R. Yürükoglu

HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER PLATFORMU’NUN SUNDUGU

HALK ANAYASASI TASLAGI ÜZERINE DÜSÜNCELERIMIZ-II-

BÖLÜM 7. YASAMA

Md. 56. Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin en yüksek yasama organi Genel Halk Meclisi’dir. Genel Halk Meclisi, bölgesel ve çesitli halk kesimlerinin içinde örgütlü oldugu Meclislerin, kendi içinden seçimle belirledigi temsilcilerden olu-sur.

Md. 57. Demok-ratik Halk Cumhu-riyeti’nde yasama ve yürütme mekaniz-malarinin olusma-sinin esasi; halkin her kesiminin köylerden, mahalle-lerden, ilçe, il ve bölge düzeyindeki meclislere kadar, her düzeyde söz ve karar hakkini kullanip, temsilcilerini seçmesiyle asagidan yukariya halkin iradesinin hakim kilinmasidir. Yani halk, isçisi, memuruyla, kadini, erkegi, genci yaslisiyla, Genel Halk Meclisi’nin olusturulmasinda hem yerel iktidar organlarinda, hem de çesitli sinif ve tabakalarin çikarlarini savunma temelinde olusturulmus meclislerde iradesini ortaya koyacaktir. (…) Demokratik Halk Cumhuriyeti’nde halkin iktidar olmasi, bizzat yasama ve yürütme mekanizmasinin bu olusumunda ifadesini bulur. (Taslak)

* Madde 56 ve 57’de önerilenler üzerinde iyi düsünmek gerekir. Yasama organi olan Genel Halk Meclisi’ni dogrudan halk degil, alttaki meclisler seçmektedir. Demek ki, iki dereceli bir seçim sistemi önerilmektedir. (Eger köy, belediye, mahalle, ilçe, il ve bölge düzeyindeki meclislere kademe kademe seçim söz konusuysa, bir alttaki bir üsttekini seçiyorsa, o zaman yönetsel bölümler açisindan 6-7 dereceli seçim söz konusu demektir.) Oysa, Lenin’in de sik sik belirttigi gibi, en demokratik olani, “parti sistemine dayali tek dereceli nisbi temsil” sistemidir. Iki dereceli seçim sistemi tam demokratik bir sistem degildir çünkü bu sistemle seçilen bir meclisin bilesimi, halkin verdigi oy oranlarinin çok disinda olusabilir. (Hele yerel ve mesleksel meclis seçimlerine de siyasal partilerin katilacaklarini düsünürsek.)

Neden tam demokratik degildir? Çünkü yasama organini halk dogrudan seçmiyorsa, parti sisteminin de varligini düsünürseniz, yukarida olusacak yasama organi, halkin asagidaki oy kullanirken gösterdigi iradeden çok farkli biçimlenebilir. Ülke çapindaki tüm yerel meclislerde iki partinin yaristigini düsünelim. Partinin bir tanesi %45 oy aliyor ülke çapinda, ötekisi de % 55. Sonra yerel meclisler parlemantoyu seçiyor. Yerel mecliste hangi parti çogunlukta ise, onun listesi çarsaftan yukari çikiyor. O zaman parlamentoda bir tek parti %100 temsil edilecektir. Ama öteki parti de % 45 oy almis, o yok! Bunlara olanak tanidigi için tam demokratik degil. Çok dereceli seçim, demokrasi içinde demokrasiyi sinirlamanin yöntemlerinden biridir.

Md. 59. Genel Halk Meclisi’nin görev ve yetkileri;

Anayasayi degistirmek; Kanun yapmak; Bakanlar Kurulu’nun hazirladigi programi ve bütçeyi onaylamak; Devletler arasi anlasmalari onaylamak; Halk Meclisi Divani’ni seçmek; Genel, kismi, özel af yasasi düzenlemek; Ülke savunmasi ve anayasal düzenin korunmasi amaciyla bölgesel ya da genel “savas hali”, “olaganüstü durum”, “seferberlik” ilan etmek. (Taslak)

* Bu madde ciddi eksikler tasimaktadir. Bu eksiklerin bazilari daha sonraki maddelerde giderilmektedir ama bu durum sistematik açisindan zaaf getirmekte, dolayisiyla belirsizlik yaratmaktadir:

* Maddeye göre (ve sonraki maddelere de göre), yürütmeyi yasama seçmemektedir. (Cumhuriyet Baskanlik Kurulu ile Bakanlar Kurulu’ndan olusan yürütmeyi yasa-ma organi seçmiyor.)

* Yasamanin (Genel Halk Meclisi), yürütmeyi düsürme yetkisi belir- tilmemistir. Genel Halk Meclisi’nin hükümeti düsürme yetkisi oldugunu bir baska maddeden çikarabiliyoruz ama burada söylenmesi gerekir.

Bu madde ile kalirsak, yürütmenin yasamadan bagimsizlasmasi vardir. Yürütmenin yasamadan bagimsizlasmasi, burjuva düzeninin gericilesmesi ile ortaya çikan bir gelismedir. Tüm burjuva anayasalari yasamanin üstünlügünden konusur ama üstünlük yürütmededir. Burjuvazi gericilestikçe bu egilim de artar. Bu benzerlik, Taslak’a hiç yakismayan anti-demokratik bir isleyis içermektedir.

Md. 60. Kanun teklif etme hakkina asagidaki kurum, kurulus ve kisiler sahiptir:

Cumhuriyet Baskanlik Kurulu, Hükümet, Genel Halk Meclisi üyeleri; Bölge Meclisleri, yerel Halk Meclisleri, çesitli halk kesimlerinin meclis, sendika, dernek gibi ülke çapinda merkezi demokratik kitle örgütleri; Ülke nüfusunun Genel Halk Meclisi üye sayisina bölünmesiyle elde edilecek rakkama esit sayidaki yurttas toplulugu. (Taslak)

* Yasa teklif etme hakkina sahip kurum, kurulus ve kisiler arasinda siyasal partiler sayilmamistir. Sayilan kurumlar içinde parti temsilcilerinin de var olacagi, dolayisiyla partililerin de yasa önerebilecegi düsünülerek madde böyle yazilmis olabilir. Yine de, olmasi gerekeni tam karsilamaz, çünkü siyasal parti bir tüzel kisiliktir. Tüzel kisilik olarak yasa önerme hakkina sahip olmalidir.

Hele tüzel kisilik olarak dernegi, sendikayi, yurttas toplulugunu sayip da siyasal partiyi saymamak, çok partili siyasal sistem açisindan önemli bir eksikliktir. Basindan beri siyasal parti ile ilgili eksikleri topladigimizda, isleyislerde siyasal partinin yokluguna varmaktayiz.

Md. 61. Genel Halk Meclisi’nde kararlar üye tam sayisinin yarisindan bir fazla çogunlukla alinir. Genel Halk Meclisi’nin alacagi tüm kararlar, çikarilmasi düsünülen tüm kanunlar, olaganüstü acilliyet gerektiren haller disinda, halkin ve halk örgütlülüklerinin tartismasina sunulacak, ilgili tüm çevrelerden görüs alinacaktir. (…)

Genel Halk Meclisi, tüm ülkenin, halkin kaderini dogrudan etkileyecek kararlarin alinmasinda, yasalarin çikarilmasinda, bu tartisma, görüs, öneri alma sürecinin sonunda, her düzeydeki halk örgütlülüklerinin katilim ve onayini esas alir. (Taslak)

* Genel Halk Meclisi’nin alacagi tüm kararlarin, çikarilmasi düsünülen tüm yasalarin, olaganüstü haller disinda, halkin ve halk örgütlülüklerinin tartismasina sunulmasi önerisi, mutlaka iyi niyetli, demokrasi özlemli bir öneridir. Ama kafa/kol emegi ayriminin sürdügü, yönetimin hala bir uzmanlik alani oldugu, dolayisiyla devletin varliginin sürdügü bir ülkede hiçbir biçimde uygulanamaz. (Uygulanabiliyorsa, o zaman halk bir de oylayiverir, Genel Halk Meclisi’ne ne gerek olur? Bunu hem kültür, hem teknik olarak uygulayabilmek komünizme esittir. O zaman ama yasama da kalmayacaktir.) Uygulanmaya çalisilmasi, düsünülemeyecek düzeyde zarar-ziyan, israf dogurur ve devleti islemez duruma getirir.

Taslak bir yandan bürokrasiyi sinirlamayi, en az indirmeyi hedeflemekte, öte yandan bazi önerileriyle kirtasiyeciligi inanilmaz derecede arttirma yanlisina düsmektedir. Devletteki tüm memurlari seçimle getirmeyi önererek, yasamada görüsülecek tüm konulari önce halka sunmayi önererek içinden çikilmaz bir durum yaratilmaktadir.

* Oysa, ayni madde, ikinci paragrafta dogru ölçütü de getirmektedir: ‘‘Tüm ülkenin, halkin kaderini dogrudan etkileyecek kararlarin tartisilmasi.’’ Dogrusu budur ve Lenin’in de söyledigi budur.

Md. 63. Hükümet, kanun hükmündeki kararlari Cumhuriyet Baskanlik Kurulu’nun onayiyla çikarabilir. Almis oldugu karari Meclis’in ilk çalisma gününde kanun teklifi olarak meclise sunmak zorundadir.

Meclis bu karari reddederse, ilgili karar yayinlandigi günden itibaren tüm sonuçlari ile birlikte iptal olur. (Taslak)

* Yasa hükmünde karar, yürütmeyi yasama denetiminden efektif olarak çikartan anti-demokratik bir uygulamadir. Demokratik bir anayasada yeri olmamalidir. 61. madde demokrasiyi ifrata kaçiriyordu, bu madde ise yeniden yürütmeyi yasama karsisinda güçlendirmektedir.

* Maddedeki formülasyonla, isleyis de arap saçina dönecektir: Örnegin meclis tatile girdi ve ertesi günü hükümet yasa hükmünde karar çikartti ve yasamda bu kararin sonuçlari dogmaya basladi. Bir ay geçti ve Meclis’in ilk çalisma gününde karar, “yasa teklifi” olarak Meclis’e sunuldu. Ama, 61. Maddeye göre, bu konuda Meclis karar almadan önce halk örgütlülüklerinde tartisilacaktir. Bu süreç ne kadar alir, 3 ay mi, 6 ay mi? Demek ki, bu sürede de kararin sonuçlari dogmaya devam ediyor, belki hatta amaçlanan tüm sonuçlar elde edilmis oluyor. Ondan sonra karar yasalasmazsa, sisteme verilen zarar daha da büyüyor. Bir kez, bazi kararlar sonuçlarini dogurduktan sonra bunlari iptal etmek, geri almak son derece güçtür, hatta olanaksizdir. Örnegin, yasa hükmünde kararla, ülke ekonomisi için yanlis bir teknoloji ithali için bir dis sirketle sözlesme yapildi ve çok büyük miktarda bir döviz bunun için dis bankalara yollandi. Bu sonuç iptal edilemez. Bazi kararlari geri almak ise isgünü, emek, para açilarindan olaganüstü zararlari göze almayi gerektirir.

Md. 64. Anayasaya ters düsmeyecek sekilde örgütlenen siyasal partiler, kitle örgütleri, sendikalar vb., kuruluslar her düzeydeki seçimlerde aday gösterebilirler. (Taslak) (abç.)

* Çok önemli, son derece dogru, kilit bir madde. Ancak, siyasal partiler her düzeydeki seçimlerde aday gösterebilirlerse ve madde 59’u da hatirlarsak, hükümet de “parti hükümeti” olacaktir. Partiler koalisyonu vb., olabilir ama sonuçta parti hükümeti olacaktir. Oysa, Anayasa Taslagi’nin hiçbir yerinde parti hükümeti anlayisi yoktur. Bu maddeye dayanarak, bu eksigin giderilmesini öneririz.

BÖLÜM 8. YÜRÜTME

Md.69. Demokratik Halk Cumhuri-yeti’nde yürütme görevi Cumhuriyet Baskanlik Kurulu, Bakanlar Kurulu ve bagli kurumlar tarafindan yerine getirilir.

Md. 70. Cumhuriyet Baskani, Genel Halk Meclisi tarafindan seçilir.

Md. 71. Cumhuriyet Baskanlik Kurulu, Cumhuriyet Baskani ve Isçi, Memur, Köylü, Esnaf, Ögrenci, Hukukçu, Asker, Aydin-Sanatçi Meclislerinin, üye sayisina orantili olarak kendi içlerinde seçimle belirleyip gönderecekleri 1-4 arasi üyeden olusur. (Taslak)

* Yürütme, Cumhuriyet Baskanlik Kurulu ile Bakanlar Kurulu’ndan olusmaktadir. Yürütmenin basini (Cumhuriyet Baskani) Genel Halk Meclisi, ama öteki üyelerini (Cumhuriyet Baskanlik Kurulu) toplumsal kesimlerin meclisleri seçmektedir. Sonuçta, birlikte görev yapacak olan, tek bir agizdan konusmasi gereken bir kurumun içine çeliski tasinmis oluyor. Bu olusum, yürütmeyi kendi içinde farklilasan, çelisen bir yapi olarak ortaya çikarma tehlikesi tasir.

Md. 72. Cumhuriyet Baskanlik Kurulu’nun hükümeti kurmakla görevlendirdigi Basbakan’in olusturdugu Bakanlar Kurulu (Halk Hükümeti), Genel Halk Meclisi’nden aldigi onayla göreve baslar. Halk Hükümeti Genel Halk Meclisi’ne karsi sorumludur. (Taslak)

* Md. 59’da degindigimiz eksiklik bu maddede giderilmektedir.

Md. 74. Halk Hükümetinin görev ve yetkileri: (…)

NEDEN?: Çünkü, yürütmenin, yasamanin ve halkin denetiminin disinda birakildigi her sistemde, yönetimin keyfilesmesi ihtimal dahilindedir… Demokratik Halk Cumhuriyeti’nde yürütme de, tüm diger organlar açisindan oldugu gibi, halkin, yerel ve genel meclislerin sürekli denetimine tabidir. (Taslak)

* “NEDEN?” bölümü çok önemli bir noktaya açiklik getirmektedir: Yürütme, yasamaya ve halka bagimli olacaktir. Bu, bundan önce belirttigimiz endiselerimizin karsisina koyabilecegimiz birseydir. Ancak, “NEDEN?” bölümleri, anayasa maddesi degil, propagandada kullanilacak açiklama bölümleridir. O nedenle, bu anlayisin bir madde ile Anayasa metni içinde yer almasini öneririz.

BÖLÜM 10. ADALET VE YARGI

Md. 84. Demokratik Halk Cumhuriyeti’nde yargi organlari, Genel Halk Meclisi karariyla kurulan Cumhuriyet Yüksek Halk Mahkemesi, Özel Halk Mahkemeleri ve halkin seçimiyle olusturulmus Halk Mahkemeleri’dir. (Taslak)

* En yüksek mahkeme olarak öngörülen Cumhuriyet Yüksek Halk Mahkemesi’ni, tümüyle yasamanin (Genel Halk Meclisi) olusturmasi sakincalidir. Yargi bagimsizligi zedelenir. Yüksek mahkemeyi yasama organi seçerse, yarginin bagimsizligindan söz edilemez.

Md. 92. Genel Halk Meclisi, tüm bakanliklar, bunlara bagli tüm organlar ve buralardaki tüm görevliler ile tek tek vatandaslarin yasalara uyup uymadigini gözetmesi göreviyle Cumhuriyet Bassavciligi Kurulu’nu seçer. (Taslak)

* Yasama ve yürütmenin karsisinda yarginin bagimsizligi 92.md ile bir darbe daha almaktadir. Cumhuriyet Bassavciligi Kurulu’nu da tümüyle yasama organi olusturmaktadir ki, bu da sakincalidir.

BÖLÜM 11. HALK ORDUSU VE POLIS

* Bu bölümde, halkin silahlandirilmasi konusu var, askerlik konusu var. Bu iki konu da Marks’in üzerinde önemle durdugu maddelerdir ama devrimci hareketimizde yaygin olmayan görüslerdir. Tümüyle katiliyoruz.

Bölümün üst basligi en dogru anlayisi yansitmaktadir: “Halki en iyi savunacak güç halkin kendisidir. Halk ordusunun ve halkin savunmasinin esasi halkin silahlan-dirilmasidir.” Partimizin programi da bu dogruyu söyle belirtmistir: “Herkesin silah tasima hakkini yasama geçirir biçimde halk milisi örgütlenmesi saglanacaktir. Silah üretimi ve dagitimi proletaryanin bilgisi ve denetimi altinda olacaktir. Ordu cephaneliklerinin tümü isçi kollektiflerinin bekçiligine devredilecek, fabrika ve isyerlerindeki isçi kollektifleri tahrip gücü yüksek modern silahlara sahip olacaktir.”

Zorunlu askerlik de Marks için en demokratik uygulamalardan biridir. Düzenin güvencesi olan isleyislerden biridir.

Md. 99. Cumhuriyet Ordusu, tüketici degil, üreticidir. Ülkedeki üretim faaliyetlerine asli görevi olan askerlik hizmetlerini engellemeyecek sekilde katilir ve halkla iç içe yasar. (Taslak)

* Bu bölümde elestirecegimiz bir madde, 99.md’dir. “Tüketici degil üretici” tanimlamasi zorlamadir. Hiçbir devlette ordu gerçekten üretici olamaz. Ordu, üretimin disinda bir insan gurubudur. Birkaç agaç dikmek, birkaç yolu grayderlemek bu gerçegi degistirmez. Ordu, gerçekten üretici olmaya yöneldiginde, asli görevini yapamaz.

Tükettiginden fazlasini üreten, hatta tükettigi kadarini üreten bir ordunun, ordu olmasinin olanagi yoktur. Ya bahçivandir, ya askerdir, amatör general olamaz. Tükettigi kadarini üretecek kisi 6-8 saat üretim yapmak zorundadir, ondan sonra askerlik yapamaz.

Bölümün öteki maddelerinde küçük profesyonel bir ordu kadrosundan ve bunun yaninda tüm halkin askerlik hizmetinden söz edilmektedir. O zaman “ordunun üreticiligi” su anlama da gelebilir: Zorunlu askerlik yapan yüzbinler, askerlik süresince asil olarak üretimde çalisacaklardir. Böyle ise, hiç kabul edilemez. Bu, bedava emek, angarya, sömürünün en büyügü demek olur.

Md 103. Askerlik, erkek ve kadin her Demokratik Halk Cumhuriyeti vatandasi için bir yükümlülüktür… (Taslak)

* Bu maddenin getirdigi “zorunlu askerlik” uygulamasi, çok kisinin inancinin tersine, en demokratik uygulamalardan birisidir. Buna kadinlarin katilmasi, daha da ileri bir adimdir.

II. GENEL DEGERLENDIRME

Buraya dek ana hatlariyla ele alip görüslerimizi sunmaya çalistigimiz Halk Anayasasi Taslagi’ni, klasik jargonlarin ötesinde, esnek, gerçekçi ve genis görüslü bir çalisma olarak degerlendiriyoruz. Bu yargimizin birkaç örnegini hemen belirtelim: Devrimden sonra sinif farklari konusuna yaklasim (“Özü ve Anlami” bölümü). Dis ekonomik iliskiler ve dis borçlanma konusuna yaklasim (md. 5 ve 6). Kibris sorununun, “ada halklarinin kendi kaderini tayin hakki temelinde” çözümünün istenmesi (md. 10). Devrimden sonra küçük ve orta isletmelere izin (md. 51). Siyasal partilere özgürlük ve çok partili sistem (md. 15 ve ilgili öteki maddeler).

Bunun yani sira, Taslak’da gördügümüz temel zaaflari söyle siralayabiliriz:

1. Siyasal sistem içinde partilerin tuttugu yer ve islev belirsizdir. Bunu, Taslak’in en önemli zaafi olarak degerlendiriyoruz.

2. Orta isletme sahiplerinin (orta burjuvazi ya da tekel-disi burjuvazi de denmektedir) de, devrim sonrasi hükümetinde yer alacagi izlenimi verilmektedir.

3. Bürokrasi konusu yeterince net degildir.

4. Kamulastirmanin ekonomik siniri muglaktir.

5. “Kendi kendine yetme” hedefi yanlis ve içe kapaticidir.

6. Iki dereceli yasama organi seçimi tam demokratik degildir.

7. Ülke çapindaki yürütmeyi, ülke çapindaki yasama organinin seçmemesi yanlistir.

8. Yarginin yasama karsisindaki bagimsizligi kusurludur.

9. Yasa hükmünde kararname tam demokratik degildir.

Anayasa Taslagi’nin en önemli dogrulari olarak da, su yaklasimlari belirtmek isteriz:

1. Taslak’in halkin tartismasina sunulmasi çok güzel, çok önemli bir uygulamadir.

2. Bu anayasanin, devrimle gelecek bir düzenin anayasasi oldugunu söylemek, demokrasiyi devrimle baglamak, Türkiye için kilit bir yaklasimdir. Türkiye’de demokrasi bir devrim sorunudur, devrim de demokrasi sorunudur.

3. Anayasa Taslagi’nin, devletin örgütlenmesi alaninda tasidigi en önemli dogrularin sunlar oldugunu düsünüyoruz:

* Halkin katiliminin altinin çizilmesi. Aktif bir demokrasi ve bunun ayrilmaz bir parçasi olarak geri çekme hakki.

* Meclisler örgütlenmesi.

* Çok partili siyasal sistem.

* Yürütmenin yasamaya ve halka bagli olmasi.

4. Anayasa Taslagi’nin, ekonominin örgütlenmesi alaninda tasidigi en önemli dogrularin sunlar oldugunu düsünüyoruz:

* Sosyalizme uzun bir geçis süreci öngörülmesi.

* Siniflarin ortadan kalkmasinin, voluntarist müdahaleyle degil, ekonomik gelismeyle ve ekonomik önlemlerle olacagi anlayisi.

* Kamulastirmanin siniri tekeller ve tarimda büyük kapitalist isletmelerdir anlayisi.

* Sömürüyü “derhal” degil, bir süreç içinde kaldirma hedefi, ama KALDIRMA hedefi. Dolayisiyla, dogru bir siyasal devrim ve toplumsal devrim anlayisinin varligi.

* Küçük ve orta isletmelere izin.

* Küçük üreticiye her yönden destek: Türkiye gibi bir ülkede bu baglasiklik bozuldu mu her sey biter.

Böyle bir anayasa metninin, bagimsiz, demokratik, uluslarin ve halklarin özgür oldugu, emegin, adaletin, onurun en yüce deger sayildigi, halkin yönettigi bir ülke için bir Halk Anayasasi Taslagi’nin tartisilmasi, devrimci hareketimiz ve yarinlarimiz açisindan bir umut kaynagidir. Ancak, yarari yalnizca yarinlarla da sinirli degildir. Taslak üzerinde yürüyecek yaygin, gerçek, sözünü sakinmayan ama yapici bir tartisma, hem devrimci hareketi, hem emekçi halk kesimlerini günün görevlerine odaklastirmada, yapay farkliliklari ortadan kaldirmada ve güçlü bir birlik hareketi yaratmada da paha biçilmez bir islev görebilir. Hazirlayanlari kutlamak gerekir.