MGK güdümlü 55. Hükümetin programi, krizi çözme ve rejimi kurtarma programidir. Bu yüzden de kisa süreli bir seçim hükümeti degildir. Hükümet programinin özünü 28 Subat MGK kararlari teskil ediyor. MGKnin yeni hükümetle ilk toplantisi 25 Temmuzda Istanbulda yapildi. Bu toplantinin 1.maddesi, irtica tehlikesi ve bu tehlikenin ortadan kaldirilmasi amaciyla alinan 28 Subat kararidir.
55.hükümetin yüklendigi misyon asil olarak irtica tehlikesini zamana yayarak kademe kademe zayiflatip bitirmek seklinde planlanmis bir misyondur. Bu nedenle de, yeni hükümet, Genel Kurmayla paralel hareket ediyor, hükümetle Genel Kurmay arasindaki koordinasyon her alanda görülüyor. Geçen ay basinda, Genel Kurmay Bati Çalisma Gurubunun Yargitaya, Yargitay Bassavciliginin da ciddi bularak Anayasa Mahkemesine gönderdigi Refah Partisi dosyasi yayinlandi. Bati Çalisma gurubunca hazirlanan dosyada Refah partisinin dis finans kaynaklari üzerinde duruluyor, hangi ülkeden partiye ne kadar para geldigi tarihleriyle belirtiliyordu.
Ayni günlerde üç sok gelisme yasaniyordu. Bir, Çiller için CIA ajanligi sorusturmasi baslatildi. Iki, orduya casus sokan Orakoglu tutuklandi. Üç, Aksenere orduyu tahrikten sorusturma açildi.
Yeni hükümetin en önemli projelerinden birisi, merkezi yönetimin yani Ankaranin bazi yetkilerini tasraya birakma projesidir. Basbakanlik, savunma, emniyet ve adalet disindaki tüm idari hizmetlerin illere devredilmesi için yasal hazirliga baslandi. Üzerinde çalisilan projeye göre her ilde il genel meclisi, esnaf odalari, sanayi odalari, sendikalar gibi sivil toplum örgütleri ve temsilcilerinden olusacak il ekonomik - sosyal konseyleri kurulacak. Her ilde savunma, emniyet ve adalet disindaki tüm idari hizmet ve yatirim sorunlarini, olusacak bu il konseyleri çözecek. Bölgenin sorunlari bu merkezde toplanacak, çözüm yollari ve öncelikleri buradan belirlenecek. Illerde, yatirimlardan okullarin sayisina, ögretmen tayininden yol yapimina kadar hersey için karari il konseyleri verecek. Yapilacak islerde siyasal güç etkili olmayacak. Bu güçlendirilmis yerel yönetim biçimi basta Ingiltere olmak üzere, Fransa, Almanya gibi gelismis kapitalist ülkelerde uygulanmaktadir. Bu projeye göre Ankaranin etkisi azalacak, bölgesel dinamikler ön plana çikacak.
Bütün bu gelismelerin can alici bir boyutu var. O da, basin-yayiniyla, siyasal partileriyle, ordusu- polisiyle, tüm devlet kurumlariyla laik ve anti-laik saflarin giderek çok daha belirginlesmesi olgusudur. Bu açidan bakildiginda, 55.hükümet, Cumhuriyet tarihinde toplumun degisik ve genis kesimlerinin destegini en çok alan hükümetlerden biri olma özelligine sahiptir.
Türkiyede siyaset öyle kaygan bir zemindedir ki, inanilmaz olaylara da tanik oluyoruz. Örnegin, basin bayrami nedeniyle bir açiklama yapan Cumhurbaskani Demirel, sansürün fevkalede tehlikeli bir araç oldugunu söyleyerek, dünyadaki hak ettigi konuma kavusan bir ülkede yasayabilmek için bütün vatandaslarimizin sansüre karsi tavir göstermeleri gerekmektedir diye çagri yapacak kadar demokrat kesiliyor!
Nedir bunlari söyleten? Demirel mi degisti? Ideolojileri mi degisti? Hayir, hiçbiri degismedi, degisen nesnel kosullardir, ötesi demagojileridir. Demirel, bir yandan Refah-Yol hükümetinin adalet bakani Sevket Kazan tarafindan çikarilmak istenen basina sansür yasasina nisbet yaparken, öte yandan basinin destegini kalici hale getirme taktikleri izliyor. Çünkü bu ittifaklara her zamankinden daha fazla ihtiyaçlari var. Rejimin kurtarilmasi, bir takim demokratik reformlari zorunlu kiliyor. Bu reformlar, halkin devlete olan güvensizligini gidermek ve bu güveni yeniden kazanma operasyonudur. Yoksa, halkin destegi olmadan irticaya karsi mücadele edemezler.
Son dönemlerdeki gelismeler öyle özellikler tasiyor ki, bu gelismelerde kisa vadede bir durulma söz konusu olamaz. Bir kez, laiklerle irtica yanlisi saflarda, evet gittikçe netlesen bir ayrisma söz konusu ama bu süreç henüz sonuna gelmedi. Süreç tamamlandiginda asil sonuç alici, ülkenin önümüzdeki on yillarini belirleyecek gelismeler yasanacak. Bunun ip uçlari simdiden görülmektedir.
30 Temmuzda Ankarada izinsiz gösteri yapan seriatçi guruplar olaylar çikardi, basin mensuplarina saldiran gericiler polis tarafindan kollandi. Polis, yobazlari korur sekilde davrandi ve basin mensuplarina hayvanca saldirdi, onlari hastahanelik etti. Yobaz, fasist ve polis isbirliginin, hem de polis içinde çok köklü bir örgütlenmenin bir ifadesi olarak, bu tutumun en önemli mesaj oldugunu anlamamiz gerekir. Bu gelismelerin diger bir yönü de, seriatçi kesimin ayaklanmaya hazirlanmasini olusturuyor olmasidir. Bütün bunlar birer el ense hareketidir, güçlerini sinama ve ortaya koyma denemeleridir.
Bunlar, 55. hükümetin programini hayata geçirebilmesinin önündeki ciddi engellerdir. Bu demektir ki, önümüzdeki dönem krizin daha da derinleserek sürecegi bir dönem olacaktir. Kavga tüm alanlarda tüm hiziyla sürecektir.
Halkimizin çözüm yolu, isçi sinifinin devrim yoludur. Öteki çözümlerin hiçbiri halkimizin yararina olan nihai çözümler degildir. Türkiye burjuvazisinin emekçi halka verecegi sömürü ve zulümden baska hiçbir sey yoktur. Türkiye burjuvazisinin nice on yillardir süre gelen periyodik krizlerinin faturasini hep emekçi halk ödedi. Bu kaçinci alinacak ders, artik yeter! Kurtulus halk iktidarindadir. Demokratik Halk Iktidari kurulmadan, Demokratik Halk Anayasasi hayata geçmeden bu pislikler, bu adaletsizlikler, bu sömürü sona ermeyecektir. Iktidar alternatifi Halk Meclisleridir. Bunun disindaki alternatifler toplumu kurtulusa degil, ancak çürümeye, kokusmaya götürür.
Ne olursa olsun burjuvazi krizlerinden kurtulamayacaktir. Bunalim kalicidir. Sömürü düzeninin tüm yalanlari açiga çikmis, enerjisi azalmis, çuvali bosalmaktadir. Bos çuval dik durmaz.
Tek yol devrim!
Tek silah örgütlenmektir!
Kurtulus Ileri Demokratik Halk Devrimiyle gelecektir!