Kasim Zorlu
TKP Programi'nda söyle bir tanimlama görüyoruz:
"Küçük burjuvazi ara siniftir, sallantilidir. Burjuva etkilenmelere her zaman açiktir. ideolojik saldirilardan, siyasal baskilardan etkilenir. Tam ve tutarli demokratliktan uzaktir. Ancak tüm burjuva iktidarlar da bu sinifin ekonomik-demokratik haklarina saldirmakta, hizla mülksüzlesmeye itmektedir. Bu, küçük burjuvazinin devrimci potansiyelini belirler." (TKP Programi, sayfa:37, Alev Yayinlari, 1992)
Küçük burjuvazinin kapsami, toplumda ve sinif savasinda tuttugu yer tarihte sürekli komünist hareketin, Marksizmin kafa yordugu, zararli etkilerine karsi savas verdigi, fakat burjuvaziye karsi savasta hesaba katmak zorunda kaldigi bir konu olmustur. Kapitalizmin gelismislik asamasina, geleneksel ve kültürel özelliklere göre ülkeden ül-keye farkliliklar tasiyan küçük burjuvazi, ara sinif olmanin getirdigi siyasal olarak tutarsiz yapisiyla, genel olarak toplumda sabir-sizligin, kararsizligin, bireyciligin kaynagi olan bir konumu temsil eder. Kisa erimli ke-simsel çikarlar çemberine hapsolmus bu ke-simler; "proletaryayi her yandan bir küçük burjuva havasi içine hapsederler, proletaryayi etkilerler, onun bilinçlenmesine engel olurlar; bunlar proletaryanin saflarinda sürekli, karakter yoksunlugu gibi, daginiklik gibi, bireycilik gibi, büyük heyecandan umutsuzluga yuvarlanis gibi küçük-burjuvaziye özgü niteliklerin yer edinmesini saglarlar." (Lenin, 'Sol Komünizm', s. 36)
Marksist-Leninist yapitlar komünistlerin küçük burjuva devrimciligine karsi verdigi mücadelenin örnekleriyle doludur. Bakin Lenin ''Sol Komünizm Bir Çocukluk Hastaligi'' kitabinda, Rusya'da küçük burjuva devrimci egilimleri en çok temsil eden parti olarak tanimladigi Sosyalist Devrimcilere karsi Bolseviklerin savasimini nasil anlatiyor:
"ilkin, bu parti, Marksizmi yadsiyarak herhangi bir siyasal eyleme girismeden önce, sinif güçlerini ve bu güçler arasindaki iliskiyi hesaba katmanin geregini anlamamakta direniyordu (belki de daha dogrusu anlayamiyordu). ikincisi, bu parti, bireysel terörizmi, suikastleri dogru bir eylem olarak tanimayi, kendi 'devrimci' ruhunun, ya da 'solculugunun' özel bir belirtisi sayiyordu; ki bunu biz Marksistler kesin olarak reddederiz. Elbette ki, biz, bireysel terörü, yerinde bir davranis olmadigi zaman reddederiz. Oysa büyük Fransiz devriminin terörünü 'ilke olarak' mahkum edebilen, ya da bütün dünyanin burjuvazisi tarafindan kusatilmis müzaffer devrimci bir parti tarafindan genel olarak uygulanan terörü mahkum edebilen kisilerle, Plehanov, daha 1900-1903 yillarinda, henüz Marksist ve devrimci iken, alay etmis, onlari gülünç duruma düsürmüstür.'' (Lenin, age, s. 23)
Öte yandan Türkiye gibi ülkelerdeki isçi sinifi, küçük burjuvaziyi kendi yanina kazanmadan devrimi gerçeklestiremez. Bu da hem, küçük burjuvazinin anti-emperyalist, anti-tekelci, anti-fasist ve laik-demokratik mücadelesine sahip çikarak, onun devrimci potansiyelini harekete geçirmesine yardimci olarak, hem de genis küçük burjuva yiginlar üzerindeki burjuva etkileri kirma mücadelesiyle olur.
Bu mücadele tek basina, yeri ve zamani hesaba katmadan, genel dogrularla, sapla samani ayirmadan verilemez. Diyalektik yöntem, bilimin, toplumsal yasamin tarihsel pratiginin soyutlamasi yoluyla gene bu pratik içinde yeniden üretilmesini anlatir. Aksi taktirde, soyutlamanin soyutlamasi acizliginin ötesine geçilemez, teorinin elverisli kosullar dogdugunda pratigi ilerletme gücü kullanilamaz. Kafatasimizin içine sikismis teorik dogrularla, bir bakarsin, o çok elestirdigimiz dogmatizm hastaligina, reçetecilige, sablonculuga düsüvermisiz. Örgütlü mücadele semsiyesinin tilsimi iste burada geliyor. Yoksa kendi agacimizin gölgesinden, içinde yasama olanagini bulabildigimiz, ormani göremez duruma düseriz.
"Proletaryanin öncüsü için, onun bi-linçli bölümü için, komünist partisi için, gerektiginde zikzakli, dolambaçli yoldan yürümenin, ayri ayri isçi partileri ve küçük üretici partileri ile anlasmalar yapmanin, uzlasmalara varmanin geregi, bundan dogmaktadir. Sorun, bu taktigi, proletaryanin genel olarak bilincini, devrimci ruhunu, savasma ve yenme yetenegini düsürecek degil, yükseltecek biçimde uygulamayi bilmektir. (...), (mensevikler dahil) küçük burjuva demokratlar, zorunlu olarak, burjuvazi ile proletarya arasinda, (...), reformculuk ile devrimci zihniyet arasinda, dar anlamda isçi davasina sahip çikma zorunlulugu ile proletaryanin iktidarindan duyulan korku vb. arasinda yalpalar dururlar. Komünistlerin dogru taktigi, bu gibi duraksamalardan yararlanmayi gerektirir, onlari umursamamayi degil! Oysa bunlardan yararlanmak demek, proletaryaya yakinlasan unsurlara ödünlerde bulunmak ve bunlara ancak yaklastiklari ölçüde, yaklastiklari anda ödünlerde bulunmak ve bir yandan da burjuvaziye yaklasanlara karsi savasimi sürdürmek demektir." (Lenin, age, s.71)
Lenin burada komünist hareketin, küçük burjuvazi ve onu temsil eden parti ve örgütlere yaklasimi genel hatlariyla özetliyor. Bunlar degismez dogrulardir. Fakat burada iki seyi, yine Lenin'den, dogru özüsemek gerekiyor. Birincisi, bu genel dogrularin pratik mücadelede içini nasil dolduracagiz? ikincisi ise, sapla samani nasil ayiracagiz?
Küçük burjuva devrimciligi binbir sekilde karsimiza çikabiliyor. Marksizmin pratigine ihanet etmek istemiyorsak, her konuda oldugu gibi bu konuda da degerlendirmemizi yerin ve zamanin nesnel kosullarina göre yapmamiz gerekiyor.
Nasil bir ülkeden söz ediyoruz? Bu ülke nasil bir dönemden geçiyor? Siyaset sahnesinde hangi güçler var. Ne ölçüde yer ali-yor? Tüm bunlari sogukkanli bir nesnellikle saptamadan her hangi bir konuda klise yorumlarda bulunmak da en az küçük burjuva devrimciligi kadar zararlidir ve objektif olarak ayni kapiya çikar. Bugün kime küçük burjuva devrimcisi denir sorusuna yanit bile bu perspektifle degerlendirilmelidir.
Niyetler ne olursa olsun, bugün, tam da, ölüm oruçlarina burun büken, 1 Mayis'larda toplumun sokaklara tasan öfkesini provokasyon olarak nitelendiren anlayis küçük burjuva anlayistir. Bugün yönetim krizine ve toplumsal öfkeye eslik eden Gazi tipi, 1 Mayis tipi, cezaevleri direnisi tipi olaylarin süregenligi bize Türkiye'de devrimci durumun varligini anlatiyor. Belli bir süredir hizla olgunlasmakta oldugunu ve bir öncekine oranla çok daha siddetli boyutlara ulasacagini vurguladigimiz bu devrimci durum yasama yeni gözlüklerle bakmayi gerektirir.
Bundan önceki devrimci dönem ortaminda TKP'nin "resmi", mensevik yönetimiyle Leninci kanadin, daha sonra ayrilmayi getiren, ve özellikle bu konuda, döneme göre bakisi, örgütlenmeyi ve mücadele biçimlerini içeren konuda, mücedelesini hatirlayanlar çok iyi bilir. Bu TKP adini lekeleyen, ortaci resmi güçlerin destegiyle ve güdümüyle ayakta duran oportünist bozuntulariyla tam da bu konuda, devrimci durumun varligindan mücadele yöntemlerinin biçimine, silahlanmaya dönük ajitasyon ve propagandadan neyin provokasyon neyin mesru olduguna dair bir dizi konuda savasmiyor muyduk? Kaldi ki bu devrimci durum bir evvelkinden çok daha siddetli geçecektir saptamasi da dogrudur ve bu da isin tuzu biberidir.
Yarin tarih bugün söylediklerimize, yaptiklarimiza nasil not verecek sorununu umursamayanlara bir sözümüz yok. Ama kendi komünistligini ciddiye alan, dün yapmis olduklari degerli katkilarin bugün meseleleri enine boyuna irdelemeden, sirtinda küfe tasimanin sorumlulugunu, kollektif mücadelenin dinamigini hissetmeden, atiflarda bulunma hakkini kendilerine verdigini düsünenler bir daha düsünsünler.
Okuyucunun sabrina siginarak Lenin'den, hem de sol-doktrinciligi elestirmek için kaleme alinmis yapitindan bir alinti daha verip bitirmek istiyoruz.
"Bu kadar okumus olan Marksistlerin, Kautsky, Otto Bauer ve ötekiler kadar sosyalizme bagli olan ikinci enternasyonel liderlerinin baslarina gelenler yararli bir ders olabilir (ve olmalidir da). Onlar da esnekligi olan bir taktigin geregini pek iyi anlamislardi; onlar da Marksist diyalektigi ögrenmislerdi ve baskalarina da ögretiyorlardi (ve onlarin bu alanda yapmis olduklari seylerin büyük bir kismi, sosyalist yazinin degerli katkilari arasinda her zaman sayilacaktir). Ama bu diyalektigi uygulama zamani gelip çatinca, o kadar büyük bir yanlislik yaptilar ki, diyalektik olmadiklarini, hizla biçim degistirmeleri göz önünde bulundurmada yeteneksizliklerini, eski biçimlere yeni içerigin girisini hesaplamada anlayis-sizliklarini öyle açiga vurdular ki, bunlarin yazgisini da Hyndman'in, Guesde'nin ve Plekhanov'un yazgisindan daha gipta edilir bir yazgi saymak olanaksizdir. Bunlarin ideolojik iflasinin özü, isçi hareketinin ve sosyalizmin büyüme biçimlerinden yalniz bir tanesinin etkisinde kalmis olmalari, onun tarafindan 'ipnotize' edilmis olmalari ve bu biçimin sinirli niteligini unutmus olmalaridir. Onlar, nesnel kosullarin kaçinilmaz hale getirdigi altüst olmalari görmekten korktular ve ezbere ögrenilmis, ilk bakista üç sayisinin ikiden çok oldugu gerçegi kadar tartisma götürmez gibi görünen ilkel gerçekleri yineleyip durdular. Oysa siyaset, aritmetikten çok cebire, ilkel matematikten çok yüksek matematige ben-zer." (Lenin, age, s.76) J