim yönetici de, çözüm üretmek yerine, kafasini boynunun içine çekip ne yapayim demis.

Bu tür insanlara aylarca yillarca müdahale edilmeyince, gidisten Genel Sekreterin haberi var düsüncesi örgüte hakim olmus. Insanlarin merkeze karsi, genel sekretere karsi güveninde yer yer sarsilmalar olmus. Hatta kopmalar da olmustur. Demek ki, bu kisilerde kismen de olsa, güvensizlik, iletisimsizlik, hatta ben de olaylari artik degerlendirecek noktadayim diye, kendine asiri güvenden kaynaklanan ters tutumlar dogmus ve yapinin disinda kalinmis.

Birimler arasinda bazen bilinçli, bazen de yetmezlikten kaynaklanan uçurumlar olusmus. Buradaki ana nedenlerden biri de, kurumun muhataplarinin düzeyleridir. Bu kisilerin konulardaki tutum ve davranislari önemli etken olusturmus. Kurumlar, birbirini destekleme yerine, adeta birbirini yok edercesine davranislara girebilmis. Sen ne söylersen söyle, o söyledigini degil, mantigiyla bu birimler cephelesmisler.

Yeni örgütlenme, yeni yerlesim yerlerine, yeni isyerlerine girerek örgütlenmek söyle dursun, var olan bölgeler küstürülmüs. Adeta çözümsüzlük dayatilmis.

Hep hesap verir bir konumda kalan Genel Merkez, çareyi en radikal bir biçimde ‘balon’u patlatmakta bulmus.

Bu tutum her açidan olumlu karsilanmasina ragmen, örgütün disinda kalan ‘en’ degerli kadrolarda, ‘ben bunlari çok önceden görmüstüm’ söylevi ile karsilanmis. Dün dogru degerlendirme yapmis olabilirler, gidisati görmüs olabilirler. Ama düzeltmek için ne yaptilar, bu bir. Ikincisi ve daha da önemlisi, su an almalari gereken tutum olan yeniden olaya katilmak konusunda ikircimli oluslaridir. Bu konuda alacaklari tutum, o kisilerin söylediklerinin, yaptiklarinin, ayni zamanda samimiyetlerinin, Genel Sekretere karsi davranislarinin ölçütü olacaktir. Hala konusuluyor da hareket edilmiyorsa, bunun da dikkate alinmasi gerekiyor.

Sevgi saygi duvarlari yer yer yikilmis. Her konu seslendirilmis. Hele hele, tartisilmasi kimsenin yararina olmayan kadin-erkek iliskileri tartisilmis. Bu insanlar her platformda tartisilmis, alay konusu olmus. Toplantilarin, ikili görüsmelerin konusu olmus. Sonuçta zarari örgüt çekmis. Çünkü söz konusu olan kisiler, geçmisin deneyimli kadrolaridir, bilgi birikimleri ayni zamanda bizlerin de bu konuma gelmemize hizmet etmis kisilerdir. Bu tür davranislari düsmandan görmek insanlari yaralamaz ama emek verdigi, zaman harcadigi, kimlik, kisilik, hatta hatta yasam tarzi verdigi kisilerden bunlari görmek, o insanlari zor duruma sokmus. Insaniz. Insanlar en çok yapmadiklari seyleri duyduklarinda asiri tepki, güvensizlik ve uzaklasma yasarlar.

Olumsuzu, yanlisi tartismak, konusmakla, bu kötü olayi genis tabanlara yaymanin disinda kazancimiz yoktur. Yanlis, olumsuz dogdugu yerde, oldugu yerde defnedilmeli, yok edilmelidir. Öldükten sonra da tartisilmamalidir.

Gelinen nokta olumsuz gibi görünmesine ragmen, bunu olumlu degerlendirenler gelecegi kazanacaktir. Çünkü bir çok olay tartisiliyor, karar aliniyor. Yeni biçimler, yeni davranislar belirleniyor. Kisacasi, iyiniyetle herkes kendi eksigini, hatasini tartiyor. Özelestirisini veriyor. Parti örgütü, tepeden tirnaga tartisma ve özelestiri sürecini yasiyor. Ilk defa bu kadar agir ve bu kadar derinlemesine. O nedenle psikolojik tutum ve davranislardan bir an önce uzaklasip, çalismalarin daha saglikli oturtulmasi için herkesin ne yetenegi varsa, ne bilgisi varsa, yetenegi ve bilgisi oraninda olaya hizla katilmasi gerekir. Katilmayan, disarida duranlari da ikna etmeliyiz. Bu örgüte iyi niyetle emegi geçmiç herkese ihtiyacimiz var. Türkiye’ nin de bu örgüte ihtiyaci var. Y. Agaçli.


Isigimizi karanlik Türkiye’mize yakmak bizlerin ellerinde

Halkin demokrasi ve adalete özleminin gün be gün arttigi bugünlerde, çeteleri, yolsuzluklari, dolayisiyla tüm çirkefligiyle burjuva sistemi, emekçi kitlelerin istemlerine yanit veremiyor, vermesini de hiç kimse beklemesin.

Her geçen gün biraz daha sallanip tökezlenen burjuvazi, yalnizca, bizler bir yumruk olamadigimiz için ayakta durabilmektedir.

Devrimci durum yasadigimiz ülkemizde evleri yikilan, adaletli bir toplumda insanca yasamak istemiyle alanlarda haykiran, bundan dolayi öldüresiye dövülen, isten atilip açliga mahkum edilen insanlar, intiharlarin arttigi, sokak infazlarinin siradanlastigi, ülkemizde, öncü komünist partisini bulamadigindan dolayi çaresiz ve perisandir.

Herseye ragmen halk, bir sekilde düzene karsi tepkisini göstermekten geri kalmiyor.

Böyle bir durumda, partimizin, dünyaca takdir edilen programina ve ideolojisinin bilimselligine ragmen, devrimci duruma damgasini vurmamasi, hem halkimiz hem de partimiz açisindan gerçek bir talihsizliktir.

Madem is dönüp dolasip bize kaliyor, bizler tarihsel sorumlulugumuzun bilinciyle bir an önce silkinip, kendimizi süratli bir sekilde toparlayip ideolojimizi halkimizla bütünlestirmeliyiz.

Partimizin yakin geçmiste içine düstügü bunalimi son derece hizli bir sekilde ve tüm devrimci harekete örnek olacak yöntemlerle astik. Gelinen bu noktada, artik hata yapmak gibi bir lükse sahip olmadigimizi düsünüyorum.

Geçmiste yasananlardan, hatalar ve eksiklerden ders çikartarak, önümüzü tikayan engellerden arinarak, kavgaya daha inançli, art niyetsiz, açik yürekli, temiz yoldaslarla yürümeliyiz.

Bunun için de hepimize çok is düsüyor. Fakat bana kalirsa is daha çok üst yönetici yoldaslara düsüyor. Tüzügümüzde de belirtildigi gibi, parti asagidan yukariya degil, yukaridan asagiya insaa edilir. Bundan dolayi, üst yönetici yoldaslarin rapor konusunda gereken titizligi göstermeleri gerekir. Üstten asagiya hiyerarsik yapilanmayi saglama almali ve takipcisi olmalidirlar. Alt yöneticiler de, kendilerinden istenen raporlari hiçbir gerekçeye siginmadan, hiç “akil yürütmeden” derhal göndermelidirler.

Geçmiste partimizi gerileten nedenlerden bir kaçini sayarsak:

Tüzügün isletilmemesi,

Alinan kararlarin uygulanmamasi,

Disiplinsizlik,

Konspirasyon zayifligi.

Konspirasyonun gerilemesiyle, partide bir dizi laçkalik ve bos gevezelik serpilip boy verdi.

Sunu da unutmamaliyiz ki yoldaslar, “nerede hareket, orada bereket” diye bir söz vardir. Bunu, oportünist Bernstein, ideolojiyi, teoriyi, sinif mücadelesine bilimsel yaklasimi geriye çekmek ve yalnizca eylemi önemli göstermek için söylemistir. Dolayisiyla, oportünist bir anlayistir. Ama bizim konumumuzda, tam da uygulamamiz gereken bir cümledir. Bizim ideolojik, teorik yaklasimlarimiz, açilimlarimiz, dostun düsmanin, kimsenin laf söyliyemedigi bir düzeydedir. Bizde eksik olan eylemdir, harekettir, berekettir. Bundan kendimize ders çikartmaliyiz. Sinifin öncüsü olmak istiyorsak, bu, ilkeli dürüst çalismamizla sinifla bütünleserek yiginlarin içerisinde eylemci olmaktan geçer.

Ideolojimiz bizlere isik tutuyor.

Isigimizi karanlik Türkiye’mize yakmak bizlerin ellerinde.

Haydi yoldaslar zafere!

(Degerli yoldas, bu güzel mektubuna adini yazmayi unutmussun! Yeni mektuplarini, bu kez adinla, bekliyoruz. Ed.)


Hep Olumsuzu Irdelemek Baska Seylere de Isarettir.Çok Iyi Yanlarimiz da vardir ve Yapilmasi Gereken, Bunlara Yaslanarak Ileriye Yürümektir!

Degerli yoldaslar, bu benim size yillar içinde sanirim ikinci mektubum. Mektup yazma aliskanligim yok. Uzaktaki aileme bile yazamiyorum. Isçinin Sesi’nin son birkaç sayisi olmasaydi, belki yine yazmazdim.

Önce sunu söyliyeyim. Son dönemde yasanan olumsuzluktan, sol gösterip sag vurmalardan, bilinçli ya da bilinçsiz bir sekilde organlari dagitma sürecinden etkilenmedim. Belki çalismami biraz etkilemistir (onu da sanmiyorum) ama partime, yoldaslarima bagliligimda milim oynamadi. Bunun nedeni, ideolojimizi çok iyi bilmem degildir. Sadece, uzun yillardir bu partideyim ve üst yönetici yoldaslarin hepsini yakindan taniyorum. Nasil çalistiklarini, nerelerde yasadiklarini, ne yiyip ne içtiklerini, nasil insanlar olduklarini iyi biliyorum. Söz konusu olumsuzluga karisan yöneticiyi de taniyorum. Yillar içinde birkaç defa beraber çalistik. Bu adlari yanyana koyunca, mesele benim için bitmisti. Bunlar, yanyana getirilemeyecek adlardir. Hele o yöneticinin, parti liderligi hakkinda, açiktan degil ama, psikoloji yayici biçimde küçümseyici halini görünce iyice karar verdim ki, bu iste bir is var. Sonra sonra, konu aydinlandi.

Bu mektubu neden yazdigima gelince, merkez organin son sayilarinda yer alan yazilarin genel hattini dogru bulmuyorum. Hep elestiri, hep elestiri. Vurgular hep olumsuza. Gazetemiz aglama duvari degildir. Bu yazilari yazan yoldaslar hem kullandiklari dile dikkat etmeli, hem de asil yarinlardan konusmalidirlar.

Olan nedir? Bir tuhaf, bir “gri” girisim, “balon patlatilarak” ortaya çikarildi. Is bitti, geride kaldi. Simdi yarina bakacagiz. Kafalarimiz önümüzdeki mücadeleye dönmeli.

Buna karsi söyle denebilecegini duyar gibi oluyorum: “Tamam da, eksiklerimizi, yanlislarimizi enine boyuna tartismadan, neleri farkli yapmamiz gerektigini nasil bulacagiz?”

Eksikleri, yanlislari tartisacagiz, tartisiyoruz. Ama özellikle bazi yazilardaki, yanlislari, hatta partiyi degerlendirirken kullanilan dile itirazim var. Sanki iyi yapilan hiçbir sey yok, her yapilan kötü, her yoldas yilgin, yorgun, “beklemede”. Sanki bu parti hiçbir sey bilmiyor, bu yazilarin sahiplerinden ögrenecek. Ayni noktalar üzerinde defalarca, hem de böyle bir dille durmak, bence baska seyler de anlatir.

Bu parti ayni zamanda çok güçlüdür de. Oportünizm ne partileri ve en sonunda da Sovyetler Birligi’ni götürdü, biz ayaktayiz. Bunu bir düsünün. Artik bugüne, yarina yogunlasalim. Yoldaslarimiz inançlidir, kararlidir. Yapilmasi gereken, uzun boylu plan, program degil (bunlarin hepsi tüzük, program ve yayinlarda islenmistir), pratik is ve sokakta, halkin önünde aktif eylemdir.

Mustafa Yildizeli, Istanbul.