Çatismada ölümünün 30. Yilinda ERNESTO CHE GUEVARA yolumuzu aydinlatiyor

1997 yili kahraman savasci Che’nin, çatismada ölümünün 30. yili. Bu nedenle Küba Komünist Partisi, 1997 yilini Che’yi anma yili olarak kabul etti. Che ile ilgili yayinlanmamis filimlerin, resimlerin ve bilgilerin yayinlanacagi çesitli eylemlilikler düzenleniyor.
Ernesto Guevara 14 Haziran 1928’de Arjantin’de Rosario’da dünyaya geldi. Orta halli bir ailenin ogludur. Genç yaslardan itibaren politikaya ilgi duydu. Ögrencilik yillarinda herhangi bir egilimin militani olmadan, isyanci ögrenci guruplarinin arasinda yer aldi. Daha egitimini tamamlamadan, Amerika kitasini tanima idealiyle bir arkadasi ile yollara düstü. Bir ülkeye ait olmaktan çok, bir kitaya ait olmayi o zaman ögrendi. Gezdigi ülkelerde yasam, dil, iklim, cografya ve kültürün farkli olmasinin yanisira, bu topraklarin temel ortak noktasinin ekonomik adaletsizlik oldugunu anladi.

Guatemala ve Meksika’ya yaptigi gezilerde çesitli isler yaparak hayatini kazandi ve ayni zamanda allerjiler konusundaki çalismalarini da sürdürüp, üniversitede tip egitimine devam etti. Che’nin Fidel ile karsilasmasi ve tanismasi bu döneme rastlar. Che, Savas Anilari adli kitabinda bu tanismayi söyle anlatir:

‘‘Soguk Meksika gecelerinden birinde onunla tanistim. Ilk konusmamiz uluslararasi politika üzerineydi. Sabahin erken saatlerinde, gelecekteki yolculuga katilacaklarindan birisiydim.’’

Meksika’daki egitimini bitirdikten sonra 1956’da Küba’ya gitti. Granma’daki 82 kisiden birisiydi. Küba’daki ayaklanma 1 Ocak 1959’da zafere ulastigi zaman gerilla birliklerinden sorumlu bir komutandi.

Devrimden sonra Che yine dünyayi tanimak için yola çikti ama bu kez yapilanlar Küba devrimi için yapilacakti. Latin Amerika ülkelerinin hemen hemen hepsini gezmisti. Simdi sirada Asya ve Afrika vardi. Yaptigi bu gezilerde Misir, Endonezya ve Hindistan’i tanima firsati buldu.

Che 1960 yillarindan sonrada sosyalist ülkeleri ziyaret ederek bu ülkelerin sorunlari ile ilgili arastirmalar yapti. Sosyalist ülkelerle enternasyonalist baglarin kurulmasini sagladi ve bunun önemini göstermeye çalisti. Daha sonra Küba’ya döndü.

Devrim sonrasi Küba’sinda, iktidarin ele geçirilmesinin ardindan, ABD’nin baskilari ve Küba halkinin bunlara verdigi karsilik içinde Küba devrimi köklesmeye baslamisti. Devrim halk siniflarinin kararli destegini kazandiktan sonra, devriminin sosyalist karakteri daha da güçlendi. Che’nin 28 Temmuz 1960’da Havana’da toplanan Gençlik Kongresi’nde yaptigi konusmadaki su bölüm bu açidan önemlidir:

‘‘Bu devrimin bir komünist devrim olup olmadigini bana sorarsaniz. Bu devrimin Marksist olup olmadigi konusunda- ve ben Marksisttir diyorum- bunu kabul ederiz, çünkü devrimimiz kendi yöntemiyle Marks’in gösterdigi yollari bulmustur.’’

Che’nin 1965 Subat’inda Cezayir’de yaptigi konusma da bize Küba devrimi düsüncesinin hazir semalar olmaksizin ve etiketlerden de korkmadan nasil yapildigini açiklikla anlatiyor:

‘‘Biz komünizm yolunda, belirli bir amaca dogru ilerleyen ideolojik bir gelismenin mantiksal sonucu olan tüm asamalari önceden görerek bu ise koyulmadik. Emperyalizmin kati gerçeklerine bagli sosyalist gerçekler halkimizi yeniden biçimlendirdi ve daha sonra bilinçli olarak kabul ettigimiz yolu gösterdi…’’

Che’nin, Fidel ile tanismasi kendisi ve dünya devrimci hareketi için bir dönüm noktasi olusturur. Devrimin önderi, ülkenin emperyalizme karsi verdigi mücadelede komutanlik görevi üstlenen, merkez bankasinin baskani olup bir türlü düzeltilemeyen döviz durumunu düzelten, endüstri bakani olarak kalkinmayi saglayan, devrimin tahlilini ve Küba ile ilgili gerçekleri yaziya dökerek gelecege aktaran bu gerillanin dehasini daha o zaman fark etmisti.

Che, aldigi tüm bu görevler için ögrenmek, arastirma ve inceleme yapmak zorunda kaldi. Che ve Küba halki, hiç bir devrimin gökten düsmedigi gerçegini bize gösterdiler. Her devrimin, yerine getirilmek zorunda olan birçok görevi beraberinde getirdigini ve bu çalismalarin ama iyi ama kötü yapildigini gösterdiler. Bu çalismalar, mekanik biçimde uygulanabilecek formüllerin hazir bir yerde beklemediginin de kanitidir. Küba’nin pratiginde Lenin bir kez daha dogrulanmisti. Çünkü Lenin’in ünlü sorusu, Ne Yapmali’nin yaniti bir elkitabinda degil, Lenin’in söyledigi gibi, somut kosullarin somut tahlilinde yanitlanmisti.

Che, birçok enternasyonalist gibi, yalniz kendi ülkesi için degil, baska halklar için de savastigi için önderdir. Che iki önemli devrimde (Küba ve Guatemela) tarihe geçmistir ama verdigi bilinçle bir çok devrimde adindan söz ettirmistir. 1959’da direnis ordusu daglardan inerken Che, baska ülkelerin bagimsizlik ve özgürlük savaslarina katilmayi düsünüyordu. Fakat devrim sonrasi sorunlarin çözümü için Küba’da bulunmasi gerekiyordu. Kalkinma döneminin de kahramanlarindan birisi oldu. Devrimden alti yil sonra yavas yavas sorunlar azalmaya baslayinca Che de buralardan ayrilmayi planlamaya basladi. Gidecegi ülke Bolivya idi. Neden mi? Çünkü Bolivya, Latin Amerika’nin en çok vari yogu elinden alinmis ve en aci çeken ülkelerinden birisiydi. Che amaçlari ugruna ölümü göze almis ve kavgaya yine korkusuzca atilmisti. 8 Ekim 1967’de Bolivya birliklerinin saldirisina ugradi ve yaralanarak esir alindi. Esir alindiktan bir gün sonra kalbine kursun sikilarak öldürüldü.

Düsman, gözü kararmis bir sekilde gerçeklestirdigi bu katliamda sunu görmemisti: Che gibi kahramanlarin efsanelesip topraklari sarmasi uzun zaman almazdi. Çünkü düsmanini bile önünde egilmek zorunda birakmis bir kisiydi. Ölümsüzlesmek için her yana kendi heykellerini diken kisleri tarih un ufak etmis ve etmektedir. Bunlardan geriye hiçbir sey kalmayacaktir. Che gibi kahramanlar ise tarihte yer aldiklari güzellikleriyle, milyonlarca insanda yeninden dogarlar.

Simdi dünyanin hangi ülkesinde olursaniz olun, Che’nin uzun saçli, sakalli portresini gördügünde onu tanimayanlarin parmakla sayilacak kadar az oldugunu görürsünüz.

14. Dünya Gençlik ve Ögrenci Festivali’nin hazirliklarinin sürdügü su dönemde festival komitesi, çatismada ölümünün 30. yili dolayisiyla Che’nin mücadele ruhunun ve enternasyonalizminin festivalde öne çikartilmasi karari aldi. Küba’da bulasacak onbinlerce genç, Che’nin miras biraktigi mücadele gelenegini, kavga ve isyan ruhunu yeniden haykiracak. Bu yilki festivalin belgisi, ‘‘emperyalizme karsi savas, baris için savas ve dostluk’’. Bu dogrulari kendi pratigimizde göstermek için, Che gibi yola koyuldugumuzu bilmeliyiz. Haydi dayanismaya, haydi Küba’ya, haydi Che gibi mücadeleye!

Nesrin Sahin