REFAHYOL YÖNETIMI ÜLKEYI CEZAYIRLESTIRIYOR:

IÇ SAVASA ADIM ADIM YAKLASIYORUZ

Page Title

Haci Erbakan, seriati yönetime tasiyarak ülkeyi cehenneme çevirmek için olanca gücüyle ugrasiyor. Seyirci mi kalinacak? Ona bu firsati verip,güçlendiren, toplumun basina bela edenler de onun kadar suçludur.

Umut Gazioglu

Refahyol hükümeti yeniden kenetlenmis görünüyor. 8 yillik kesintisiz egitimin getirecegi imam hatip okullarinin orta kisminin kapatilmasina karsi direnis, sokak eylemlerine dönüsmege basladi. Refah milletvekillerinden ibrahim Halil Çelik: “Eger imam hatip okullarini kapatmaya kalkarsaniz kan dökülür. Ülke kan gölüne döner. Cezayir’den de beter olur... Demokrasi böyle gelecek... Ben seriatçiyim ve seriatin gelmesini istiyorum” demeye cesaret edebiliyor.

Seriatçilar bütün güçlerini toplu eylemlere hazirliyor, Tansu çanak tutuyor

MGK’nin derhal uygulanmasini istedigi kararlari itirazsiz onaylayan Erbakan, toplantidan çiktiktan sonra birdenbire arslan (!) kesiliyor. Bakanlarini, milletvekillerini, kökden-dinci profesörlerini, yazar-çizerlerini, vakiflarini-derneklerini ve medyasini harekete geçirip meydan okumaya basliyor. Refah yandasi ticaret ve sanayi burjuvazisini temsil eden MÜSiAD’a bagli 120 kurulus toplanti yapip, 8 yillik kesintisiz egitim uygulamasina direnmek için çesitli biçimlerde eylemler uygulama karari aldi; basörtülü, çarsafli genç kizlar- kadinlar, sakalli gençler-yaslilar, bereli çocuklar sokaklara dökülecek... Hirsizlik-yolsuzluk prensesi Tansu, akla hayale gelmedik yalanlarla askerlere yakinligini ilan ederken, Erbakan’la sarmas dolas ilerliyor. Ne söyledigi tam belli olmuyor. Sultanbeyli’de futbol sahasi temeli atarken, Refahlilara baci kucagi açmis söyle konusuyordu: “Imam hatip okullari devletin okullaridir. Kimse onlari kapatamaz. Sizden istedigim tek sey var, dinle siyaset birbirine karistirmayalim.” Sanki “siyaset dinin emrindedir” diyen kendisi degildi!

DYP’de danislikli dövüs mü var? Yoksa...

Çiller bir süre önce 8 yillik kesintisiz egitimi, koalisyonun gelecegine iliskin pazarlik konusu yapacagi sinyalleri vermekteydi. Oysa kendisine bayrak açmis Erez ve Aktuna’nin, 15-20 milletvekilini kopararak hükümeti sona erdirme asamasina yaklastiklarini görmesi gerekmez mi? Özellikle, kendisini yaratan ve siyasetin zirvesine oturtan, “siyasi karargah” olarak kullandigi Hilton’un 701 no’lu odasinda “ceketini çikarmis” is basinda oldugunu ilan eden Yalim Erez’in gücünü hiç bilmez mi? Yoksa ANAP lideri Yilmaz ve diger parti liderleriyle görüsmeler yapip, ANAP-YOL-SOL formülü üzerinden alternatif bir hükümet arayisina girmis olan Erez, onu kurtarmaya mi çalismaktadir? Bir danisikli dövüs içinde mi bulunuyorlar? Çirkin burjuva siyasetinden hersey beklenir.

Tansu’nun, asker tarafindan zorla indirilmek istenen Erbakan’a daha kuvvetli sarilmasinin altinda, Refah’tan gelen yolsuzluklariyla ilgili yeni tehditler mi yatiyor? Aylardir bekletilen Agar’la Korucubasi’nin dokunulmazliklarinin kaldirilmasina iliskin fezlekelerin, bugünlerde meclis baskanligina gönderilmis olmasi bu tehditlerin öncüsü gibi görünüyor. Yoksa basbakanlik koltugunu Erbakan’dan kapabilmek hülyasi içinde midir? “Haci onu o koltuga oturtmaz” diyor Hikmet Çetikaya ve sürdürüyor:

“O zaman ne yapacak, yalanci, simarik ve küstah bayan? Dosyalari çikaran, belgeleri açiklayan gazetecilerin üzerine eli silahli çeteleri saldirtacak. Eniste dügmeye basacak, zorbalar harekete geçip, ‘vatan millet’ çigliklariyla ortaligi talan edecek...6,2 trilyonluk vurgunu kimlerin yaptigini, tüyü bitmemis yetim hakkini kimlerin yedigini bu toplum biliyor artik. Sarisin ve küstah bayan ve esinin foyalari ortaya çikti, vurgun düzeninin savunucularinin da maskesi düstü...Flas TV olayi, Türkiye’deki çeteleri kimlerin organize ettigini gün isigina çikardi... Yalanci, simarik ve küstah bayan ile eniste bir gün yaptiklarinin hesabini verecek, onu sarip sarmalayan Haci da cehennem atesinde yanacaktir. Bir gün mutlaka öldürülen gazetecilerin katilleri, adam kaçiran çeteler, hirsizlar, halkimiza hesap verecektir!” (9 Mayis 1997,Cumhuriyet Hafta)

Haci Erbakan’in haclari ve Ebusuud Efendi!

M.Bardakçi da (27 Nisan 1997, Hürriyet) Erbakan’i kinayip, ‘tarihin arka odasi’ndan Seyhülislam Ebusuud’un 400 yillik bir hac fetvasini çikarmis, sunuyor: “Bir defa haccetmis olanlarin hacca tekrar gitmeleri yerine paralarini sikinti çeken fakirlere... yetim analarina harcamalari daha faydalidir.” Bu sözler güzel de, Erbakan’a Ebusuud’u örnek göstererek, onun gibi olmasi ve ona uymasi yönünde kapali tavsiye korkunç! Bardakçi’nin, “Kanuni’in yakinlarindan ve devletin en güçlülerindendi... Ama siyasete hiç karismadi...” dedigi ve en büyük din alimi olarak selamladigi Seyhülislam Ebusuud tarihin gördügü en büyük katillerden biridir. Onbinlerce Kizilbas-Alevi onun verdigi seriat fetvalariyla katledildi, yakildi, bogduruldu. Onun fetvalariyla seriata uymayanlarin, farkli inanç sahipleri ve yenilikçi Osmanli alimlerinin baslari kesildi. Kendisinden 150 ve 250 yil önce yasamis olan Seyh Bedreddin ve Yunus Emre hakkinda bile fetva verip, onlari kafir ilan etmis; yapitlarini okuyan ve onlara inananlari katlinin vacip oldugunu söylemistir. Nasil bu adam övgüye deger bulunur? Bu nasil siyasetten uzak olmakmis? Herhalde Erbakan’in uzak oldugu kadar!

Burjuvazi kendiliginden hesap vermez, onlardan hesabi halk sorar

MGK’nin önce medya mensuplarina, aydinlara sonra da çesitli sendika, sivil örgüt liderleri ve is adamlari-patronlara vermis olduklari brifinglerle, Türkiye tam anlamiyla darbe sürecine girmis durumdadir B. Coskun’un dedigi gibi:

“Bu kez farkli bir darbeyle karsi karsiyayiz... Fiilen darbe basladi. Su anda darbe süreci içindeyiz. Artik darbenin ne zaman yapilacagi degil, ne zaman sona erecegi söz konusudur.” (29 Nisan 97, Hürriyet)

Ankara’daki Millet Meclisi, zaten hiçbir zaman olmamis olan halki temsil etme özelligini halkin gözünde tamamiyla yitirmis ve parti liderlerine kulluk yapmaktadir. Gazetelere yansiyan bir anketin sonucu, bunu açik açik gösteriyor: “TBMM bugün halki temsil ediyor mu?” sorusuna; 11 ilde 1009 örnek üzerinden, %18 “Evet” derken, %68,8 “Hayir, temsil etmemektedir” diye yanit vermekte.

Haci Erbakan, seriati yönetime tasiyarak ülkeyi cehenneme çevirmek için olanca gücüyle ugrasiyor. Seyirci mi kalinacak? Ona bu firsati verip, güçlendiren toplumun basina bela edenler de onun kadar suçludur. Hikmet Çetinkaya, “Halkimiza bir gün mutlaka hesap vereceklerdir” diyerek teselli buluyor. Oysa hesap vermeyi beklemek degil, derhal hesap sormak gereklidir. Demokratlar, solcular, devrimciler ve komünistler olarak kitleleri harekete geçirelim! Toplumun tüm kesimlerini, isçileri, memurlari, köylüleri tüm emekçileri arkamiza alarak meydanlara akalim. Haydi burjuvaziden hesap soralim!