Devletin bunalimi derinlesiyor. Burjuvazi de her yolu deneyerek bu bunalimdan çikmanin yollarini ariyor. Karsi devrim cephesini büyütmeye, devrimin etki alanini daraltmaya çalisiyor. Öte yanda, siradan insan bile televizyonun karsisina geçtiginde, biktik kardesim bu adamlardan diyerek öfkesini dile getiriyor. Anketler, %70 civarinda insanin parlementoya güvenmedigini ortaya koyuyor. Yine ayni oranda insan darbe de istemiyor. Kisacasi, burjuvazinin kendi yasal yollariyla yönetme yollari tükeniyor.
Açmaz ekonomik bunalim üzerinde yükselmistir. Dünyadaki pazar paylasiminda ülkesini rahatlatacak bir pay kapamayan Türkiye burjuvazisi, saldirganlasmakta, çevre ülkelere emperyalist emellerle saldirgan tutumlar almakta, isgalci bir ülke olmak için uygun zaman kollamaktadir.
Kürt halkinin burjuvaziden çektikleri ortadadir. O topraklari iç sömürgesi yapmis olan Türk burjuvazisi, daha düne kadar Türkiyede Kürt yoktur yalanlariyla insanlari kandirmis, verilen kararli mücadele sonucunda da Kürt ulusu üzerinde yogun baski uygulamis, verilen mücadeleyi her yolu deneyerek yoketmeye çalismistir. Kürt ve Türk emekçileri arasindaki dayanismanin yükselmesi, Türkiye burjuvazini korkutmustur.
Susurluk olayinin devlet oldugu, bu devlet çetesinin Kürt ve Türk emekçi ve devrimcilerine karsi isleyen bir çete oldugu, kazada ölenlerin kimliklerinden ortaya çikar. Bu olay genis emekçi kesimlerde, ortak düsmana karsi ortak mücadele etme ruhunu gelistirmistir. Ordu ise, karsi devrimin askeri ve psikolojik kosullarini hazirlamaya girismistir. Kürt ulusunun en demokratik istemlerini sinir ötesi hareketlerle yok etmeye, Türkiye emekçi halkiyla ve isçi sinifiyla devrim için birlesme yollarini tikamaya çalisiyor. Kürt ulusunun en küçük demokratik hakkinin bile güvencesi devrimdir.
Bu temelde yükselen saldirganlik bugün Güney Kürdistan topraklarina giriyor. Biz Türkiye Komünist Partisi olarak, ordu derhal Güney Kürdistan topraklarindan çik, Kürtler üzerinde imha politikasina derhal son ver diyoruz.
Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi