P PARTI IÇI TARTISMA P

KOMÜNISTLER NASIL ÇALISMALI?

R. Yürükoglu

Bu yaziyla ben de Merkez Komitesi’nin açtigi parti içi tartismaya katilmak ve temel düsüncemi aktarmak istiyorum. Parti çalismalarinda görülen tüm eksikleri ya da yanlislari ele almayi amaçlamiyorum. “Neden partimiz ortamin istedigi ve elverdigi bir hizla gelismiyor” sorusunun bana göre temel nedenini ele almaya çalisacagim.

Komünist Çalisma Nedir?

Komünist çalisma nedir? Komünist çalisma, yaratici emektir, yasamin en büyük zevki durumuna gelmis emektir. Böyle bir emegin ortaya çikmasi çok uzun bir süreç isidir. Çagdas çalisma disiplini kapitalizmle baslamistir ama hiç de hos baslamamistir. Kapitalizm insanlari nesiller boyu is disiplini ile, zorla, açlik korkusuyla egitmistir. Engels’in, Marks’in “fabrika disiplini” dedigi ortam, insanlara çalisma disiplinini vermistir.

Kapitalizmin gelismesiyle birlikte, makinalar giderek isçinin yerini almaya baslamistir. Bu, kapitalizmle baslayan ve bugün iyice hizlanan, sosyalizmde doruga çikacak bir süreçtir. Makinalar isçiyi üretimin disina çikarmaktadir.

Üretimde geneliyle yaratici emek yoktur, biktirici bir emek vardir. Yüz milyonlarca kez ayni hareketi yaparsin. Bunu makina gayet güzel yapiyor. Mekanik emek süreci altinda, emegin, yasamin en büyük zevki durumuna gelmesinin de olanagi yoktur.

Makinalarin isçiyi giderek üretimin disina çikarmasi, kapitalizmde zararli sonuçlar veriyor, insanlar açliga mahkum oluyor ama bunun öteki yüzü isgününün kisalabilme sansidir. Yani insanligin, kapitalizmde basliyarak, sosyalizmde iyice hizlanacak bir süreçten geçmesi, makinalarin üretimden isçiyi dislamasi gerekiyor.

Bu süreç içinde kol emeginin çoktan kalkmis olmasi, kafa emeginin de mekanik ve sürekli yinelenen bölümlerinin kalkmasi gerekiyor. Kafa emegi var, aynen isçinin kalibi indirip kaldirmasi gibi, sürekli olarak ayni matematik islemleri yapiyor. Kafa emegidir ama mekanik kafa emegidir. Bu da yaratici emek degildir, bu da yasamin en büyük zevki haline gelecek emek degildir.

Tabii, bu süreç kapitalizmde hiçbir zaman sonuna gelemez, isçi hiçbir zaman tam anlamiyla üretimden dislanamaz. Çünkü isçisiz üretimde, tümüyle makinali üretimde sömürü yoktur. Makinali üretim, yalnizca makinanin ömrü kaç yilsa ona bölünmüs degerini üretime katar. Bugün tümüyle makinali üretim büyük karlar getiriyor, ama bunun nedeni dalin öteki isletmelerinde tümüyle makinali üretime geçilmemis olmasidir. Böylece, isçili üretim yapan is kollari ve isletmelerde yaratilan artik-degerin bir bölümüne el konuyor. Dolayisiyla, bu sürecin kapitalizmde sonuna gelinemez. Ama süreç sürekli ilerliyor, ve makinanin yerini aldigi isçinin artik bir daha üretimde yer alma sansi kalmiyor. Belirli kesimler yeni is bulabilir ama makinalar geldikçe o çapta yeni is alanlarinin açilmasina olanak yoktur.

Oysa sosyalizmde insani üretimin disina çikarmak, üretimin amaci haline gelecektir. Peki, insan üretim disina çikinca ne olacak? Yalnizca eglenip balik tutmayacak. Üretimin gerçek yönetici islevlerini üstlenecek. Yeni sistemler, yeni buluslar, yeni gereksinimler yaratici bir emek ortaya koyacak. Dolayisiyla, üretimin içinde kaldigi kadariyla da insan emegi, yaratici emek haline gelecek. Bu gelismelerin içinde emek, yasamin en büyük zevki durumunu alacak.

Marks, günümüzde komünist emege en yakin örnek olarak bir kompozitörün emegini verir. Konunun çesitli yanlari var, onlara deginmeyecegim. Isgününün kisalmasi, zorunlu emek süresinin artmasi, artik-ürün üreten kisminin azalmasi vb. Ama öyle bir yönü var ki, bir yönüyle de isgününün siniri kalmayacak. Biraz “diyalektik” mi oldu? Hem isgünü kisalacak, örnegin tüm toplum günde 3 saat çalisacak, hem de isgününün siniri, isin siniri olmayacak. Iste Marks, kompozitör örnegini bu durumu en iyi açiklayan bir örnek oldugu için veriyor. Adam senfoni yaziyor, tamam saat 5 oldu, eve gideyim, senfoniye yarin devam ederim diyemez. istese de yapamaz. Belki evine gider ama o isle ilgisini durduramaz. O müzikle yatacak, o müzikle kalkacaktir. Uyudugu zaman notalar kafasinda çalacak, bir melodi yakaladiginda masasina kosup kagida dökecektir. Evet, isgünü kisalacak ama isgününün de siniri olmayacaktir. (Isgününün resmi siniri olacaktir, o sinir, toplumun gereksinimlerini üretmek için gereken sinirdir.) Kompozitörün emegi, yaratici çalismanin, çalismanin yasamin en büyük zevki olmasinin en iyi örneklerinden birisidir.

Bugün Komünist Çalisma

Yüzyillar içinde bambaska kosullar, bambaska insanlar yaratacak, yalnizca dis görünüsümüz ayni kalacaktir. Bunu biliyoruz ve bugün komünist toplum insanini, komünist toplumdaki çalismayi aramiyoruz (ya da hepimizin kompozitör olmasini da beklemiyoruz), o idealizm olur. Ama bunlar arasinda bir ilgi de olmasi gerekir. Biz bilinçle bazi seyleri kabul etmisiz. Toplumsal yasalari anladigimizi, toplumun öncüleri oldugumuzu iddia eden insanlariz. Komünistleriz! Bu toplumun ilerisinde de birseyleri temsil ediyoruz. Öyleyse, bizim bugünkü çalismamizin da, yarinki komünist çalismayi yansitan, temsil eden yönler tasimasi gerekir.

Bunu saglamak kolay midir? Tabii kolay degildir ama su gerekçeye sarilmak da güçsüzlüktür, insanin kendi kendine kallesligidir: “Bu düzenin insaniyiz, disina çikamayiz.” Öyle degil! Bu düzenin insaninin, konustugumuz anlamda mutlak, disina çikilamayacak bir ölçüsü yoktur. Bir genelleme yapiliyorsa ölçü vardir, toplum çapinda genelleme yapildigi zaman her konuda ölçü vardir ve o ölçü mutlaka ortalarda bir yerde çizilir. O ortalama ölçünün alti da vardir, üstü de vardir. Komünistler en tepelerinde olmak zorundadirlar. Toplumun ortalamasindan daha kötü çalisana komünist denebilir mi? Hayir, komünist, çalismasiyla, ortalamanin en üstlerinde olmalidir, çünkü o, kapitalizmin bagrindaki yarinin ögelerinden birisidir.

Bugünkü çalismamizi yarinin “komünist çalisma”sina yakinlastirmak, komünist kavramina yakisir bir çalisma durumuna getirmek mutlaka özel çaba gerektirir. Çaliskanlik gerektirir. Optimizm gerektirir, özellikle zor dönemlerde, tünelin sonunda isigin görünmedigi durumlarda optimizm gerektirir. Ve de çok önemli olarak inanç gerektirir.

Parti Çalismalarimizin Somutu

Partili yoldaslarimin çogunu, sahsen olmasa da, taniyorum. Hepimizde gelismis, güzel yönler var, ortalamanin üstünde oldugumuzu biliyorum, ama açik söyleyeyim, bugün yönetici yoldaslarin çogunlugu kötü çalisiyorlar.

Yönetici bir yoldas (simdi yönetici degil), “saat 18.00’den sonra beni aramayin” diyor. Neden? “Aksami aileme ayiracagim!” Komünist partisi insani gereksinimleri anlar. Ama bir durum dogmus, acilen bir yere gitmek gerekiyor. Yoldas soguk bakiyor. Olur mu?

Komünistin isgünü olamaz. Bu, dayatilacak birsey degildir. Bir komünistin yaptigi is, onun canidir, yasamidir. Degilse bir sahtekarlik vardir isin içinde. Yasamiysa, caniysa, mutlaka her durumda isi onunladir, bir besteci gibi. Çocugunun yemegini hazirlarken de, tavla oynarken de, kafasinda isi olacaktir.

Is, görev sürekli düsünüldügü zaman su sonuç dogar: Aldiginiz görev neyse, onu mutlaka yenilersiniz, mutlaka yenilikler getirirsiniz ve mutlaka gelistirirsiniz. Konusunu, alanini, görevini gelistirmeyen, yenilik getirmeyen insana komünist denemez. Görevi gelistirmek için de düsünmek gerekir. Posta yapiliyor örnegin. Her sefer ayni yapiliyorsa, bir terslik vardir. Baska renkte, boyutta zarflar alalim, kimisini elle yazalim, birazini buradan atalim, birazini suradan atalim vb. Yigin çalismasi yapiliyor. Hiçbir sonuç çikmiyorsa, oturup düsünmek gerekir, baska türlü yaklasayim, baska alanlara açilayim, vb.

Bölge komitesi sekreteri. Nedir görevi? Örgütü iyi yönetmek ve kurumlastirmak, yeni parti üyesi kazanmak, MK direktiflerini çekistirmeden uygulamak. Eger bu sonuçlar çikmiyorsa, o sekreter tüm gün isini düsünmüyordur. Tüm gün isini düsünen yenilik, yenilenme getirir. Yenilik, yenilenme gelmedigi zaman orada tembellik, memurluk vardir.

Öncülükten söz ediyoruz, bunlari yapmadan öncülügü kim veriyor? Öncü, olanaksizliklari asacak insandir. Öncü, her türlü zorlukla bogusarak karsidaki çok büyük gücü, devleti yikacak insandir. Bu büyük misyona yakisir biçimde çalisiyor muyuz? Kimse hatayi baskasinin sirtina atmamalidir. Bunlar kendimizi aldatmaya yetebilir belki ama nesnel durumu yansitmaz. Uzaklardan bakildigi zaman, geneliyle iyi bir parti çalismasi yürütülmedigi kolay görülüyor. Neden parti merkezinden alanlara dönük öneri bekleniyor, bu merkezin görevi midir? Bekleniyor çünkü yöneticiler aldiklari görevleri yeterince düsünmüyorlar, islerini mekanik olarak yapiyorlar. Zaten bölgelerinde düzgün parti çalismasi yürüten yöneticiler böyle bir gereksinim duymuyorlar. Onlar, alanlarinda uygulayacaklari genel parti tutumlari, genel siyaset çizgileri istiyorlar.

Dürtüklenerek yapilan çalisma, komünist çalisma degildir. Örgütsel mekanizma olarak mutlaka denetim gerekir. Ama bu, örgüt açisindan yapilmasi gerekeni söyler. Bir komünist açisindan, hele hele üst yöneticiler açisindan denetlenme gereksinimi ise baska birsey anlatir. Demek ki, ayak direyen birsey var. Bu bizim gönüllü katildigimiz bir is. Gönüllü yapiyoruz, en büyük mutlulugu duydugumuz için yapiyoruz. Yasamda baska bir dogrumuz olmadigi için yapiyoruz. Neden iteklenme durumunda birakiyoruz kendimizi? Bu, yasamin bir cephesinde bir sapka, baska bir cephesinde baska bir sapka giyildigini anlatir. (illegalitenin getirdigi zorunluluk olarak öyle ayri sapkalar olabilir ama o baska birsey, bunlari birbirine karistirmamak gerekir.)

Bu kadar kararlar aliyoruz, uygulandiginda partimizi bambaska yerlere tasiyacak kararlar aliyoruz, yerine getirilmiyor. Yerine getirilemeyecek kararlar mi aliyoruz? Hayir, kimse bir tek örnek gösteremez. Ama yapilmiyor.

Yoldasin biri ile randevü yapiliyor, saat 6’da bulusulacak, 6.45’de geliyor. illegal bir partide 45 dakika beklenir mi? Olacak is mi?

Suna gelip dayaniyor söyledigimiz: Emegimizi yaratici emek durumuna getiriyor muyuz? Komünist, yaratici emek koyan kisi demektir. Komünist, en büyük zevki yaptigi isten alan kisi demektir. Komünistlik yasamin en büyük zevki olmak zorundadir. isimiz, fabrikada bantta çalisma degil, yaptigimiz isi yaratici emek durumuna getirmek, yasamin en büyük zevki yapmak bizim elimizde. Bunu yapmadan da ürün alamayiz. Bunlarin yapildiginin kaniti, aldiginiz alani, isinizi i lerletmeniz, yenilik getirmenizdir.

Her yenilik yerine oturmayabilir, olsun. Bazisi yerine oturur, bazisi oturmaz ama yenilik, atilim, dinamizm olsun isinizde. Oturmayan düzeltilir. Düsünen kafa zaten üretmek zorundadir. Çok yöneticimiz üretmiyor.

Kirkbes dakika gecikme örnegini verdim ama daha ne örnekler verilebilir. Yönetici randevü sözü veriyor, 3 ay gitmiyor. Elestiriliyor, söz veriyor gidecegim diyor, yine gitmiyor. Bu nedir? Part-time komünistlik ne yazik istir.

Bir yönetici yoldasa görev veriyoruz, arastir, bize durumu anlat ama asil olarak konu hakkindaki fikrini ver diyoruz. Komünist sorumluluktan kaçmaz, elini tasin altina koyar, fikrini en açik biçimde söyler. Arastiriyor, durum hakkinda bilgi getiriyor ama kendi fikri, yorumu yok. Ondan sonra ne yapacagini soruyor. Oysa bizim açimizdan görev tamamlanmadi, senin fikrini soruyoruz, daha onu ögrenmedik.

Bir bölgede atak, cesur, son derece yetenekli genç bir yoldasi bölge komitesi sekreteri yaptik. O bölgedeki partililerin yoldasin çevresini sarmalari, ona destek olmalari gerekir. Benim gördügüm, yoldasin biçiminde yanlislar var, çünkü beraber çalistigi insanlari nasil ise yönlendirecegini yeterince bulmus degil. Ama bu biçimidir. Özü nedir tutumunun? Örgütü ise itmek için ugrasiyor. Tartisma biçim üzerinde yogunlastirildigi zaman, itiraz nesnel olarak öze itiraz biçimini almis olur. O biçim kavgasi bilerek ya da bilmeyerek, özü durdurmak için yapiliyor olur. Biçime biçim olarak karsi çikin, orada kalsin.

Sunun da altini çiziyorum, adalet duygusunu daha yükseltmek gerekir. Yöneticisinde adalet duygusunu görmeyen bir örgüt sürekli ciddi sorunlar yasar. Örgütte, iyi yapilan isler yeterince övülmüyor. Bunun en büyük nedeni, rekabet duygusudur. Böyle olmamalidir. Çünkü, yanlis yönlendirilmis rekabet duygusu ve iyi yapilan islerin partililer önünde övülmemesi, sevgisizlik getirir.

Su da olmaz: Bir yönetici gelip, “verin bana siki çalisan bir kadro, neler yaparim” diyemez. Marksist miyiz, idealist miyiz? Peki, sen bana istedigim gibi kadroyu, istedigim kadar ver, bak ben neler yaparim. Siyaset bu degildir. Siyaset, mümkünün alaninda yapilabileceklerin en çogunu yapmaktir. Sen de eksiklikler üzerinde fazla duruyorsan, is yapmamak için olmasin? Su yoldastan yararlanmayi neden düsünmüyorsun? Ötekinden? Yoldaslari yerli yerinde degerlendirmiyorsun.

Bu degindigim noktalar, merkez organda baslatilan tartisma ile dogrudan ilgilidir. Soru, neden komünist çalismada eksiklerimiz var sorusudur. Ondan bir önceki soru ise, neden ortama uygun hizda gelismiyoruz, nerede yanlis yapiyoruz? ideolojimiz piril piril diyoruz, en dogrusu diyoruz hep birlikte, öyle ise neden yeterli hizda gelismiyoruz? Benim yanitim açiktir: Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin kararlari ve direktifleri yerine getirilmiyor. Parti merkezinin gösterdigi yol tutulmuyor. Yönetici, 9. Kongre’den bu yana sol konusuyor ama hala sol adim atmiyor. Yönetici, örgütünün önüne düsmüyor. Örgüt, iki bölge ve yeni biçimlenmekte olan bir genç olusum disinda, daha 9. Kongre kararlari dogrultusunda çalismaya girmemistir. Ya konustugun gibi davran, ya da davrandigin gibi konus. Böyle iki bacak ayrik olmuyor.

Bu kasitli, bilinçli bir tutum mu? Öyle oldugunu düsünmüyoruz. Öyle oldugunu düsünse, MK’nin tutumu da degisik olur. Ama durum budur. En önemli nedenini biraz asagida ele alacagim.

Merkez Komitesi karariyla merkez organda açilan tartismaya partinin tüm yönetici ve üyelerinin en büyük bir açiklik içinde katilmalari gerekir. Samimi, içten, açik sözlü bir tartisma. O güvenimiz vardir, bugün kötü bir baristansa iyi bir kavga gereklidir.

Yaptigi isi düsünen insan yaratici olur. Sonuçta, inanarak ve severek çalisma sorunudur. Böyle olmadigi zaman, neden komünistiz diye sorulur.

Neden Böyle?

Neden MK kararlari uygulanmiyor, direktifler ve öneriler yerine getirilmiyor, neden parti merkezinin gösterdigi yol tutulmuyor? Çünkü alisilmis yasam biçimiyle çelisiyor. “Baska dünyalar” sözleri, burjuvazinin dünyasini anlatiyorsa, bunu hiçbirimiz için düsünmüyorum, ama onun disinda da baska ne dünyalar var. Devrim davasindan kopartilmis bir özel yasam, her gece televizyon karsisinda uyuklamak, vb., komünist dünyasinin disinda ne dünyalar var. Alisilmisin ataleti içindeki yasam sorunudur bu. Bu yasam biçimini bozmadan bugünün sorunlari çözülmez.

Neden örgüt, merkezin dediklerini hep geç yapti? Ciddi bir siyasal direnç mi vardi, yoksa “yoldaslar yanlis söylüyorlar” endisesi mi vardi? Hiçbir zaman! Fasizm geldi, ayni sey oldu. Fasizm çözüldü, ayni sey oldu. Alevilik konusu geldi, ayni sey oldu. Dokuzuncu Kongre kararlarinin basina da ayni sey geldi. Yiginsal bir örgüt olur, tabii dönemeçleri zor döner, o anlasilir. Böyle birsey de degil. iste bu durum, alinan yeni tutumlarin alisilmis yasam biçimiyle olan çeliskisinden kaynaklanmaktadir.

Bugünkü dönüs hepsinden daha zordur. Bunu iyi anlamak gerekir. Dokuzuncu Kongre kararlarini yasama geçirmek ötekilerin hepsinden zordur. Çünkü, tüm açikligiyla söylüyorum, biz bir seyi yanlis yaptik. Dönemlere göre tutum alinir, bu dogrudur. Bazi örgütlere bakiyorum, elinde semsiye var, yagmur yagsa da, yagmasa da semsiyesi açik. Bazi örgütler ise semsiye kullanmiyor, yagmur yagsa da açmiyor, yagmasa da açmiyor. “Dönemlere göre tutum alinir” diyor ama öyle birsey görülmüyor.

Biz, dönemlere göre tutum gelistirmeye çalistik ama bir yerde yanlis yaptik. Devrimin yenildigi, geri çekildigi dönemde baska tutum alacaksin ama örgütün asgari vuruculugunu sakli tutmak gerekliydi. Örgütün asgari vurucu gücünü sakli tutmak, örnegin provakatörleri, polisle isbirligi yapanlari cezalandirmak vb., gerekliydi. Biz bunlari yapmadik. Dolayisiyla, “sag” taktiklere döndügümüz dönem, bizi bir anlamda sag yapti. O dönüsü gerçek Leninci parti gibi yapamadik. O dönüste silahi birakmamak gerekiyordu. Yasamda silahin kullanilacagi alan daraliyordu, ama kalmasi gerekiyordu. Öyle olmayinca, silah, dise dis mücadele, bunlar kafalarda biraz geriye kaydi.

Bu nedenle, 9. Kongre kararlarini yasama geçirmek daha zordur. Bir yanlisimizdan kaynaklaniyor. Bu dönüs kolay dönüs degil. Bu dönüs, 15 yil kadar örgütün yasadigiyla çelisiyor. Bunu anlayan yanlisindan dönecek, anlamayan dönemeyecektir.

Komünist gençlere, genç partililere dikkat edelim. Onlarin önünü her firsatta ve korkusuzca açalim. Deneyimleri belki azdir ama dilleri bugünün dili, ruhlari bugünün ruhudur ve teorik anlayislari da agabeylerini utandiracak düzeydedir. TKP’mizi dolu dizgin gelistirecek olanlar onlardir.

Yasasin TKP!