1 Mayis 1997’de halkin isyani ALANLARDA

Devrimin sanli yolunda ilerleyen halkin bayrami meydanlarda yankilanacak

Emegin, onurun, kavga günü 1 Mayis yaklasiyor…Kavgamizi, hincimizi bosalttigimiz degil, biledigimiz gün 1 Mayis yaklasiyor… Her boydan sömürücüye karsi öfkemizi, acimizi bir yumruk olarak gösterdigimiz 1 Mayis yaklasiyor... Gün geçtikçe güçlenen umudun alanlari zaptettigi gün 1 Mayis yaklasiyor…Evet, zorlu sinav 1 Mayis 1997 yaklasiyor.

1 Mayis 1997 çok sorunun yanitini verecektir. Siddetlenecek baskilara ragmen halk gösterilere katilacak mi, ya da ne düzeyde katilacak? Katilanlarin militanligi ne boyutta olacak? Burjuvazi, tüm ‘‘kirli çamasirlari’’ ortaliga dökülmüsken, birbirini neredeyse saç saça bas basa yerken bile, ‘‘devlet güçlüdür’’ edalarini elden birakmayacaktir. Ve 1996’nin 1 Mayis’i gibi bir 1 Mayis geçirmemek için elinden geleni yapacaktir. 1 Mayis bu baskinin altindan kalkabilecek mi, geçen yili yakalayabilecek mi, geçen yilin düzeyini asabilecek mi? Susurluk’a karsi yogunlasan büyük tepki 1 Mayis’la beraber alanlarda akmaya devam edecek mi?

Bu sorularin yanitlari, ülkenin önümüzdeki yakin evrede gidecegi yönü belli edecek, derinlesmekte olan devrimci durumun nasil bir seyir izleyecegini gösterecektir.

Hosnutsuzlugu devrime ilerletelim

Biliyoruz ki, emperyalizmin zayif halkasi Türkiye’de her ufacik hakkin elde edilmesi, hersey, disle tirnakla kavga istiyor. Ama Türkiye’nin bugunkü kosullari bununla da kalmiyor, devrime gebe bir ortami anlatan devrimci durum kosullari yasiyor. Ezilenler artik eskisi gibi yasamak istemediklerini dile getiriyorlar. Burjuvazi artik eskisi gibi yönetmekte zorlaniyor. Bunlarin sonucunda da her gün yiginsal eylemler gittikçe artiyor. Yani disle tirnakla kavga simdi çok daha çarpici, çok daha aci, çok daha açik ilerlemektedir. Burjuvazi düzenini sürdürmek için mücadele verirken, ezilen, sömürülen halk kesimi de her gün bir adim daha ilermektedir.

Devrimci harekette birlik egiliminin güçlenmesi, halkin kendiliginden eylemlerinin artis göstermesi gelecege isik tutmaktadir. Birlikte yürütülecek kavga Türkiye’yi aydinlik yarinlara götürecektir. Bu birlikte, ortak hareket etme duygusu, 1 Mayis 1997’de, geçen yila oranla çok daha güçlü olarak yansimalidir.

Isçi sinifinin sanli bayrami 1 Mayis yaklasirken, kabaran isçi hareketine karsi sahnelenecek çesitli hain ‘‘oyunlara’’ uyanik olmaliyiz. 1 Mayis’ta alanlarda sel olup akmamizi engellemek için her yolu deneyeceklerdir. 1 Mayis’in alanlarda degil de, salonlarda kutlanmasi önerisi iste bu çerçeveye hizmet eden anlamdadir. Yiginla sorunun, milyonlarca issizin oldugu, açligin kol gezdigi, isçinin sendikalara güveninin kirildigi bir dönemde, tam da Türkiye’nin gittigi yolun egilimine ters, 1 Mayis’i salonlara hapsetmek son derece yanlistir, burjuvazinin ekmegine yag sürmek demektir. 1 Mayis, sorunlarimizi, birligimizi ve mücadele azmimizi tam bir isçi disiplini içinde alanlarda, meydanlarda haykiracagimiz gündür. 1 Mayis mutlaka alanlarda kutlanmalidir, kutlanacaktir.

‘‘Provakasyon olur’’ mantigi ile alanlara akmayanlar, alanlara akilmasini engelleyenler, isçi hareketine asil en büyük provakasyonu yapanlar olacaklardir. Biz isçi sinifina ve onun örgütlerine güveniyoruz. Yeter ki üzerimize düsenleri iyi yerine getirelim, iyi örgütlenelim. Halkimiz, ‘‘aydinlik Türkiye için 1 dakikalik karanlik’’ eylemleriyle güzel günlere susamisligini göstermistir ve özellikle son iki yilin yogun militan eylemleri ile alanlarda neler yapilabilecegi çok iyi sergilemistir. Türkiye emekçi halki bu eylemleriyle çaresiz olmadigini, güçsüz olmadigini, tam tersine yeni yaratici eylemlerle de devletin takipçisi oldugunu göstermistir. Halkin devlete karsi baslattigi mücadelede örgütlülük artarak alanlarda devam etmelidir.

Haydi isçi arkadaslar,

Subelerden baslayarak sendikalarinizi sikistirin. 1 Mayis eylemi, alanlara isçiyi tasiyarak hükümeti de devirebileceklerini gösteren Türk-is eylemlerinden geri kalmamalidir. Susurluk kazasindan sonra gelisen ortamda birlesen gücün devamini saglayalim. Konfederasyonlarin ortak hareket etme kararlarini isçiler zorlamalidir. Sendikalarini omuzlayip, ortak bulusma meydanina gelmelidir. 1 Mayis’in sanina bu yakisir.

Bagnaz milliyetçileri yedegine alan seriatçi partinin her ilerleyisi, isçi sinifinin demokratik-sendikal haklarina, tüm kazanilmis kadin haklarina, düsünce özgürlügüne, her türlü örgütlenme hakki ve özgürlügüne, akademik, bilimsel ortama karsi büyüyen tehdit ve tehlike demektir.

Özgürlüklerimizi, haklarimizi, özlem ve taleplerimizi, toplumsal gelismenin ve insanligin düsmani gerici-çeteci güçlere karsi savasim temelinde yükseltmek zamanidir.

Laik ve demokrat insanligin üyeleri, isçileri yalniz birakmayin. Bu büyük günde aslinda ayni temelden kaynaklanan sorunlarimizin çözümü için alanlari dolduralim. Çetecilere, yobazlara darbe indirelim.

Hedefimiz: 1 Mayis’a daha yiginsal, daha militan çikmak!

Haydi öncü unsurlar!

Haydi yoldaslar, bu zorlu sinavi en güzel sekilde verelim. Bu sinavi hem Türkiye’nin gelecegi açisindan, hem partimizin gelecegi açisindan en güzel sekilde verelim.

1 Mayis 1997’yi Türkiye’nin güzel yarinlara ulasmasinda kaldiraç yapalim. Bu 1 Mayis’da alinacak sonuç, gelecek dönemde neleri hedefleyebilecegimizi gösterecektir.

1 Mayis nasil gelirse gelsin, örgütün çalismasinin da aynasi olacaktir. Merkez Komitesi’nin koydugu amaçlar ve direktifler çerçevesinde ve yine onun israrla istedigi ruhta çalismalarimizi sürdürelim ve bunu 1 Mayis’ta gösterelim. Bu 1 Mayis bunun da göstergesi olacaktir.

Komünistlerin görevi, hem gelismekte olan devrimci birligin bu 1 Mayis’ta ilerlemesini saglamak, hem de halkin toparlanmis militan birliginin sürekliligini saglamak, ilerletmektir. Yerimiz Kadiköy, ya da Abide-i Hürriyet, Anadolu’nun hangi meydani olursa olsun, isçi yiginlariyla, devrimci hareketle birlikte sel olup akmak, burjuvaziyi köklerinden sallamaktir.

Bunun için ev, ev dolasmamiz gerekiyorsa dolasacagiz. Ugramadigimiz emekçi varsa ugrayacagiz. Diyecegiz ki, ‘‘Susurluk kazasi ile ortaliga paçavra gibi dökülen devletten hesap soracagiz, birlesik gücümüzün onlari yenecegini gösterecegiz, 1 Mayis ezilen emekçilerin günüdür, gelin birlikte kenetlenelim.’’ Eger bu çalismalar içinde ‘‘yorgunluktan ölüyor’’ duruma gelmediysek, iyi çalismiyoruz, görevimizi iyi yapmiyoruz demektir.

Hedef gösteren pankartlarimizla, kizil bayraklarimizla, kizil kafa bantlarimizla alani kipkizila çevirmeli, görkemli olmaliyiz. Hazirliklarimiz sürekli gündem maddesi olmali, gelecek tehlikelere karsi önlemleri almaliyiz. En iyi önlem, kitlelerle birlikte alinacak tavirdir. Milyonlarin tasidigi pankartlari burjuvazinin engellemesi zordur. Üstelik kizil kafa bantlarimiz halkin alnindayken anlam kazanir, pankartlar isçilerin ellerinde yücelir.

Kadin, erkek, yasli, genç, Türk, Kürt, Alevi, Sünni herkes alanda bulusmalidir. Çagrimizi herkese ulastirip, 1 Mayis’in kavga tarihini anlatip alanlara getirmeliyiz. Yorulmadan, bikmadan, ‘‘bu da artik Türkiye’de olanlari anlamamissa, ne yapayim’’ demeden kapilari çalip alanlara getirmek ana görevimizdir. Ancak bu sekilde yanasilan bir çalisma ile biz 1 Mayis’lari gerçek, özgürlügün ve demokrasinin kol gezdigi ortamlarda bayram olarak kutlama mutluluguna erisiriz.

Simdi hazirlanma, örgütlenme, saflari siklastirma, savasan güçlerin birligini pekistirme günüdür.

Haydi burjuvazinin yelkenini suya indirmeye! Haydi 1 Mayis’ta kavgamizi, memleketi güzel yarinlara ulastirmanin kaldiraci yapmaya!

Yasasin isçilerin birligi, halklarin kardesligi!

Susurluk’tan hesap soralim, 1 Mayis’ta bulusalim!

Türkiye Komünist Partisi