Metin Güven
Basarili olmak ve hedefe ulasmak için baslica iki alan vardir. Program ve yöneticilik.
Dogru programin hayata geçmesi ancak programi kabul edenlerin kurumsallasmis bir yönetim mekanizmasinin disiplini içinde hareket etmesiyle gerçeklesebilir. Her degisen yöneticiye göre yönetim sekli kökten degismis olsaydi ne devletler, ne dinler, ne siyasi partiler, ne de sirketler basari saglayamazlardi. Degisiklikler, döneme uygun yönetsel gelismeler mutlaka olacaktir, fakat bunlar saglam bir yönetim temeli üzerine insa edildiginde bir anlam ifade eder.
Program ve yöneticilik. Bu iki alan birbirine o kadar baglidir ki, biri olmadan digeri hiçbir anlam ifade etmez. Birinin basarisi, digerini desteklese de temelde farkli alanlar olduklarindan her ikisi için ayri uzmanliga ve basariya ihtiyaç vardir.
Partimiz açisindan baktigimizda hedefimiz açiktir. Devrim yoluyla sosyalizmi kurmak. Bunun için gerekli program ve yönetim alanlarimizin durumuna bir bakalim.
76 yillik bilgi birikimine ve önemli tecrübelere sahip partimizin, Marksizmi belki de dünyada en iyi anlamis bir liderle bütünlesmesi ideolojik olarak tartismasiz en dogru çizgide yer almamizi saglamistir.
ideolojimiz partimizin en güçlü silahidir. Söylediklerimizin yasamda dogru çikmasi bunun kanitidir. Onun içindir ki, tüm partili yoldaslarimiz programimiza sonsuz bir güven duymaktadirlar. Diger siyasetler bile ideolojimizin güçlü oldugunu söylemektedirler.
Öte yandan su anki örgütsel düzeyimiz, ideolojimize layik degildir. ''Bu kadar dogru ve piril piril bir ideolojimiz olmasina ragmen niçin bu oranda büyümemiyoruz?'' Bu soru çesitli zamanlarda hep getirilmistir.
Evet, bu soruyu bir kez daha kendimize soralim ama yanitini alalim.
Genel olarak dünyanin, özel olarak da Türkiye'nin içinde bulundugu siyasi ortamlarin partimizin büyümesini olumlu ya da olumsuz etkilemesi kaçinilmazdir.
Program olarak üstünlügümüzün yanisira, yönetim alaninda ayni basariyi göstermemis olmamiz istenilen büyüklüge ulasamamamizdaki en büyük etkendir.
Partimizde yöneticilik ve yönetici yetistirme ihmal edilmistir. Denetim, yönlendirme ve gelistirmede zaman zaman aksakliklar ve yetersizlikler olmustur. Bu sorun, özellikle Türkiye örgütlenmesinde daha çok hissedilmistir. Küçük örgütlerde, yöneticilerin kisiliklerinin örgüt üzerinde gereginden fazla etki yapmasi kaçinilmazdir. Onun için yöneticiler çok daha dikkatli olmak zorundadir. Bu bizde zaman zaman geriye kaymis, yönetim anlayisi bir kenara itilmistir.
Bu durum, kadrolar üzerinde tahribatlar yaratmistir. Bunun sonucunda orta ve alt düzey yöneticiler ne yapacaklarini sasirmislardir. Çünkü onlara gelenek aktarilmamistir. Su mutlaka kabul edilmelidir: Sorumlular, basarinin ve basarisiziligin sorumlularidirlar.
Sayginlik ve görev
Bildiklerinin kendine yeterli geldigini düsünenlerde, bilgisizlik her geçen gün daha da artacaktir. Eskiden yeterli olan bilgi birikimi, zaman ilerledikçe, görev ve sorumluluk arttikça yetersiz hale geliyor. O bakimdan sürekli ve yeniden bilgilenmek basarili olmak için kaçinilmazdir. Partimizde bilgilenmeyi, herseyden ve herkesten ögrenmeyi küçümseme aliskanligi vardir.
Görevler agirlastikça, yönetici kendi yetersizligini göremediginden ya da görmek istemediginden büyük yanlislar yapiyor. Yanlislarin en büyügü de adaletsizlik oluyor. Burada da yapilan en tipik yanlis, yöneticinin, adalet kelimesinin arkasina siginip, yoldaslarin bilgi ve deneyim eksikliklerinden yararlanmasi oluyor.
Bu durumlarda seçilen yöntem, dünyadaki tüm yetersiz yöneticilerin seçtigi yol oluyor. ''Bu görevde kalmak için sevilmeliyim'' Ne yazik ki, bu tür yöneticiler uzun vadede basarili olamamislar ve görevlerinden bir süre sonra alinmislardir. Önemli olan sevilmek degil, görevi yapmaktir.
R.Yürükoglu Yoldasin 10 Eylül 1990'da partimizin 70. Kurulus yildönümünde yapmis oldugu konusmanin bilgisizlik üzerine olan bölümünü bugün de okumaliyiz:
''Biliyorum, bazilariniz ciddi olarak bilgisini ilerletmek istiyor, bazilariniz korku-yor, 'yapabilir miyim bu kadar isin arasinda?' diyor. Ama sunu herkes iyi niyetle koyuyor ki, bu is bilgi olmadan yürümez.
''Bilgi olmayinca ne oluyor yoldaslar? Son aylarda üzerinde durmaya, elestirmeye basladigimiz yukaridan asagiya indikçe büyüyen bir sekilde sekterlik, keskinlik, hosgörüsüzlük, katilik, sertlik. Ve bunlar ''erdem'' diye ortaya çikiyor. ''Devrimci adam sert ve kesin olur.'' Tüm bu yanlislarin nedeni bilgi yetersizligidir. Bilgisizlik. Eski sözcügüyle cehalet daha iyi anlatiyor. Bilgisizlikte insana o kadar koyan bir anlam yükü yok, ama cahillik deyince insan kiziyor. Partimizde cehalet var!
''Örgütün bugünkü yetersizliginin temel nedenlerinden biri budur. Bunda hepimizin suçu vardir. Tabii en büyük suç yöneticidedir, bizlerderdir. Ama suçlu arayip, mahkemeye vermiyoruz. Bir yanlisi degistirmeye, bir eksigi gidermeye ugrasi-yoruz.'' (R. Yürükoglu, ''Yayina Dönük Egitim Seferberligi'', isçinin Sesi Yayinlari, s.19-20)
Türkiye toplumunun genel anlayisinda varolan sekterlik, keskinlik, hosgörüsüzlük, katilik gibi yanlis yaklasimlarin yanina bugün ''sevilmeye çalismak'' olgusunu da eklemek gerekir. Amacini ve görevlerini unutarak sadece sevilmeye çalismak.
Partimiz yukarida sayilan kötü yanlarin üzerine tam basarili olmasa da gidebildigi kadar gitmistir. Bu yöneticiler üzerinde baski olusturmus ve onlari bilgilenmeye ve hayati daha iyi anlamaya itmistir. Zorlanan yoldaslar ise dogru ve zor yol olan bilgilenme yerine, yanlis ama kolay olan sevilme ve sirin gözükme yolunu seçmislerdir.
Herkes gibi yöneticiler de sevilmek ister, bundan daha dogal birsey yoktur. Ancak amaçlari, görevleri bir kenara birakarak sadece sevilmeye çalismak partimize büyük zarar vermektedir.
Yeni göreve getirilen yönetici, eski yöneticiyi kötüleyerek ise basliyor. Yeni sorumluluklar ve yetkilerle terfi ettiginde eskiden beraber çalistigi yoldaslarin sevgisini kaybetmemek için tavizler vererek yapmasi gerekenleri yapmamaya basliyor. Sayginligin, sevgiyi doguracagi gözardi ediliyor.
Tabii sayginlik durduk yerde kazanilmi-yor, kendini anlatarak, baskalarini çekisti-rerek kazanilmiyor. Bilgiyle, yetenekle, partinin istedigi görevleri yaparak kazaniliyor. Görevler ise bellidir: isçinin Sesi'inde çikan ana yazilardir. Bir bütün olarak görevleri mazaretsiz yerine getiren yoldaslar saygin yoldaslarimizdir. isine geldigini yapan, digerlerini yok sayan yoldasimiz sevilse ne olur, sevilmese ne olur.
Sevilmek ugruna çevresindeki yoldaslarin sikayetlerini, elestirilerini zamanina ve mekanina bakmadan, dogrularla yanlislarin ayrimini yapmadan kabullenmek, her konustugu yoldasla baska yoldaslarin kötü yönlerini tartismak, kisa bir süre için tek tek kisileri belki memnun edebilir, fakat aslinda birlik duygusunu yok eden, birbirine güveni sarsan bu dedikodulardir.
Bu yoldaslari çalismalara daha iyi motive etmek ya da kendi yetersizligini örtmek için yapiliyor olabilir. Niyet ne olursa olsun, dedikodu yapmanin önü açilmis oluyor. Bu da örgütü içe döndürüyor. Yoldaslik iliskileri zedeleniyor. Herkes birbiri hakkinda bilgili, bilgisiz, yetkili, yetkisiz ileri geri konusuyor.
Tüm olumsuzluklari yaratan dedikodu ve bilmeden konusma aliskanligidir. Her nerede, kisiler, gerekli gereksiz konusuyorsa, orada parti görevleri yapilmiyor, parti küçülüyor demektir.
James K. Van Fleet adli yazar, kapitalist isyerlerini düsünerek bir kitap hazirlamis. Kitap, burjuva düzen kosullari için yazilmis olsa da, ''yöneticilik sanati'' açisindan yararli sonuçlar ve degerlendirmeler tasidigi için, ''En Büyük 22 Hata'' adli kitabin onüçüncü bölümünden uzunca bir yaziyi aktarmak isti-yorum. Bölüm basligi, ''Sayilmaktan Çok Sevilmeye Çalismak''.
''Saygiyi ön planda tuttugumuz zaman saglayacagimiz faydalar:
"1. Kendiniz olur, baskalari için hatalar yapmazsiniz.
''2. isi yaptirmak için çalisanlariniza vaadler verip yag çekmeniz gerekmez.
''3. Sevimli olmak için çabalamazsiniz. Buna gerek duymazsiniz.
''4. Oldugunuz gibi davranmalisiniz. insanlari etkilemek için gülünç yollara basvurmaniz gerekmez.
''5. Çalismalariniz size daha yararli olur.
''6.istekleriniz daha verimli sekilde yerine getirilir.
''7. Çalisanlarinizin saygisini ve destegini kazanarak onlarla isbirligi yapabilirsiniz.* *''8. Sonuçta sizden hoslandiklarini göreceksiniz.
''Kullanilabilecek motifler:
''* Asla hosa gitmek amaciyla özverilerde bulunmayin.
''Bu elbette çalisanlariniz için birsey yapmayin, onlara yardim etme sansiniz varken bunu reddedin anlamina gelmiyor. Onlar sizden yardim istedigi sürece elinizden geleni yapmalisiniz. Yapmamaniz gereken, yanlislari görmezden gelmektir. Hoslarina gitmek için, geç gelmelere, devamsizliklara göz yumarsaniz kontrolü tamamen kaybedersiniz.
''* Asla sevimli olmak için yanlis kararlar vermeyin.
''Popülerlik geçicidir. Müzik guruplarinin geçici oldugu gibi. Kalici olan müziktir, ritimler ve türlerdir. Bir de arkalarindan sürükledikleri dinleyici kitlesidir. Siz isinizin yöneticilik oldugunu unutmayin. isinizi yapmak ve bunda verimli oldugunuz sürece devam etmek istiyorsaniz, kisa vadeli zevklerden uzak durun. Çalisanlarinizin sempatisini kazanmak için riskli kararlar vermeyin. Öncelikle sirketinizin ve çalisanlarinizin esas çikarlari önemlidir.
''* Asla disiplini elden birakmayin.
''Çalisanlariniz, yapacagi bir hareketin cezasini bilerek, onu yapma istegindeyse, cezayi mutlaka uygulayin. Yalvarmalar ve ilerisi için verilen sözler sizi yumusatmasin. Prensiplerinizi uygulamakta yetersiz kalirsaniz hatalar sürekli tekrarlanacaktir.
''Kullanilabilecek pozitif motifler:
''* Yaptiginiz isi iyi bilin.
''Bir yönetici olarak , isi planmalamayi ve organize etmeyi bilmelisiniz. isinizi gerçekten bildiginizde, çalisanlariniz size güvenecek ve saygi duyacaktir. is bilginiz yöneticiliginizin temel tasidir.
''* Mizah duygusunu gelistirin.
''Elbette, komedyen olun, devamli sakalar yapip kahkahalar atin demiyorum. Ancak mizah duygunuz sayesinde hem problemi büyütmez, hem de hosgörüyle yaklasabilirsiniz. Mizah yönünüz sizi asiri gururdan koruyacak, bencillik ve ukaliliktan uzaklastiracaktir. Tapilan bir heykel olmaktansa, pesinden gidilen bir örnek olmak çok daha iyidir.
''* Amirlerinize va çalisanlariniza sadik olun.
''Bunu basaramazsaniz takimin verimli olmasini engeller ve ne amirlerinizin ne de çalisanlarinizin güven ve saygisini kaza-nabilirsiniz.
''Amirlerinizin elestirisini gözardi eder, ta-limatlari elestirir, onlar hakkinda çalisanlarinizin önünde dedikodu yaparsaniz is-yerinizdeki tüm sayginliginizi yitirirsiniz.
''Amirlerinizi elestirerek çalisanlarinizin saygisini asla kazanamazsiniz. Sadakat iki yönlü bir yoldur. Yapacaginiz en iyi sey, çalisanlari-nizla, amirleriniz arasinda tampon olusturmanizdir. Bu ortaligi düzeltmek için yalanlar söylemek anlamina gelmez. Bu adil olmayan davranislarda çalisanlarinizi amirinize karsi korumak, hakkini savunmaktir. Çikarlarini gerçekten korudugunuzu düsününen çalisaninizin tam destegi sizin olacaktir.
''* Altin kurali uygulayin.
''Baskalarina iyi davranarak kendinize de iyilik edersiniz. Baskalarina yaptiginiz kötü bir davranis kendinize yaptiginiz kötülüktür. Altin kural, 'karsinizdakine size davranilmasini istediginiz gibi davranin'dir.
''Anlayisli olun, size karsi anlayisli olurlar.
''* Cimri olun, size karsi cimri olurlar.
''* Kaba olun, size karsi kaba olurlar.
''* Arkadasca yaklasin, size arkadasca yaklasirlar.
''* Saygili olun, size karsi saygili olur- lar.
''Daha fazla saymaya gerek yok. Önerile-rimizi dikkate alirsaniz, saygi görür, ayni zamanda çalisanlarinizin sevgisini de kaza-nabilirsiniz.'' (James K. Van Fleet, age, Öteki Yayinevi, s.110-115)
Yöneticilik bir profesyonelliktir ve insan iliskilerine dayanir. Bizler komünistiz. Gönüllük temelinde biraraya gelmisiz, sirketlerdeki gibi insanlarin isine son vermeyiz. Bizim farkli amaç ve duygularimiz var. Dogal olarak da uygulayacak farkli tekniklerimiz, davranislarimiz olacaktir. Ancak her konuda oldugu gibi, yöneticilikle ilgili temel dogrulari da alip kullanmak zorundayiz. *