FABRIKALARDA SENDIKAL ÖRGÜTLENME NASIL OLMALIDIR?

Isçilere sadece örgütlenme istegi yetmez, bu istegi dogru yönetecek sendikal kurmaylik da çok önemlidir. Fabrikada gizli örgütlenmeyle birlikte dogru zamanlamayi yapacak, isçiler içerisinde güven veren, akilci, yorulmak bilmez bir yöneticilik çok önemlidir.

Önce ülkemizin içinde bulundugu nesnelligi ve buna bagli olarak isçilerin durumunu ve sendikalarin nasil bir tutum içinde oldugunu dogru degerlendirmek zorundayız. Devrimciler nesnel durumu görmek istedikleri gibi degil, oldugu gibi görmek zorundadirlar. Basari, dogru nesnellik, bu nesnellik üzerine oturtulan metodlu emek, süreklilik, akilcilik ve militanlikla gelecektir.

Bölgemizde (yapilmis ya da yapilmakta olan) fabrika örgütlenmelerinde ders çikarilmasi gereken birçok örnekle karsilasiyoruz. Ayrica isçi arkadaslarimizin da fabrikalarinda yasadiklari basarili ve basarisiz örnekleri gazetemize göndermelerini isteriz. Basarili-basarisiz deneylerden alinmasi gereken dersleri kendimizde tutmayip, diger isçi arkadaslarimizin da ögrenmesi için yazarsak önemli bir görevi yerine getirmis oluruz.

Görülen somut durum sudur: Fabrikalarda baslatilan sendikal faaliyetler basarisizlikla sonuçlaniyor, isçiler hüsranla karsilasiyor, arkasindan da isçiler arasinda güvensizlik ve moralsizlik yayiliyor. Tekstil örgütlenmesinde bunun örneklerini sikça görüyoruz. Böyle bir durum varsa biz bunun nedenleri, neden basarisiz oldugumuzu arastirip bulmak zorundayiz.

Detayli ve planli çalismaliyiz

Sendikalar isçilerin örgütlenmesinde canli, güven veren bir tutum içinde degildirler. Devrimci örgütler, sendikalarin ve isçilerin durumlari dogru degerlendirmeden kendi örgüt reklamlarini yaparak, isçilerin korunmasina ve dikkatli örgütlenmeye dikkat etmeyerek büyük hatalar islemektedirler. Ayrica örgütlenmeler, sendikalar yasasini ve örgütlenme normalarini bilen uzman kisiler tarafindan yönetilmemektedir. Patronlar fabrikalarinda sendika istemiyor, sendikal örgütlenmeye karsi tutumlari çok sert ve uizlasmasizdir. ilk basta düsmanin gücünü ve tutumunu dogru degerlendirmek zorundayiz. Bu is bu kadar kolay olsa, sendikal haklardan faydalanan isçi sayisi 1.5 milyon olur muydu? Bugün tahmini olarak Türkiye’de yaklasik 20 milyon isçi sendikasiz ve sigortasizdir. Hangi isçi daha ileri, daha fazla haklardan faydalanmak sendikali ve sigortali olmak istemez?

Evet, anayasada, sendikalasmanin isçilerin hakki oldu söyleniyor ama siz gelin bunu pratikte görün. isçiler, sendikaya üye olmanin hiç de anayasada oldugu gibi olmadigini çok iyi bilirler. Isçilerin dogal konspiratif, titiz, dikkatli tavirlari, patronlarin acimasiz tutumlarindan gelir. Isçiler dikkatsiz, bosbogaz çalismanin kendilerine zarar verdigini çok iyi bilir. Kisacasi Türkiye’deki sendikal haklar laftir, örgütlenme çalismasi gizli, hem de ezici çogunlugu saglayincaya kadar gizli yapilmak zorundadir. Çünkü isveren sendikal örgülenmeyi sezdigi anda agirlikli olarak 13. maddeyi uygulayarak özellikle öncü isçileri kidem ve ihbar tazminatlarini ödeyerek isten atar. Bunun karsisinda, sendikal örgütlenmede isverenleri ciddi olarak sinirlayan yasa hükümleri yoktur. Öncelikle bunu iyi bilmek zorundayiz. isçiler üzerinde isverenlerin, devletin küçümsenmeyecek bir basinci vardir. Bu durum örgütlenmedeki zaafin önemli sebeplerden bir tanesidir.

Böyle bir durumu asamaz miyiz? Tabii ki asariz, isçiler bugüne kadar buna benzer hatta bundan daha zor kosullari asarak geldiler. Fakat, isçilerin önündeki açmaz bir degil ki! Bu açmazi asmak için sinif sendikaciligi gerekli. Isçiler böylelikle ikinci büyük açmazla da karsi karsiya kaliyorlar. Yani isçi engelli kosucu gibi yüksek çitayi asiyor, ardindan askerdeki gibi koskoca italyan çubugu çikiyor, orayi inip çikiyor, ardindan halatla direge çikmak geliyor. Isçi mi, Egridir komanda birliginde asker mi, belli degil!

Isçilere sadece örgütlenme istegi yetmez, bu istegi dogru yönetecek sendikal kurmaylik da çok önemlidir. Fabrikada gizli örgütlenmeyle birlikte dogru zamanlamayi yapacak, isçiler içerisinde güven veren, akilci, yorulmak bilmez bir yöneticilik çok önemlidir ve bu da isin kilididir. isçiler böyle bir yöneticilikten yoksundur. Bazi sendikalarda kismen de olsa dogru sendikal örgütlenmeye gayret gösterildigini görüyoruz. Bu tip gayretli, akilci ve militan örgütlenmelerde sendikasmanin basari ile sonuçlandirildigini ve isçilerin ileri haklar aldiklarini görüyoruz.

Dogru sendikal kurmayligin fabrikadaki basarisi, örgütlenmedeki önemli islevinin örnekleriyle ortadadir. Fakat durumu genel nesnelligi ile degerlendirmek zorundayiz. Isçiler üzerinde isverenlerin -devleti ve yasalariyla- büyük bir baskisi vardir, ayrica sendikalar da isçilere dogru kurmaylik yapmayan uzlasmaci, bürokrat sendikalardir. Böylelikle isçiler çölde sipersiz ates altinda kalmis askerler durumundadirlar. O zaman kendimize su soruyu sormamiz gerekiyor: Ne yapacagiz, bu engeli nasil asacagiz? Basari zoru görmekle, zora karsi tedbirleri almakla baslar. Fakat ne yazik ki biz bunu göremiyoruz. Son günlerde gördüklerimiz, ayrica yasadigimiz yüzlerce örnek bunu anlatiyor.

Bunu asmanin tek yolu, durumu abartmadan oldugu gibi isçilere anlatmaktadir. Ne yazik ki bazi siyasal örgütlerin reklam için yapmis olduklari örgütlenmeler fiyasko ile sonuçlanmistir ve sonuçlanmak zorundadir. O halde böyle bir durumda örgütlenmek istiyorsak, böyle bir kararlilik varsa, devletin, yasalarin, isverenlerin, uzlasmaci sendikacilarin engelini asarak kesin olarak örgütlenecegiz diyorsak, iki kilit tutum vardir: Gizli çalisma ve bedel ödemeye hazir bir kararlilik. Ancak oya isler gibi yavas yavas ve ikna ederek, basarinin dikkatli bir çalisma ile saglayacagimiz ezici çogunlukta oldugunu mutlaka bilerek isçilere göstermek zorundayiz.

Fabrika örgütlenmesinde dogru seçim çok önemlidir. Örgütlenmede basari kazanacabilecegimiz fabrikanin seçimine dikkat etmeli, is kapasitesi ve baglantilarini, neyin isverenin direncini kiracagini dikkate almaliyiz. Taahütlerini yerine getiremeyen isveren bizim dikkatli ve çözülmeyen örgütlenmemiz karsisinda geri adim atmak ve isçilerin sendikalarda örgütlenmesini kabul etmek zorunda kalacaktir.

Örgütlenmede, acele etmeden, en iyi isçilerden gizli bir komite kurulmalidir. ilk günlerde gizlilik çok çok önemlidir. Örgütlenme profesyonelce yapilmalidir, amatörlük ciddi tehlikeler doguracaktir. Fabrikanin bölümleri tek tek çikarilmali, isçi sayisi eksiksiz tespit edilmelidir. Yuvarlak, gelisi güzel tespitler ileride tedavisi zor durumlarla bizi karsi karsiya getirir. Fabrika bölümlerinden en önemlileri üzerinde örgütlenmeye yogunlasmali, emek üretimde stratejik merkezlere kaydirilmalidir. Örnegin, bir fabrikada A, B, C, D, E, F, G bölümleri var. Bunlar içinde en önemli bölüm A olsun. O zaman temel örgütlenmemizi A üzerinde kuracagiz. Daha sonra da önem sirasina göre diger bölümlere komite kurmaya baslayacagiz. Bölümlerde örgütlenirken, patron yanlisi, fasist, seriatçi isçiler tespit edilmeli, oyunlara karsi çok dikkatli olunmalidir. isçilere de isin zorlugu ile birlikte basarinin siki örgütlenmeye, en zor anda çözülmeyecek birligimize ve tutkunlugumuza bagli oldugu israrla anlatilmali, dogacak durumlarin bastan tedbirleri alinarak, akilci ve zora dayali bir çalisma gelistirilmelidir.

Örgütlenmede büyük zaaf, düzensiz, detaylara inmeden yapilan çalismadir. Siki bir örgütlenmeden sonra üye kaydi, en güvenilir unsurlardan asagiya dogru tek tek, kimse birbirinin üye oldugunu bilmeden yapilmalidir. Ayrica üye kayitlarinda hata yapilmamali, uyulmasi gerekli bürokratik kurallar harfi harfine uygulanmalidir. Bu dönem, buzlu bir yolda zincirsiz giden arabanin durumuna benzer. En ufak bir fren ya da gereksiz hizla altindan kalkmayacagimiz durumlarla karsilasiriz. Bir örnek verirsek, bildigimiz gibi fabrikada sendikal örgütlenmeyi kazanabilmek için isçi sayisinin yaridan bir fazlasini kazanmamiz gerekiyor. Fakat fabrikada sendikal örgütlenmeyi basarmak için yaridan bir fazla yetmez. Çünkü patron ve devlet her türlü yolu deneyerek sendikal örgütlemeyi basarisiz kilmak için ugrasacaktir. Örnegin bir fabrikada 200 isçi olsun. Biz de bu fabrikada sendikal örgütlenmeyi basarmak istiyoruz.

Ilk basta fabrikada patronun degismez blok gücünü dikkatli bir sekilde tespit etmek zorundayiz. Çünkü yasaya göre isveren ve isveren vekilinin disindaki herkes fabrikada isçidir. Buradan hareket ederek fabrikada patronun taraftari olan en az 50 kisi vardir. Bunlarin da önemli bir kesimi muhasebe, idari kesim gibi kendine yakin kesimdir. Böyle bir fabrikada sendikal örgütlenmeyi kazanmamiz için 150 isçiyi sendikaya üye yapmaliyiz. Yaridan bir fazla gibi rahat bir çalisma ruhunda olursak sorunumuz hüsran olacaktir. Çalismalarimiz dikkatli ve titiz bir sekilde yapildiysa, siki bir örgütlenmemiz varsa, yetkiyi zaten alacagiz. Fakat patron ne yapip edip örgütlenmeyi kirmak için her türlü gayreti sarfedecektir. içimizden bazilarini korku, para, mevki gibi vaadlerle istifaya zorlayacaktir. Hatta bazi isçi arkadaslarimizi isten atacaklardir. isten atilan arkadaslara sahip çikmak çok önemlidir.

Isten atilan isçi arkadaslar her gün isçi arkadaslariyla birlikte fabrikaya gelip fabrikanin önünde direnisi sürdürmelidir. Ayrica, isten atilan isçilerin parasal sorunu dayanisma ile mutlaka çözülmelidir. Bu an kilit bir andir. Siki bir dayanisma, paylasma patronun direnisini kirar. Bu asamada isçilere sahip çikmazsan, isçiler de maddi sikinti içerisine düserse, örgütlenme ciddi bir yara alabilir, hatta çözülme ihtimali de olabilir. Onun için her düzeyde dayanismanin önemi çok büyüktür. Artik açiktan mücadelenin basladigi bu dönemde moral ve nese yüksek tutulmalidir. Her türlü gelisme isçilerin denetimi altinda olmalidir.

Yetki aldiktan sonra yeni bir dönem baslayacaktir.Isten atilan arkadaslarin ise alinmasi ilkesel bir tutum olmali, bu konuda kararli bir tutum alinmalidir. Su akildan çikarilmamalidir: Su uyur düsman uyumaz. Patronlar isçinin düsmanidir. Sömürüsünü artirmak için yeni oyunlar tezgahlayarak birligimizi bozmaya çalisacaktir. Çünkü birligimiz patronun sömürüsünü azaltmaktadir. isçiler birliklerini bozmaya çalisan inatçi isçi düsmanlarina karsi cezalandirma ekipleri kurup bu unsularin seslerini kesmelidirler. Sonuç olarak örgütlenme ve yetkinin böyle bir çabayla gelecegine inaniyoruz.

S. Serin