Parti taktikleri ve belgiler konusunu kafamizda iyice yerine oturtabilmemiz için öncelikle belgileri amaçlari yönünden bir ayrima sokmaliyiz.
Belgiler, en basta stratejik ve taktik belgiler olmak üzere ikiye ayrilabilir. Stratejik belgiler ülkenin içinde bulundugu ekonomik-toplumsal asamadaki genel savasin ana hedefini, ana yönünü, içerigini, anlamini veren, (dogru ya da yanlis olarak) belgilerdir. Taktik belgiler, partinin o günkü ana hedefini, ana yönünü, taktiginin içerigini, anlamini veren (dogru ya da yanlis olarak) belgilerdir.
Türkiye devrimci hareketinde belgiler üstüne yapilan en genel yanlis, isleri stratejik belgilerle yürütme çabasidir. Örnegin 1973 öncesinde TiP vardi, yillar yili "sosyalist Türkiye"den baska belgi kullanmadi. Öte yandan MDD'cilik vardi, "bagimsiz Türkiye"den baska belgi kullanmadi. Bugün de pek farkli degil. Bu, Türkiye devrimci hareketinin belgileri propaganda ve ajitasyonda kullanmayi henüz tam bilemediginin kanitidir. Stratejik belgiler yiginlari hareketlendirmeye yeterlidir sanili-yor. Oysa, yiginlarin böyle genel ve bir anlamda soyut belgilere "sarilip" devrim yaptigi daha görülmemistir. Stratejik belgiler, günün istemlerini seslendiren, yiginlara somut yol gösteren belgiler degildir. Öncü güçlerin duygularini bileyebilir. Ama, öncü güçler için geçerli olan seylerin yiginlar içinde hemen, ayni derecede geçerli olacagini düsünmek sekterliktir. Sinif özünde, küçük burjuva aydininin isçi ve emekçi halkla kaynasamamisligini yansitir.
Stratejik belgiler kulllanilmali, hatta her geçen gün daha güçlü ve yaygin olarak kullanilmalidir. Ama bunun yaninda, milyonlarca emekçinin bu stratejik belgilerle, devrim asamasinin ana hedefleriyle bagini kuran taktik belgilere asil önem verilmelidir. Taktik belgiler yiginlarin acil istemlerini seslendiren, günün çeliskisini kavrayan belgiler olduklari için, stratejik belgilerin de daha iyi anlasilmasini ve benimsenmesini saglarlar.
Stratejik ve taktik belgiler ayrimi böyledir. Simdi geliyoruz bir baska ayrima. Belgileri bir de sinif savasiminin asamalarina, dönemlerine bagli olarak ayirabiliriz. Ögrenilmesi gereken ayrimlar buradadir. Belgiler sorunu dendiginde asil kastedilen bu ayrimdir.
Komünist partisinin taktikleri ve bunlarin anlatimi demek olan belgiler, ülkenin içinde yasadigi toplumsal ve siyasal kosullarin bütünselliginden çikar. Taktikler ve belgiler bu nedenle, ülkenin ve devrim hareketinin içinde bulundugu dönemlere göre degisir ya da degisik anlam kazanir.
Bu dönemleri ve dönemlerin gerektirdigi taktikleri ve belgileri kabaca söyle siralayabiliriz:
1. Devrim öncesi durum: Bu dönemde komünist partisinin ana taktigi, proleter ideolojisini isçi sinifi içinde yaymak, savasçi birey ve guruplari partiye kazanmaktir. Belgiler de ona göredir. Ne halk ayaklanmasi ve ne de ayaklanmaya hazirlik hedefleri konmaz. Belgiler genel propaganda, ajitasyon ve örgütlenme görevlerini yansitir.
Lenin, 1897'leri bu dönemin belgilerine örnek verir.
2. Devrimci Durum: Yiginlarin hareketlendigi, eski üst yapinin çatlamaya basladigi "devrimci durumda ideolojik savasim, yeni bir yanasim ve yeni yöntemler ister. Kendine özgü ajitasyon ve propaganda ister. Dün genel teorik sorunlar olan proleter hegemonyasi, devrimci zor kullanim, ayaklanma ve devrim, burjuva devletinin yerle bir edilmesi ve diktatörlük sorunlari bugün çesitli yönleriyle pratik sorunlar olmustur" (1). Belgiler de, yeni dönemin gereklerini izler. Yiginlari harekete geçmeye çagirir.
Tüm propaganda ve ajitasyon ayaklanma çagrisina, ayaklanmayi yiginlara benimsetmeye yöneltilir. Halk ayaklanmasi belgisi atilir. Fakat bu dönemde ayaklanma belgisi, somut ayaklanma hedefini degil, ayaklanmanin propagandasi hedefini tasir. Ayaklanmanin toplumsal psikolojik kosullarini yaratmayi amaçlar. Partinin ana taktigi, genis emekçi yiginlarini kendi siyasetine kazanmaktir.
Lenin, 1901-1902 yillarini bu döneme örnek olarak verir. Ve somut devrimin, somut ayaklanmanin baslamasina dek olan bu iki asamayi da (devrimci durum öncesi dönem ve devrimci durumu) propaganda dönemi olarak degerlendirir.
3. Somut ayaklanma ve devrim asamasi: Bu dönem, devrimci durumun en üst asamasina, "ülke çapinda kriz"e yükseldigi iç savasin yer yer basladigi, ya da basladigi dönemdir. Bu dönemde partinin ana taktigi, somut olarak yiginlarla birlikte ayaklanmadir. Lenin'in deyimiyle, bu dönemde elestiri silahinin yerini, silahli elestiri alir. Parti, ayaklanma plani yapar, silahli dögüs birlikleri kurar. Bu dönem, ilk iki dönemden farkli olarak, propaganda degil, eylem dönemidir. Belgileri de eylemi somut olarak hedefleyen belgilerdir.
Lenin, örnegin 1905 yilini bu döneme örnek verir.
Simdi söylediklerimizi Lenin'in yazdiklarinda tartalim.
Lenin, 1905'de yazdigi Devrim Ögretir adli önemli yazisinda, ayaklanma üstüne Bolsevik görüslerin geçirdigi evrimi üç asamada ele almistir. Birinci asama, yiginsal isçi sinifi hareketinin baslama yili olan 1897'dir. Lenin, Devrim Ögretir'de 1897 yilinda yazdigi, Rus Sosyal Demokratlarinin Görevleri' ni degerlendirirken söyle diyor:
"Gördügünüz gibi burada ayaklanma hazirliklarindan en ufak bir söz edilmemektedir. Bu sözü edilen yanlizca bir ordunun * toparlanmasidir, yani genel olarak propaganda ajitasyon ve örgütlenmedir" (2).
ikinci asama: 1902. Lenin Ne Yapmali' yi yaziyor ve ayaklanma propagandasi basliyor. Ne Yapmali ayaklanmaya iliskin olarak su noktalari getiriyor:
''1. (Ayaklanma- R.Y.) çagrisini 'oturup bekleyecek' özel ajanlar görevlendirerek bir ayaklanmayi 'hazirlama' fikrinin saçmaligi. 2. Düzenli çalismada görev almis kisiler ve örgütler arasinda, ortak yürütülen çalismalar sürecinde kurulan ilis-kilerin zorunlulugu. 3. Halkin proleter (isçi) kesimiyle, proleter olmayan (tüm hosnutsuz) kesimleri arasindaki baglari bu çesit çalismalar sürecinde güçlendirme zorunlulugu. 4. Siyasal durumu dogru degerlendirme ve siyasal olaylara en hizli biçimde 'tepki' gösterme yetenegini ortak olarak gelistirme zorunlulugu. 5. Tüm yerel devrimci örgütlerin gerçekten birlestirilmesi gerekliligi". (3)
Lenin ayni yazida ikinci dönemin özelligini söyle belirliyor:
"Dolayisiyla, ayaklanma için hazirlik belgisi simdiden açikça atilmistir, ama henüz ayaklanma için dogrudan çagri yapilmiyor. Hareketin bir ayaklanmayi simdiden 'zorunlu kildigi', derhal silahlanmak, dövüs birliklerinde örgütlenmek gerektigi henüz söylenmiyor." (4)
Lenin yukaridaki alintilari yaptigimiz Devrim Ögretir adli yazisini ayni 1905 yilinda, sosyalist devrim teorisine büyük bir katki olan Demokratik Devrimde Sosyal Demokrasinin iki Taktigi adli yapitin da yaziyor. Burada 1901-1902 dönemini, asagi yukari ayni cümlelerle söyle belirliyor:
"Vulgar devrimbazlik ile kuyrukçuluk arasindaki farki göstermek için Rusya Sosyal-Demokrat Hareketinden bir örnek mi istiyorsunuz? Verelim. O denli yakin olmalarina karsin bize simdiden eski tarih gibi gelen 1901, 1902 yillarini animsayin. Gösteriler baslamisti. Vulgar devrimbazlik, 'saldiri taktikleri' diye bir yaygara koparmisti. (Raboçeye Dyelo) 'kana susamis' bildiriler yayinliyordu. (Yanlis hatirlamiyorsam bunlar Berlin kaynakliydi.) Ve gazete yoluyla ülke çapinda ajitasyon yürütme fikri, 'edebi züppelik' ve koltuk devrimciligi diye saldiriya ugruyordu (Nadejdin). Öte yandan kuyrukçuluk o zamanlar 'en iyi siyasal aji-tasyon yolu ekonomik savasimdir' ögretisinde somutlaniyordu. Devrimci Sosyal-demokratlarin (komünistlerin-R.Y.) tutumu ne oldu? Onlar bu iki akima da vurdular. Bombaci yöntemleri ve saldiri taktikleri çigliklarini yerdiler, çünkü açik yigin eyleminin yarinin isi oldugu belliydi, ya da belli olmasi gerekirdi. Kuyrukçulugu yerdiler ve hatta açikça halk ayaklanmasi belgisini attilar. Bunu dogrudan dogruya bir çagri anlaminda degil (Bay Struve o dönem söylediklerimizde herhangi bir 'isyan' çagrisi bulamaz), zorunlu bir mantiksal sonuç çikarma anlaminda, 'propaganda' anlaminda (ki bu bay Struve'un aklina ancak simdi geliyor, degerli Bay Struve'umuz her zaman birkaç yil geriden gelir.), saskin ve madrabaz burjuvazinin temsilcilerinin 'üzüntüyle ve uygunsuz olarak ' ancak bugün üzerinde atip tuttuklari o 'toplumsal-psikolojik kosullari' hazirlamak (abç) anlaminda atmislardi. O zamanlar, propaganda ve ajitasyon, ajitasyon ve propaganda nesnel kosullar nedeniyle gerçekten öne çikmisti. O zamanlar, ayaklanmaya hazirlanma çalismasinin kösetasi olarak haftada bir yayinlanmasi ideal görünen Rusya çapinda bir gazetenin çikarilmasi önerilebilirdi. (ve Ne Yapmali'da önerildi de). O zamanlar, dogrudan silahli eyle yerine yiginsal ajitasyon, bombalama yerine ayaklanmanin toplumsal psilolojik kosullarini hazirlamayi öngören belgiler, devrimci Sosyal-Demokrasinin (Komünist hareketin- R.Y.) tek dogru belgileriydi". (5)
Yine Devrim Ögretir'e dönelim. Üçüncü asama: 1905. Lenin söyle degerlendiriyor:
"Vperyod'da ve daha sonra üçüncü kongre kararinda yeni bir ileri adim atiliyor. Ayaklanma için genel siyasi hazirliklarin yanisira, dogrudan bir belgi atiliyor. Hareketin 'silahli bir ayaklanmayi artik zorunlu kildigi' belirtilerek, ayaklanma için derhal örgütlenmemiz ve silahlanmamiz gerektigi, özel (dövüs için) birliklerin kurulmasi gerektigi söyleniyor. (6)
Evet, 1901'den bu yana süren devrimci durum, 1905' de "ülke çapinda kriz"e varmis. Hükümet her yerde barisçil ve silahsiz halka ates açiyor. Silahli "Kara Yüzler" çeteleri halka terör uyguluyor. Çesitli burjuva çevre-ler bile, "vatandas milisleri" kurulmasi geregini tanimaya basliyor. iç savas pratik olarak gündeme geliyor, yer yer basliyor. Rus Sosyal-Demokrat isçi Partisinin III. Kongresi böyle bir ortamda toplaniyor. (III.Kongre Bolseviklerin topladigi kongredir, mensevikler ise ayni tarihlerde "Yeni Iskra Konferansi"ni topluyorlar.), ve ayaklanma görevini acil ve somut bir görev olarak belirliyor.
Lenin, iki Taktik'de, III. Kongre karari üstüne söyle yaziyor: "Herkesin önünde kabul ediliyor ve açiklaniyor ki, genel demokratik devrimci hareket bir ayaklanmayi artik zorunlu kilmistir. Proleteryanin ayaklanma için örgütlendirilmesi, partinin temel ve vazgeçilmez görevlerinden biri olarak gündeme girmistir. Proleteryayi silahlandirmak ve ayaklanmanin dogrudan yöneticiligini üstlenmek olanagini saglamak için en enerjik önlemlerin alinmasi için direktifler verilmistir. (7)
Konuyu uzatmak da olsa, Bolsevik III. Kongrenin ayaklanma konusunda aldigi kararin tümünü okumanin, böyle bir ortamda alinmasi gereken önlemleri anlama yönünden yarari olacaktir:
"1. Proleterayanin, konumu nedeniyle basta gelen ve tek tutarli devrimci sinif olarak, Rusya genel demokratik devrimci hareketinde yönetici rolü oynamakla yükümlü oldugunu;
''2. Bugün bu hareketin artik bir silahli ayaklanmayi zorunlu kildigini;
''3. Proleteryanin kaçinilmaz olarak bu ayaklanmada en enerjik rolü oynayacagini ve onun katiliminin Rusya'da devrimin kaderini belirleyecegini;
''4. Proleteryanin bu devrimde yönetici rolünü ancak onun savaslarini hem ideolojik, hem de pratik olarak yönlendiren Sosyal-demokrat (komünist-RY) isçi Partisi'nin sancagi altinda tek ve bagimsiz bir siyasal güç olarak birleserek oynayabilecegini;
''5. Proleteryanin burjuva demokratik Rusya'nin mülkiyet sahibi siniflarina karsi sosyalizm için savasiminda en elverisli kosullari ancak bu rolü oynayarak saglayabilecegini saptayan RSDiP III. Kongre'si, proleteryayi otokrasiye karsi silahli ayaklanma yoluyla dogrudan savasim için örgütleme görevinin, içinde bulundugumuz devrimci anda partinin basta gelen en acil görevlerinden biri oldugunu saptar.
"Buna uygun olarak, Kongre, tüm parti örgütlerini;
''a. Proleteryaya yaklasan tüm silahli ayaklanmanin yalniz siyasal önemini degil, pratik örgütsel yönlerini de propaganda ve ajitasyon yoluyla anlatmakla;
''b. Bu propaganda ve ajitasyonda, ayaklanma baslarken ve sürerken büyük önemi olabilecek olan yiginsal siyasal grevlerin rolünü anlatmakla ve onun dogrudan yönetiminin bir planini çikarmak, uygun ve gerekli oldugu zaman parti isçilerinden olusan özel gruplar kurmakla görevlendirir."(8)
Devrimci durumda, devrimin, ayaklanmanin, zor kullanimin yogun propagandasinin yapilmasi ve devrimci eyleme (ayaklanma anlaminda) hazirlik yapilmasi geregini, bunun somut ayaklanma çagirmaktan çok farkli birsey oldugunu, Lenin'in pek çok yazisinda bulabilirsiniz. Biz, uzun bir alinti ile bir örnek daha verecegiz. 1915'de Avrupa'da devrimci durum var ve Lenin, Rusya'dan örnekleyerek yapilmasi gereken görevlerin ne oldugunu tartisiyor: (Okuyacaginiz alinti, devrimci durumu, devrimci saldirmalar ve karsi-devrimci silkinmeler tasiyan bir süreç olarak anlamak gerektigini göstermesi yönünden de önemlidir.)
"1911'de hiç kimse, kesin olarak ya da baska bir biçimde belirleyici bir savasin 'esikte' oldugunu söylemiyorduysa, Kriçevski, Martinof ve surekasinin 'esikte' bir savasa iliskin 'histerik' yaygaralarini o zamanlar ciddiyetten uzak olarak niteliyorduysak, biz devrimci Sosyal-demokratlar (Komünistler-R.Y.) kesin olarak baska birseyi daha belirtiyorduk: 1901'in devrimci gösterilerini aktif olarak destekleme, besleme ve gelistirme, onlari en kararli devrimci belgilerle donatma görevini 1901'de ancak iflah olmaz oportünistlerin anlamayacagini söylüyorduk. Tarih bizi ve yanlizca bizi dogruladi. Tarih oportünistleri mahkum etti ve isçi sinifi hareketinden atti. Belirleyici bir savas 'esikte' olmadigi halde, ilk belirleyici savas ancak dört yil sonra yeraldigi o da son savas, yani bitirici ve çözümleyici savas olmadigi halde böyle oldu.
"Bugün Avrupa neredeyse ayni devrimi yasiyor, tipatip ayni deneyimi. En ufak bir kusku olamaz ki, aynen 1901 Rusya'sinda oldugu gibi 1915 Avrupa'sinda devrimci durum vardir. Proleteryanin burjuvaziye karsi ilk 'belirleyici' savasinin dört yil sonra mi, iki yil sonra mi yer alacagini söyleyemeyiz. Ama sunu biliyoruz ve 'kesinlikle' belirtiyoruz ki, bugün acil ve baglayici görevimiz artan huzursuzlugu ve simdiden baslamis olan gösterileri desteklemektir. Almanya'da bir topluluk Saydeman'i yuhalamistir, birçok ülkede yasam pahaliligina karsi gösteriler düzenlenmistir. Akselrod, Sosyal-demokratlarin (Komünistlerin-R.Y.) bu acil ve zorunlu görevinden yan çiziyor. Akselrod isçileri bu görevi yerine getirmekten alikoymak istiyor. Akselrod'un söylediklerinin siyasal içerigini ölçersek, onun sosyal-yurtseverligin ve sosyal-sovenizmin liderleriyle birlik oldugunu ve devrimcieylem için propaganda ve hazirliga* karsi oldugunu görürüz. Sorunun özü budur. Gerisi yanlizca laftir.
"Sosyalist devrimin arifesinde oldugumuza kusku yoktur. Bu, Kautski gibi asiri tedbirli teorisyenler tarafindan daha 1909'da kabul edilmisti. (Der Weg zur Macht). Oybirligiyle kabuledilen Basel Manifestosu'nda da kabul edilmisti. 1901'de ilk Rus devriminin "arifesi"nin dört yil sürüp sürmeyecegini nasil bilemiyorduysak, bugün de bilemiyoruz. Devrim uzun yillar süren çarpismalardan, burjuva düzeninin karsi-devrimci kivranislariyla kesilen birkaç saldiri döneminden olusabilir ve herhalde öyle olacaktir. Bugünkü siyasal durumun ana sorunu su soruya indirgeniyor: Halihazirda varolan devrimci durumdan devrimci hareketler desteklenerek ve gelistirilerek yararlanmali mi, yararlanmamali mi? Evet mi, hayir mi? Bugün sosyalist sövenistlerle devrimci enternasyonalistleri siyasal yönden ayiran sorun budur". (9)
Daha önceki sayfalarda, Lenin'in son asama olan "ayaklanma ve devrim" asamasini "eylem asamasi" (ayaklanma anlaminda) ve önceki asamalari, "propaganda asamasi" olarak degerlendirdigini söylemistik. Bunu da, Lenin'in 1921'de Komintern'in III. Kongresinde yaptigi konusma ile örnekleyebiliriz. O yillarda Avrupa'da devrimci durum var, ayaklanma asamasina geçme olasiligi var ama komünist partiler çok zayif. Böyle bir ortamda yapilmasi gerekenleri anlatirken Lenin söyle diyor:
"Hiçbir yerde hiçbir komünist partisi henüz isçi sinifinin çogunlugunu kazanamadi. Yalniz örgütsel yöneticilik yönünden degil, komünizmin ilkelerine de kazanamadi. Herseyin temeli budur. Tek akla yatkin taktigin bu temelini 'zayiflatmak', ca-nisine sorumsuzluktur.
"Dolayisiyla: Avrupa'da patlayici maddenin bolluguna bakarsak, kisa bir süre içinde devrimci patlamalar yine de olanaklildir. Olaganüstü durumlarda, isçi sinifinin kolay bir utkusu da olanaklidir. Ama su anda komünist Enternasyonal'in taktiklerini bu olanaga dayandirmak saçma olur. Propaganda döneminin bittigini, eylem döneminin basladigini yazmak ve düsünmek saçma ve zararlidir. (abç).
"Komünist Enternasyonal'in taktigi en basta eski sendikalar içindeki isçiler olmak üzere, isçi sinifinin çogunlugunu kazanmak için yürütülecek ardicil ve düzenli bir çalismaya dayanmalidir. O zaman olaylarin gidisi ne yana olursa olsun, kazanacagimiz kesindir. Olaylarin olaganüstü iyi bir gidisi sonucunda kisa ömürlü bir 'kazanmaya' gelince, onu her enayi yapabilir." (10)
Verdigimiz bu yogun alintilarda açikça görüldügü gibi, Lenin dönemleri genel olarak devrimci durum ve ayaklanma asamasi olarak üçe ayirmistir. ilk ikisine propaganda dönemi, sonuncusuna eylem dönemi (ayaklanma, sonul vurus anlaminda) demistir. Belgilerin de dönemin görevlerine bagli olarak, bu üç dönemde üç ayri görev yüklendigini söylemistir.
(...)
Biz yine konumuza dönelim. Daha sonra Stalin, Lenin'in yazilarinda yer alan ve Bolseviklerin uyguladiklari anlayisi söyle formüle etmistir:
1. Propaganda belgisi: Savasan birey ve gruplari partiye kazanma amacini tasir. 2. Ajitasyon belgisi. Genis emekçi yiginlari kazanma amacini tasir. 3. Eylem belgisi: Genis yiginlari saldiriya geçirme amacini tasir. 4. Parti direktifi: Belirli bir gün, belirli bir zaman için dogrudan ayaklanma direktifi. (11)
Stalin'in yaptigi ayrimdaki ilk üç belgi çesidi yaklasik olarak Lenin'in ayirdigi dönemlere denk düsmektedir. Somut ayaklanma emri demek olan "parti direktifi"ni Stalin de belgi olarak saymamistir. Yaklasik olarak dedik çünkü, Lenin'de propaganda ve ajitasyon bu denli kesin sinirlarla birbirinden ayrilmamistir. Gerçekten de dönemleri bu sözcüklerle ayirmak sakincalar getirebilir. Çünkü Stalin'in propaganda dönemi diye adlandirdigi dönemde ajitasyon da vardir, daha önemlisi, ajitasyon dönemi dedigi dönemde propaganda da siddetle vardir. Bu nedenle, Lenin, bu iki döneme birden "propaganda dönemi" demistir.
Kullanilan sözcüklerin dogurabilecegi sakincalar bir yana, Stalin'in dönemleri ayirirken baktigi ölçüt ve ayirdigi dönemlerin özü Lenin'le aynidir. Stalin'in belirledigi belgi biçimlerine verdigi örnek bunun kanitidir, okuyalim.
"Belgiler, savasimin degisik hedeflerine göre degisir. Bu hedefler ya bütün bir tarihsel dönemi, ya da belli bir tqarihsel döneme ait asamalari ve dönemleri kapsayabilir. ilk kez geçen yüzyilin 80'li yillarinda "Emegin Kurtulusu" gurubunca atilan 'Kahrolsun Otokrasi' belgisi, bir propaganda belgisiydi. Amaci en kararli ve saglamsavasçi kisi ve gruplari Partiye kazanmakti. Rus-Japon savasi döneminde, otokrasinin dengesizligi isçi sinifinin genis kesimlerince az çok farkedildiginde, bu belgi genis emekçi yiginlari kazanmaya yönelik bir ajitasyon belgisi oldu. 1917 Subat Devrimi'nden hemen önceki dönemde, çarlik yiginlarin gözünden tümüyle düstügü zaman, 'Kahrolsun Otokrasi' belgisi ajitas- yon belgisi olmaktan eylem belgisi olmaya dönüstü, çünkü genis yiginlari çarliga karsi saldiriya geçirmeyi amaçliyordu. Subat Devrimi sirasinda bu belgi bir parti direktifi, yani çarligin belli kurumlarini ve belli ko-numlarini belli bir tarihte ele geçirmeye dogrudan bir çagri oldu, çünkü artik sorun çarligi devirmek ve yoketmekti. Direktif, Partinin belli bir günde, belli bir yerde dogrudan eyleme çagrisidir. Parti üyeleri üzerinde baglayicidir. Çagri yiginlarin istemlerini dogru ve uygun bir biçimde dile getiriyorsa, zamani gerçekten olgunlasmissa, genellikle genis emekçi yiginlarinca benimsenir."(12)
Yukarida okudugunuz örnek, ayni zamanda, stratejik bir belginin, degisik taktik asamalarda degisik anlam kazandiginin da örnegidir.
Türkiye devrimci hareketinde yeterince anlasilmamis olan iste budur, belgilerin, (hatta ayni belginin), degisik dönemlerde degisik birsey anlattigidir. Hele bizim Mensevikler! Ayaklanma ve silah dedigimiz için bizi "anarsist", "serüvenci" , "gosist" olarak degerlendirmeleri, Marksist-Leninist teorinin öteki yanlari gibi, "dönemler-taktikler-belgiler" konusunda da ne zavalli, ne çaresiz bir bilgisizlik içerisinde olduklarinin kanitidir. (Eger bile bile sahtekarlik yapmiyorlarsa.) Belgileri, direktifle, ya da propaganda döneminin belgilerini devrim asamasinin belgileriyle (Stalin'in de-yimiyle, ajitasyon belgisini, eylem belgisiyle ) birbirine karistirmak asiri tehlikeli bir yanilgidir. Ya zamansiz çikislara, devrimci güçlerin kirilmasina, ya da gecikmeye, nal toplamay yol açar.
Bir örnek verelim. Ajitaston belgisini, zamanindan önce eylem belgisi gibi yorumlamanin örnegi. Rusya'da 1927 Nisan'inda, ''Tüm iktidar Sovyetlere" belgisi bir ajitasyon belgisiydi. Oysa ayni ay Petrograd'da bu belgi altinda yapilan gösteri, belgiyi eylem belgisine dönüstürmeye, kislik sarayi kusatarak ayaklanmayi baslatmaya çalismisti. Zamansiz, erken, çok tehlikeli bir yanlisti. Bolsevik partisi, bu gösterinin basini çekenleri açiktan lanetledi.
Parti taktiklerine ve belgilere bakis açisi yönünden söylenmesi gerekenler kisaca böyledir. *
Yararlanilan kaynaklar:
1. R. Yürükoglu, Emperyalizmin Zayif Halkasi Türkiye, isçinin Sesi Yay. Besinci basim, Mart 1980, s.134)
2. V.I. Lenin, Devrim Ögretir, CW c.9 s.150
3. Ref no.7, s.151-152
4. Ref no.7, s.152
5. V.I. Lenin, Demokratik Devrim ve Sosyal Demokrasinin iki Taktigi, CW c.9, s.70-71
6. Ref no.7, s.152
7. Ref no.10, s.73
8. ref no.10, s.72 (dip not)
9. V.I. Lenin, Kautsky, Axelrod, Martov -Gerçek Enternasyonalistler, CW. c.42, s.320-321
10. V.I. Lenin, Komünist Enternasyonalin Üçüncü Kongresi, CW c.42, s.398-321)
11. J.V. Stalin, Strateji ve Taktik Üzerine Sorular, CW c.5, s.174-176)
12. Ref no.16, s.174-175