Ana Sayfaya Git  Halk meclisleri index sayfasina git...  

HALKIN GÜCÜ: HALK MECLISLERi -VII

St. Petesburg Sovyeti, isçilerin en basit sorunlarindan en büyük sorunlarina kadar hiçbir ayrim gözetmeden ilgilenen bir ‘‘isçi parlementosu’’ haline geldi. Isçi sinifinin böyle bir örgütlenmesi tarihte ilk kezdir. Önemi de buradan gelmektedir. Bundan sonra kurulan sovyetlere örnek olusturmustur.

Ekim Grevi ve St. Petesburg Sovyetinin Dogusu

1905 yilinin sonbahari yaklastiginda, Ocak ayindan beri Rusya’yi çalkalandiran grev dalgasi durulma egilimleri göstermeye basliyordu. Bu gelismenin önemli iki nedeni vardi:

1. Seçimlerle ilgili yasanin yürürlüge girmesi ve 6 Agustos’ta Duma’nin toplanmasi,

2. 23 Agustos’ta Japonya’yla baris anlasmasinin imzalanmasi.

Oysa ülkede esen siyasal rüzgarin dindigi sonucuna varmak olanaksizdi, çünkü en ufak bir hosnutsuzluk ya da falanca kentte isçi-isveren sürtüsmesi, halkin da giderek kabaran devrimci beklentilerine eklenenince aninda patlayici bir durum dogabiliyordu. Ülkenin yasamakta oldugu bu süreci en güzel anlatacak ifadeyi Marksist literatürde buluyoruz: Devrimci durum. Rusya’da devrimci durumu 1905 yilinin sonbaharinda doruga çikaran olay ise dev Ekim grevleridir. Simdi bu grevlerin nasil patladigini görelim.

Kopacak firtinanin ilk sinyallerini veren, Moskova’daki basin isçilerinin baslattiklari grev oldu. Ardindan da 27 Eylül’de Kremlin’de çalisan isçiler greve gittiler. Bunun üzerine St. Petesburg’daki matbaa isçileri 3 Ekim’de bir dayanisma grevi örgütlediler. Üç gün sonra da Moskova’da demiryolu atelyelerinin bazilarinda çalisan isçiler salterleri indirdiler. Aslinda Tüm Rusya Demiryolu isçileri Sendikasi’nin bünyesinde genel bir grev plani birkaç kez tartisilmisti. Sendika yönetiminin ikircimli tutumuna karsin isçiler kararliliklarinda diretince sendikanin Merkez Bürosu 4 Ekim’de Moskova’da grev karari aldi. Iki gün içinde Moskova’nin bütün garlari çalismaz hale geldi. Ardindan grev dalgasi çig gibi tüm ülkeye yayildi: 13 Ekim’de Rusya topraklarinda bir tane tren islemiyordu. Ülkenin tüm garlarinda olusturulan grev komiteleri esgüdüm halinde çalisarak ülke çapinda demiryolu ulasiminin hepten durmasini gerçeklestiriyorlardi.

Demiryolu isçilerinin baslattiklari bu grev kaçinilmaz olarak diger sektörleri de er ya da geç etkileyecekti. Ve öyle de oldu: 10 Ekim’de fabrikalarda çalisan isçiler de greve destek vermeye basladilar. Iki gün sonra da artik ülkede genel grevin oldugu hiçbir kuskuya yer vermeyecek biçimde dogrulandi. Posta isçileri, hem kamu, hem de özel sektörde çalisan isçilerin yaninda serbest meslek sahipleri de genel greve katildilar.

Genel grevin kalbi Moskova ve St. Petesburg kentlerinde atiyordu. Ülkedeki irili ufakli bir sürü kent de onlardan gelecek sinyale göre tavrini aliyordu.

Ekim genel grevinin en önemli özelligi, ta basindan itibaren siyasal hedeflerinin olmus olmasidir. Söyle ki, ilk baslarda demiryolu isçileri sendikasinin yöneticilerinin tutukluluklarina son verilemesini istemekle baslayan istemler giderek hizla kisisel özgürlüklerin ve bir anayasanin kabulü, tüm siyasal tutuklularin serbest birakilmasi gibi daha genel kapsamli siysal istemlere dönüstüler. Genel grev süresince en sik yinelenen istemlerin arasinda bir kurucu meclisin gizli oy ve dogrudan genel seçimle olusturulmasi da bulunuyordu.

Isçi sinifi ve emekçi yiginlarin yanisira toplumun diger katmanlarinin da yiginsal olarak genel greve katildigini, ya da en azindan destekledigini gözönüne aldigimizda, bu grevin çarlik rejimine karsi olan tüm toplumsal katmanlarin siyasal protestosu oldugunu söylebiliriz. Öyle ki, birçok isveren isçilerin fabrikada toplanti düzenlemelerine izin veriyor, grev nedeniyle ücretlerinde kesinti yapmiyor, hatta grevci isçileri isten atmamayi yegliyorlardi.

Öte yandan, kentlerdeki Duma’larda ayni sekilde grev hareketiyle dayanisma içindeydiler, ya da en azindan tarafsiz durmayi seçiyorlardi. Birçok kentte grevci isçilere maddi yardim bile yaptilar. Isçi sinifinin basini çektigi bu genel grev eylemi toplumun nezdinde mesrulugunu böylesine su götürmez bir biçimde kanitladi.

14 Ekim’e geldigimizde basketin dis dünyayla olan tüm baglari kopmustu: Ne ulasim vardi, ne telefon baglantisi. Elektirikler kesilmisti, gazeteler çikmiyordu ve fabrikalarin önemli bir bölümü kapanmisti.

Devrimci dalganin giderek daha büyümesinden ve erki ele geçirmeye yönelmesinden ödü kopan II. Nicolas, Vitte’yi Çarlik Konseyi’nin basina getirdi. Vitte’nin bazi ödünler verilmedigi takdirde bu devrimci kabarisi dindirmenin olanaksiz olduguna çari inandirmasi üzerine, II. Nicolas 17 Ekim tarihinde meshur ‘‘manifestosu’’nu yayinladi.

Manifesto vatandaslik haklarini garanti altina aliyor, seçme hakkini Duma’larin disindaki halk yiginlarina genisletiyor ve o güne kadar yalnizca danismanlik islevi görümüs olan Duma’lara da yasama hakki veriyordu. Bu manifesto, Ruysa halkinin gözünde otokratik rejimin sonundan ve anayasal parlamenter bir rejimin baslamasindan baska birsey degildi.

St. Petesburg isçi Temsilcileri Meclisi (Sovyet) de genel grevin doruga eristigi sirada kuruldu. Aslinda fabrikalar temelinde seçilmis, temsili bir kurulusun yaratilmasi fikri baskentin isçilerinin çoktandir gündemindedi. Ocak ayindaki grevler sirasinda aylar boyunca birçok fabrikada temsilci komiteleri kurulmustu. Baskentin isçilerinin önemli bir kesimi, ‘‘isçi özyönetimi’’ ya da ‘‘isçi kongresi’’ kavramlarina karsi son derece duyarliydilar. St. Petesburg sovyetinin dogmasi için gerekli olan tek olgu, somut bir olayin ya da olaylarin böyle bir yapilanmayi ertelenmez görev olarak gündeme getirmesiydi. Ekim genel grevinin rolü de iste burada oldu.

Ne zaman ki grev dalgasi Moskova’dan St. Petesburg’a dogru yayilmaya basladi ve 11 Ekim’de ilk fabrikalar baskentte çalismayi durdular, isçiler hep birlikte tek bir yumruk gibi davranabilmek amaciyla görüsme yapmak gereksinimi duydular. Bu nedenle, basta meshur Putilov fabrikasi olmak üzere çesitli isyerlerinden isçi temsilcilerini seçtiler.

St. Petesburg sovyeti ik oturumunu 13 Ekim aksami yapti. Oturumun sonunda basketteki tüm isçi ve emekçilere bir çagri yapilarak temsilcilerini seçmelerini istenmesi kararlastirildi.

Yapilan çagriya baktigimizda, Sovyetin ilk dogus amacinin, grevi tek bir elden yürütebilmek oldugunu görüyoruz. Bu çagriyi izleyen günlerin içinde isçiler hizla temsilcilerini seçmeye basladilar. Öyle ki, 14 Ekim’deki ikinci oturuma 40 büyük isyerini temsil eden 90 delege katilirken, ertesi gün yapilan üçüncü oturumda bu sayi 226’a firliyordu. Toplam temsil edilen fabrika sayisi ise yüze yaklasmisti. Bu oturumda ayni zamanda, toplantilara bundan sonra resmen üç hareketin (mensevikler, bolsevikler ve sosyalist-devrimciler) de katilmasi kararlastirildi. Ancak, her hareketten en fazla üç temsilci katilabilecek ve yürütme komitesinde sadece söz hakki sahibi olabileceklerdi.

Böylece II. Nicolas ‘‘manifestosu’’nu yayimlarken, baskentin isçileri de yönetici organina Rus devriminin simgesi haline gelecek olan adi koyuyorlardi: Sovyet.

Yukarida da belirttigimiz gibi, ilk dogdugunda grevin örgütlenmesi ve tek bir elden esgüdüm içinde yürütülmesinden baska bir amaç gütmeyen Sovyet, birkaç gün gibi kisa bir süre içinde kimlik degisimine ugradi. Baskentin devrimci proleter bagrinda, isçi ve emekçilerin genel ve siyasal temsilciligi görevini üstlenmeye basladi. islevleri kisa zamanda basit bir grev komitesinin islevlerinin çok ötesine tasan St. Petesburg Sovyeti, isçilerin en basit sorunlarindan en büyük sorunlarina kadar hiçbir ayrim gözetmeden ilgilenen bir ‘‘isçi parlementosu’’ haline geldi. Isçi sinifinin böyle bir örgütlenmesi tarihte ilk kezdir. Önemi de buradan gelmektedir. Bundan sonra kurulan sovyetlere örnek olusturmustur.

Ekim ayindaki genel grevin ardindan St. Petesburg Sovyeti dagilmama karari aldi. Böylece artik kesin olarak grev komitesi kimliginden ayrilip, isçi ve emekçilerin devrimci savasimlariyla ilgilenen genel bir organ haline geldi. Genel grevin somut kosullarinin yarattigi bu örgütlenme biçimi böylece isçi sinifi ve emekçi halkin elinde yeni silah olusturdu.