KANLI HAFTA 21-28 Mayis 1871
Paris Komünü'nün son haftasinin ''Kanli Hafta'' olarak anilmasi gerçekten abartma degildir. Fransiz burjuvazisinin Komüncüler eliyle gerçeklestirilen ayaklanmayi ve ardindan kurulan dünyanin ilk isçi devletini kana bogmasi, sözcügün tam anlamiyla bir barbarlik örnegidir. Vahsetin boyutlari o denli büyüktür ki, bugün bile devlet okullarinin resmi tarih ki-taplarinda Paris Komünü süresince ve özellikle sonunda olup bitenler ya bir-iki satirla geçistirilir, ya da sözü bile edilmez. Konu gerçek bir tabudur. Birkaç isyanci ve dinsizin (bu nokta özellikle vurgulanir!) baslattigi olaylarin bastirilmasi olarak anlatilir.
Simdi öyle mi degil mi görelim! Herseyden önce Fransiz burjuvazisine karsi sonuna kadar savasanlar, sinif bilinçleri yüksek, sinifsal düsmanin kim oldugunu kavramis ve ne için yasamini riske attigini bilen onbinlerce isçi-emekçi Paris halkiydi. Olayin kahramanlari onlardir, ve unutturulmak ya da bilince çikarilmamak istenen de budur!
Komüncüler, 21 Mayis Pazar günü Paris'in batisinda önemli giris kapilarindan biri olan Saint-Cloud kapisinda Versailles ordularina mensup askerleri görünce, Komün'ün ünlü askeri komutanlarindan Dombrowski'ye haber ulastirdilar ve aninda barikatlardan püskürtme atesleri basladi. Paris'in batisinda, özellikle Auteuil ve Passy gibi semtlerde oturan burjuvalarin da destegini alan Versailles askerleri aksama kadar süren çatismalarin sonunda bu semtleri ele geçirdirler. (dot)hbarlar ve onlari izleyen tutuklamalarin ardindan vakit kaybetmeden kursuna dizmeler basladi.
23 Mayis Sali günü Montmartre'de sabah saat 6'da baslayan çatismalar, efsanevi bir direnise karsin barikatlarin düsman eline geçmesiyle sonuçlandi. Ardindan katliamlar geldi... Öte yandan Pigalle'de bulunan barikatlarda üç saat araliksiz çatisan kadinlardan sag kalanlar da baska barikatlarda savasarak ölmek amaciyla mevzilerini terkettiler.
23 Mayis tarihinin bir diger önemli olayi da Komün'ün kahramanlarindan Dombrowski'nin sehit edilmesidir. Myrrha sokaginda Komüncüleri saldiriya geçmek üzere toparlamaya çalisilirken vurulan Dombrowski kurtarilmadi ve nasi Paris belediye binasina nakledildi.
Yine ayni gün, insaa halinde olan Opera binasinin ve Trinite kilisesinin bulundugu bölgeler de Versailles ordularinin eline geçti. Çatismalar giderek daha da kanli oluyordu. Bir yandan Versailles ordularina karsi savasan Komüncüler, öte yandan onlari arkadan vurmak üzere binalarin pencelerinden barikatlarin gerisine ates eden burjuvalara yanit vermek zorunda kaliyorlardi. Durum kritiklesmeye basladiginda Versailles ordularinin top atesine karsilik, Komüncüler kendilerini arkadan vurmaya çalisanlarin bulundugu binalari atese veriyorlar, geri çekilisin düzenli olmasini saglamaya çalisiyorlardi. Ancak bu arada da Paris kenti cayir cayir yaniyordu. Sonradan burjuvazi tüm bu yanginlara neden olanlarin Komüncüler olduklarini söyleyerek onlari karalamaya devam ettiler. Komüncülerin niye böylesi bir önleme basvurdugunu ise hiçbir zaman açik etmediler!
24 Mayis Çarsamba sabahi saat 5'de Paris Hali'nde ve Saint-Eustache kilisesi yöresinde bulunan barikatlarda savasan üçyüz Komüncünün katledildigi haberi geldi. Bunun üzerine Komün'ün Merkez Komitesi Paris belediye binasini atese verip terketti ve isçi ve emekçilerin yogun olarak yasadigi 11. Arondismanin belediye binasina yerlesti. Toplarini da ana direnis bölgeleri olan Belleville ve Pere-Lachaise mezarligina mevzileyerek buralarin direnis gücünü artirdi.
Luxembourg bahçesine yakin Soufflot sokagindaki barikatlardan esir alinan Komüncülerin önce morallerini bozmak için ilk otuzunu teker teker idam etmeyi ve böylece onlari dize getirip merhamet dileyeceklerini uman Versailles askerlerinin hevesleri kursaklarinda kaldi. Otuz Komüncünün birincisinden otuzuncusuna kadar herbiri dimdik, alni yukarda, gögüslerini gererek ölümü karsilamaya gittiler. Bunlarin arasinda Paris Komün'ün bir diger kahramani Raoul Rigault da bulunuyordu. Son sözleri ''Kahrolsun katiller! Yasasin Komün!'' oldu.
Ayni gün Komün'ün Resmi Gazetesi'nin 144. ve son sayisi Belleville'de basilarak dagitildi.
25 Mayis Persembe günü sabahi, iki gün önce öldürülen Komün kahramani Dombrowski'nin cenaze töreni yapildi. Yiginsal ve son derece duygusal olan tören Bastille meydanindan kalkarak Pere-Lachaise mezarligina kadar sürdü ve cenaze burada topraga verildi. Törenin bu denli duygusal olmasinin bir nedeni kuskusuz orada bulunan tüm Komüncülerin böylesi yiginsal bir eylemde belki de son kez biraraya gelmis olduklarini hissetmis olmalariydi.
Persembe günü kiran kirana savasan Komüncüler için iyi haberlerin müjdecisi olmaktan çok uzakti. Komün'ün önde gelen simalarindan Delescluze'ün öldürüldügü haberinin hemen ardindan bir diger önder Vermairel'in yarali olarak düsmanin eline düstügü duyuldu. Vermorel ardindan Versailles'a götürüldü ve orada yaralarina yenik düstü. 11. Arondisman belediyesi de Versailles ordularinin eline geçince Paris Komünü'nün kalesi olan 20 Arondismanin belediyesine çekilmek zorunda kalan Komün Merkez Komitesi, Delescluze'ün de ölümüyle artik son kanli savasin bir an meselesi oldugunun farkina varmisti. Bundan sonra alinacak tüm önlemler de bu yönde olacakti.
26 Mayis Cuma gününden 28 Mayis Pazar sabahina kadar olan 48 saatlik süre içinde Paris'in 20.arondismani disinda bulunan bölgelerin hemen hemen tümü Versailles ordularinin eline geçmisti. Buttes-Chaumont'da Pazar sabahi saat 4'de ates sesleri kesildiginde altiyüzelli Komüncü sehit edilmislerdi. Ardindan da giderek Pere-Lachaise mezarligina sikistirilan Komüncülerle Versailles askerleri arasinda alti saat kadar süren kiran kirana, gögüs gögüse bir çatisma oldu. Sayisal olarak düsman askerlerine çok az olan Komüncüler gide gide dünya isçi sinifinin tarihine ''Federeler duvari'' adiyla geçecek olan duvara kadar kistirildilar. Burada esir alinan yediyüz kadar Komüncü kursuna dizilerek alelacele hazirlanan çukurlara toplu olarak gömüldüler.
Komün'ün en büyük önderlerinden olan Eugene Varlin ise ayni gün ögleden sonra bir papaz tarafindan Cadet sokaginda taninarak Versailles'lilara ihbar edildi. Askerler tarafindan esir alinan Varlin bir saat kadar itile kakila yürümeyecek hale kadar getirildikten sonra dizlerinin üstünde dururken kursuna dizildi. Öldügüne inanmayan askerler Varlin'in kafasini dipçikleriyle parçaladilar. Ölüsünden bile ne denli korktuklarini tüm aleme göstermis oldular.
Paris Komünü'nün en son savascilari da öglene dogru Ramponneau ve Tourtille sokaklarinda son mermilerini siktiktan sonra barikatlardaki mevzilerini terkettiler. Resmi veriler 17.000-20.000 arasinda Paris'li direnisçinin o ugursuz deyisle ''ölü olarak ele geçirildigini'' söylerler. Oysa gerçek rakkamlar bu verilerin en az iki katidir.
Tam 125 yildir Paris Komünü tabu niteligini korumakta ve Fransa'da burjuvazinin resmi makamlari, vurdumduymazligi ve sessizligi yeglemektedirler. Bu davranis bile Fransiz burjuvazisinin kendi halkina yaptigi vahsetin boyutlarini açik etmege yeter.
Oysa Thiers hükümeti isteseydi son bir hafta içinde binlerce Komüncüyü esir edecegine onlari esir alabilirdi. Ancak gerçek amaç, halk arasinda filizlenen sosyalizm, isçi sinifinin kurtulusu, sinifsiz topluma giden yollari dösemeye kalkismak gibi kendisi için ölüm fermani anlamina gelen kavramlarin tümden yokedilmesiydi. Bunun için de savas uzatildi ve isçi ve emekçilerin en bilinçli, en savaskan evlatlari savas alanlarinda fiziksel olarak yokedildi. Ancak onlarin ugrunda can verdikleri fikirler ve ülküler yokedilemedi. Aksine yere düsen bayragi çok daha yiginsal olarak büyüklerini izleyen genç bir nesil kapti. Ve yaptiklari ilk olumlu girisim 1880'li yillara girerken Fransiz (dot)sçi Partisi'ni kurmak oldu.
PARIS KOMÜNÜ'NDEN ÇIKARACAGIMIZ DERSLER
Yazimizin giris bölümünde de belirttigimiz gibi, Paris Komünü'nün önemi yalnizca tarihsel degildir. Komün, siyasal bir devrim olmasinin yanisira, ayni zamanda isçi sinifinin siyasal erki ele geçirme savasiminda onun en dogal sinifsal müttefikleri kimlerdir, bunlarla nereye kadar yola gidebilir, sinifsal düsmanlarina karsi yürütmesi gereken tavir ne olmalidir, ele geçirdigi burjuva devletinden yararlanabilir mi ve benzeri birçok soruyu (ki bunlarin herbirine verilmesi gereken yanitin dogrulugu, kendine isçi sinifinin siyasal örgütüyüm diyen her hareket, parti vb. için yasamsal önemdedir) gündemine getirmis ve onlara yanitlar vermistir. Bu yanitlardan yanlis olanlari pek dogaldir ki vardir ve bizim için de affedilmez olacak olgu ayni yanlislari, hem de 125 yil sonra ve sinifsal çeliskiler bu denli derinlesmisken, tekrarlamaktir. Çikaracagimiz derslerin altini bize isçi sinifinin biliminin devleri daha olaylar sicagi sicaginayken çizmislerdir. Bu bölümün amaci onlarin dediklerini, tekrarlamak pahasina da olsa hatirlamaktir.
Paris Komünü'nün tarihsel gelisimini yukaridaki bölümde açiklarken Paris'in isçi ve emekçi halkini ayaklandiran iki olgunun oldugunu söylemistir. Bunlardan biri, Fransiz hükümetinin Prusya ile yaptigi baris anlasmasinin kosullarinin son derece onur zedeleyici ve kabul edilmez olduguydu. Sekiz ay süren savas ve onu izleyen kusatmadan en çok çeken Paris halki olmustu, dolayisiyla imzalanacak baris kosullarina son derece duyarliydilar. Digeri ise çalisma ve yasam kosullari dayanilmaz hale gelen isçi ve emekçilerin zincirlerinden ya da yasamlarindan baska kaybedecek hiçbirseyleri kalmamis olduguna gerçekten inandiklari için, kapitalizmin boyundurugundan kurtulmak amaciyla can havliyle silahlanmalariydi. Lenin'in de Paris Komünü'nün derslerini anlatirken belirttigi gibi, Komün'ün en özgün yani bu iki olgunun ayni anda gündeme gelmis olmasiydi.
Bu iki olgunun dogal olarak dayattigi görevler, yurtseverlik ve sinifsal kurtulus, Fransa'da devrimci hareketlerin ve de dolayisiyla Komün'ün yerine getirmeye çalistigi görevlerdi. Oysa Lenin'in de açikca belirttigi gibi, Fransa isçi sinifinin önderlerinin o andaki temel görevi, burjuvazinin iktadarina son verecek ve toplumsal devrimi baslatacak bir gündemin dayattigi görevleri yerine getirmekti. Savasta ugranilan hezimetin ardindan gelen agir baris kosullarinin neden olabilecegi moral bozukluguyla varsin burjuvazi ugrasa dursundu.
Komün'ün önderinin yaptigi çesitli hatalarin içinde iki tanesinin üzerinde özellikle durmaya deger:
1. Komüncüler erki ele geçirme savasinda yariyolda durdular, olaylarin dogal olarak dayattigi biçimde sonuna kadar gitmeyi yeglemediler. Bunun en çarpici örneklerinden biri Komün'ün Fransiz Bankasi'na karsi olan tutumudur.
Bankanin kapisina kadar gelen Komüncüler, Marks'in da hayretle andigi sekilde çocuklar gibi büyülenip kaldilar. Yöneticilerinin yaptigi islerde uzmanlasmamis olmalari anlasilir, ancak ne yapip edip o yöneticileri Komüncülerin siki denetim altina almalari, isi ögrenir ögrenmez de kendi elemanlarini onlarina yerine koymalari gerekirdi. Bunu yapmamakla Komün, yasamsal önemdeki bir silahtan, finansmandan yoksun kaldi. Oysa bir çok tarihçinin de belirttigi gibi, eger Komün Fransiz Bankasi'ndaki tüm paraya ve menkul kiymetlere el koymus olsaydi, Thiers hükümetinin dize gelmesi an meselesi olurdu.
2. Komüncüler asiri derecede insancillik anlayisiyla her ise yanastilar. Örnegin, 18 Mart'ta Komün'ün baslamasiyla Thiers ve hükümeti Versailles'a kaçinca, moralsiz ve sayisal olarak da 50.000'i geçemeyen ordu birlikleri de onlari izlemeyi yeglemislerdi. Sayica daha fazla ve en önemlisi moral olarak çok üstün olan Ulusal Muhafizlar ve Komün'ün diger silahli güçleri burjuvazinin üzerine Versailles'a yürüyüp ordularini da yolda darmadagin edeceklerine, ''arkadan saldirilmaz'' deyip onlara dokunmadilar. Bir anlik tereddüt onlara çok pahaliya mal oldu: Burjuvazi karsi saldiriya geçmek için Prusyalilarin ellerinde esir olanlar da dahil olmak üzere tüm ordularini toplayip vakit geçirmeden Komün'ü ezmek için karsi saldiriyi baslatti.
Komüncülerin asiri insancilliklarinin bir diger örnegi de karsi devrimin saldirilari giderecek arttigi bir dönemde, Nisan ayinin sonlarinda hala savas simgesi olan heykeller ve anitlari Paris'in caddelerinden ve meydanlarindan kaldirmakla ugrasiyorlardi. Bu çok insani ve moral degerler tasiyan bir saldiriydi. Oysa o siralar, askeri operasyonlara agirlik verip karsi devrimin saldirilarini en acimasiz bir biçimde püskürtmek günün ertelenemez göreviydi. Acimasizca sözcügünü gelisigüzel olarak kullanmadik. Çünkü burjuvazinin saldirilari ta basindan beri belliydi ki ayaklanmayla gerçeklestirilen Komün'ün bastirilisi kanli olacakti. Esirleri ''ölü olarak ele geçirmek'' tercih edilmisti. (dot)ç savasin böylesine kanli bir havaya bürünmesi durumunda isçi sinifinin da kendisini savunmasi ve düsmanina ez az onun kadar acimasiz olmasi kaçinilmazdi.
Komün'ün bize ögrettigi en önemli ders ise herhalde Marks ve Engels'in Manifesto'nun ikinci baskisinda degisiklik yapmalarini gerektirecek derecede önemli olan bir sonuçtur: Burjuva devlet erkini yikarak kendi devletini kurma asamasinda isçi sinifi eski aygiti degisiklikler vs. ile kendi amaçlarina uyarlayamaz. Bunun mümkün olmadigini Paris Komünü onbinlerce yigit evladinin yasami pahasina bize bir miras olarak birakmistir. Erki ele geçiren isçi sinifinin atacagi en az riskli adim, burjuva devlet aygitini tümden parçalayip yikmak ve yerine kendi devletini kurmak olacaktir. Bu gerçegi zaman içinde yasam bir kez de sanli Ekim devriminin ardindan Sovyetler Birligi'nde dogruladi.
Dünyanin ilk isçi devleti olan Paris Komünü yetmisiki gün yasadi. Ardindan kurulan Sovyetler Birligi ise yaklasik yetmisiki yil yasadi. Üçüncü büyük deneyimin önceki yanlislari tekrarlamasi ve sinifsiz topluma kadar insanligi götürebilecek bir düzenin su eski dünyamizda kurulmasi bir hayal degildir. Dünyadaki nesnel gelisim gerçekten komünizmi pencereden baktiriyor, tabii görmek isteyen gözlere. Ayrica komüncü yoldaslarimizin yasamlarini seve seve adamalari, su andaki basibos gidisi gerçekten bilinçli bir gidise çevirip siniflari kaldirma çabamiz basariya ulastiginda gerçekten bosa gitmemis bir özveri olacaktir
72 gün yasayan dünyanin ilk isçi devletinin tarihini ve derslerini, bugün süren kavgamiza isik
tutmasi amaciyla baslattigimiz dizinin son bölümünü yayinliyoruz.
Mustafa Kiziltepe