Demokrasi savasimi isçilerin ellerinde yükselecek

Türkiye’nin bugün içinde bulundugu nesnel ortamda, devrimci hareketin önemle üzerinde durmasi gereken konulardan birisi, demokrasi mücadelesidir. Bu mücadele anlayisi devrim mücadelesiyle de siki sikiya baglidir. Çünkü, uzlasmaz karsit siniflara bölünmüs bir toplumda, demokrasi gerçekte sinifsal karakterlidir. Dolayisiyla, burjuva demokrasisinin bir ilerleme ve güzel, önemli yanlari oldugunu bilmenin yaninda, isçi sinifi bakimindan gerçek bir demokrasi olmadigi bilinciyle, demokrasi mücadelesini devrim mücadelesiyle baglamak gerekiyor.

Burjuva demokrasisinde çesitli ülkelerde farkli uygulamalar görürsünüz. Bu farklilari meydana getiren etmen nedir? Neden her ülke farkli bir demokrasi uygulamasi gösterir? Bu sorularin yanitlari, demokrasinin sinifsal karakterini ortaya koymakla beraber, sinif mücadelesinin düzeyini anlamamizin da ipuçlarini verir.

Unutulmamasi gereken en önemli bir nokta da, demokrasinin, gelismislik düzeyiyle ve egemen sinifin yönetim bakimindan hakimiyetiyle bagli oldugu gerçegidir. Yani demokratik düzey, ekonomik düzeye orantilidir. Çünkü ekonomik göstergeler burjuva demokrasisinin sinirlarini çizen temel etmendir.

Diger taraftan kapitalist toplumda demokrasinin genisligi ayni zamanda egemen sinifin hakimiyetinin göstergesidir. Çünkü burjuvazi sadece denetleyebilecegi oranda demokrasi verir.

Ülkemizde kapitalizmin üst yapisi burjuva demokrasisidir. Burjuva demokrasisi kendinden önceki yönetim biçimleriyle karsilastirildiginda onlardan epey ilerdedir. Ama olmasi gereken degildir.

Kapitalizmin ilerleyebilmek için yasalliga, demokrasiye gereksinimi vardir. Öte yandan, ayakta kalabilmek için proletaryanin haklarini sinirlamaya gereksinimi vardir. Yani, ortaya sundugu ‘‘çözümler’’, demokrasinin bastan güdük ve sinifsal olmasini dayatir. Bu çeliski, kapitalizmdeki bütün sorunlarin altinda yatmaktadir.

Bugün Türkiye’de gerici, baskici, agir anti-demokratik yanlar tasiyan bir rejim vardir. Devlet çöküntünün esigine gelmistir. Burjuvazinin bugün iktidarda olan kesimi, ülkeyi uçurumun kenarindan çekebilmek için halkin destegini kazanmak, bunun için de reformlar sunmak zorundadir. Türkiye’de yasamin her alaninin gelismesi için demokratiklesme bir zorunluluk haline gelmistir. Bu reformlara, demokrasi savasinin genisletilmesi anlaminda, karsi çikmamaliyiz ama onunla kalmamaliyiz. Agizlarda sakiz edilen ama bir türlü gerçek anlamiyla hayatta yerini bulmayan “demokrasi savasi”nin geregi, haklarimizi ilerletmektir. Bunun yani sira, asil görev, burjuva partiler eliyle getirilecek bir ‘’demokrasi’’nin, isçi ve emekçi halkin sorunlarini çözücü olmayacagini, gerçek ve tam bir demokrasiyi hedeflemenin ancak bir devrim sorunu oldugunu anlatabilmektir. Türkiye’de siyasal devrimin temel sorununun, gerçek demokrasiyi yerlestirme sorunu oldugu bir an bile unutulmamalidir.

TKP’nin besinci programi söyle demektedir:

‘‘Komünist partisi, demokratik savasimini devrim savasimina bagimli kilar, hedeflerini de bu dogrultuda öne sürer.

‘‘Siyasal demokrasinin tüm önemli istemlerinin kapitalizm altinda kaderi uygulanmamak, ya da eksik uygulanmaktir. Komünistler bu gerçekten kalkarak demokratik istemleri kapitalist düzenin verebilecegi düzey ile sinirlamak yerine bu gerçegi, demokrasi savasimini devrim hedefine bagimli kilmanin somut tabani olarak görürler. Demokratik istemleri reformcu degil, devrimci biçimde, burjuva legalitesinin sinirlarini yikici biçimde öne sürerler. (TKP Programi, s.63)

Seriatçilarin ‘‘demokrasi esittir seriat’’ demesi kimseyi kandirmiyor. Önümüzdeki dönem, demokratik istemlerin, programi-mizin da belirttigi gibi, ‘‘burjuva sinirlarini yikici bir biçimde’’ dile getirilecegi, yiginlarin özgür yarinlara kavusmasi için mücadelenin yükselecegi dönem olacaktir.

Demokrasi isçilerle gelecek!

Z. Kosar